Sound of Metal

Bu film de bana Letterboxd nin kazandırdıklarından. Açıkçası filmin oradaki tanıtımından çok, yorum yapanların birinin yazdıkları merakımı cezbetmişti, yoksa işitme duyusunu kaybeden bir bateristin hikayesi olarak geçince dram filmidir dayanamam diye izlemezdim. Ama yorum yapanlardan birinin kendi yaşadıkları ve filme duyduğu hayranlık beni çok etkiledi ve çok meraklandırdı. Şansıma Amazon Prime ‘da olduğu için kolaylıkla … More Sound of Metal

WolfWalkers – 2020

Be fierce.Be wild. Be free Bu çizgi filmi Letterboxd’da öne çıkanlarda görmüştüm. İsminden ve tanıtımından merakımı cezbetmişti. Daha önce “Wolf’s rain” isimli bir Japon animesi seyretmiştim. Kurda dönüşen bazı insanlarla ilgiliydi. İzlerken aynı zamanda aklıma “Kurtlarla koşan kadınlar” kitabını getirdi. Bu kitabı daha henüz tam olarak okuyamamış olsam da, yabani olarak değerlendirilen kimi kadınların doğa … More WolfWalkers – 2020

Call me by your name – 2017

Bu film o kadar çok karşıma çıktı ki, o kadar çok övülerek bahsedildi ki, artık izlemeye karar verdiğimde beklentilerim çok yükselmişti. Öncelikle belirtmeliyim ki beklentilerimi kesinlikle karşılamadı. Bu sanırım jenerasyon farkı denen beğeni farklılıklarından biri. Bunu Normal People dizisi ile de yaşamıştım. Film kısaca Toscana da 1983 yazında, profesör babasının yanına kısa dönem staj-asistan olarak … More Call me by your name – 2017

Nomadland 2020

Filmi bitirir bitirmez hislerimi not etmek istedim. Çünkü film çok güzeldi. Böylesine zorlamadan insanın kalbine dokunan filmleri çok seviyorum. Doğal diyaloglar, sakin oyunculuklar,  harika kadrajlar eşliğinde hayattan bir kesit sanki. Bir kayanın arkasında saklanan travma yok, geçmişin tozlu sayfalarında kalmış bir giz yok. Sadece herkesin kendi kalbinde sakladıkları kadar. Onu da aslında öyle sık, açıkça, … More Nomadland 2020

Much Ado About Nothing – Kuru Gürültü – 1993

Bu filmi ilk izlediğim zamanı çok iyi hatırlıyorum. Gazetenin “bugünkü filmler“  köşesinde küçük bir resmini görmüş, Keanu Reeves’in oynadığını okumuştum. Kostümlü bir filmde Keanu’yu izlemek ne harika olur, demiştim. Keanu vardı filmde ve onun için izlemiştim kabul, ama bu film sayesinde ondan başka harika oyuncuları tanınma şansım oldu. Üstüne üstlük bana Shakespeare için kocaman bir … More Much Ado About Nothing – Kuru Gürültü – 1993

Kötülere Övgü

The making of the mob, Mobsters, Godfather Neden böyle söyledim? Aslında Amerikan mafya filmlerini, ya da şöyle söylemeli, genel olarak mafya filmlerini sevmem. Çok gore, çok brutal gelir. 1920’ler dönem filmlerinde kostüm, dekor, ekrandaki vahşeti bir tiyatro sahnesi gibi, daha az gerçekçi kılıyor, ama günümüz filmlerine hiç tahammül edemiyorum. Bu filmlerde gerçek yaşam ile arasındaki … More Kötülere Övgü

Auntie Mame 1958

Bu filmi ilk ne zaman izledim. Açıkçası hiç hatırlamıyorum. Uzun yıllar olmuştur. O zaman bile tamamını izleyip izlememiş olduğumu hatırlamıyorum. Yıllar öncesinden aklımda kalan tek bir cümle vardı, “Hayat bir açık büfedir, bir şey istiyorsan gidip almalısın!!” Bu cümle o kadar hoşuma gitmişti ki, hatta filmin bir başında bir sonunda söylenip, biraz değişiklik göstermişti diye … More Auntie Mame 1958

Empire Records – 1995

Bazı filmleri galiba hangi yaşta ilk defa izlediyseniz, sonraki izlemelerinizde de o yaşa geri dönüyorsunuz. Tabi bir filmi birden fazla kez izleme alışkanlığınız varsa. Empire records 90’larda geçen, 90’larda çevrilmiş, 90’ların ruhunu anlatan bir gençlik filmi. Cine5 ‘in olduğu yıllarda, Cine5 bir filmi onlarca kez tekrar oynattığı için, herhalde her tekrarını kaçırmadan izlediğim, tam 90’larda … More Empire Records – 1995

Mary Shelley 2017

Gotik edebiyatı oldum olası severim. Şatolar, karanlık nişler, hayalet hikayeleri, vampirler. Bu yüzden bu konuda yazılanların hepsini okumamış olsam da aşağı yukarı bir fikrim vardır. Gotik deyince ilk aklıma gelen Drakula, Frakenstein, Edgar Allen Poe’nun korkutucu hikayeleridir. Özellikle Drakula ve Frakenstein’ın Lord Byron, Mary Shelley ve kocası ve tabi Bram Stoker ile aynı şatoda geçirdikleri … More Mary Shelley 2017