Snow White: A Tale of Terror -1997

Kırmızı başlıklı kızın hikayesinin farklı anlatımından sonra, gelelim Pamuk Prenses hikayesinin farklı anlatımına. Açık konuşmak gerekirse Benim Pamuk Prenses masalına sevgim Zeynep Değirmencioğlu ve Salih Güney ‘in oynadığı muhteşem Türk filmi uyarlaması ile başlamıştır. Bu film çocukluğumun efsanesidir ve herhalde yüzlerce kez izlemişimdir. Ama kırmızı başlıklı kızda bir kere tadını alınca, Pamuk Prenses: Bir Terör … More Snow White: A Tale of Terror -1997

Gerçek olması gereken hikayeler…

Bu gazete küpürünü kesip saklamıştım. Yıl 1996 olmalı. Benim için ne kadar büyük bir manası olacağını o zaman bilmeden yapmıştım bunu. Belki de bir ön his olarak büyük bir dünyaya gireceğimi bilmiştim. Yukarıdaki gazete yazısı, beni Yüzüklerin Efendisi’ni alıp okumaya yönlendiren, daha doğrusu Yüzüklerin Efendisi’ nden ilk defa haberdar olmamı sağlayan yazıydı. Üniversite ilk sınıftaydım, … More Gerçek olması gereken hikayeler…

WolfWalkers – 2020

Be fierce.Be wild. Be free Bu çizgi filmi Letterboxd’da öne çıkanlarda görmüştüm. İsminden ve tanıtımından merakımı cezbetmişti. Daha önce “Wolf’s rain” isimli bir Japon animesi seyretmiştim. Kurda dönüşen bazı insanlarla ilgiliydi. İzlerken aynı zamanda aklıma “Kurtlarla koşan kadınlar” kitabını getirdi. Bu kitabı daha henüz tam olarak okuyamamış olsam da, yabani olarak değerlendirilen kimi kadınların doğa … More WolfWalkers – 2020

Mary Shelley 2017

Gotik edebiyatı oldum olası severim. Şatolar, karanlık nişler, hayalet hikayeleri, vampirler. Bu yüzden bu konuda yazılanların hepsini okumamış olsam da aşağı yukarı bir fikrim vardır. Gotik deyince ilk aklıma gelen Drakula, Frakenstein, Edgar Allen Poe’nun korkutucu hikayeleridir. Özellikle Drakula ve Frakenstein’ın Lord Byron, Mary Shelley ve kocası ve tabi Bram Stoker ile aynı şatoda geçirdikleri … More Mary Shelley 2017

Vampirler (2) – Buffy the vampire slayer (veya neden Twilight vasat bir kopyadan başka birşey değildir…)

Vampirlerin benim için ne kadar önemli olduğundan sanırım ilk yazımda yeteri kadar bahsetmiştim. Vampirler… (1) Bu sebeple önemli konulara geçebilirim. Buffy The Vampire Slayer Buffy ilk 1992 ‘de film olarak çevrilmiş.1992 filmini sadece o dönemler Beverly Hills dizisinde oynayan Luke Perry’de filmde olduğu için biliyorum. İzlediğimi hayal meyal hatırlıyorum. Aklımda bir etkisi kalmamış. Sonrasında 1997’de efsane … More Vampirler (2) – Buffy the vampire slayer (veya neden Twilight vasat bir kopyadan başka birşey değildir…)

Ejderha Mızrağı Serisi

Ejderha Mızrağı benim için çok özel, çok sevdiğim serilerden biridir. Yüzüklerin Efendisini okuyup bitirdikten ve bittiği için ağladıktan sonra denk geldiğim ve beni kendine hayran bırakan bir seri. Ejderha Mızrağının ilk kitabı Güz Alacakaranlığının Ejderhaları ‘nı ilk gördüğüm ve aldığım zamanı unutmuyorum. Pek çok bilimkurgu ve fantastik romanı aldığım Kadıköydeki Penguen Kitapevinden almıştım. O zaman … More Ejderha Mızrağı Serisi

Robin of Sherwood

Robin Hood yine çocukluğumdan kalma efsanelerden biridir. Robinson Crouse ile beraber ilk okuduklarımdan… Sonrasında canım sıkıldıkça tekrar tekrar okumuş, en sonunda hep bir hüzünlenmiştim. Yıllar sonra maalesef elimdeki kopyayı ailenin küçük bireylerine bırakıp, kahramanımız Robin’in çeşitli dizi-film uyarlamaları ile yetinmiştim. Doğal olarak ancak o zaman Robin Hood’un farklı farklı kimlik uyarlamaları olduğunu öğrendim. Benim okuduğum … More Robin of Sherwood

The Witcher Serisi

The witcher (wiedzmin)  – Andrzej Sapkowski Witcher ‘ı uzun zaman kitap sitelerinden gelen reklamlarda görmüştüm. Son okuduğum fantastik kitaplarda hep aynı konular ile karşılaştığım için, kitap kapağını gördüğümde, öncelikle cadılar ile ilgili ama Drizzt Do’ urden’ e (Unutulmuş Diyarlar)  benzeyen beyaz saçlı bir elf de var galiba deyip burun bükmüş, taklittir, vasattır, beni fantastik edebiyattan … More The Witcher Serisi