Savaşçı Prensesler

Eskiden, yani küçükken prenses elbiselerine bayılırdım. Böyle fırfırlı fırfırlı, kabarık, fiyonklu, tüllü. Düşünebileceğiniz en kabarık etekler.

Küçük bir kızken en sevdiğim filmlerden biri Zeynep Değirmencioğlu’nun oynadığı Pamuk Prenses filmiydi. Pamuk Prensesin cücelerin ona yaptığı tüllü kabarık kıyafeti benim için gerçek bir  prenses kostümüydü. Şimdi bakınca korkunç geliyor ama işte, çocukluk… Pazarlarda satılan tüllü çocuk gelinliklerine bayılır, anneme alması için tuttururdum. (Almadı)

Prenseslerin prens tarafından kurtarılacak peri kızı hikayelerine sevgim, Altın yayınevinin Altın Masallar ismiyle yayınladığı Grimm Kardeşlerin masalları ile devam etti. Ama beni rahatsız eden bir şey vardı. Mesela hani bir prensin evine konuk olan prenses masalı vardır ya, 50 tane şiltenin altına konmuş 3 bezelye miydi, neydi , onu hissetmiş de gece uyuyamamış. Onun rahatsız olup uyuyamamasından kızın prenses olduğunu anlıyorlardı.  O zaman da tam sevemediğim hikaye, şimdi düşündüğümde kızların nazik bir prenses olabilmeleri için böyle tuhaf hassasiyetler göstermesi gerekiyor gibi algılamış küçüklük halime dokunmuş olmalı. Belki de ondan, basit konularda mızıklanan kızları gördüğüm zaman içimden ‘prenses sendromu’ deyip geçiyorum.

Beni kabarık elbiseli nazik prenseslerden savaşçı, elinde kılıç tutan prenseslere yönlendiren tetik tam olarak neydi hatırlayamıyorum. Kılıçları severdim. Onu biliyorum. Bazı bazı dizi/filmlerde savaşçı kadınları görmem, onların çok havalı olduğunu düşünmem bu konsepti bana ısıtmış olabilir.

Robin of Sherwood mesela. Geriye dönüp baktığımda savaşan ama bir yandan da dal gibi incecik, zarif bir kadındır Lady Marian. Dizinin başında kurtarılacak bir lady iken sonrasında bir savaşçıya evrilmiştir hafiften.

Arnold Schwarzenegger’in oynadığı Conan filmlerinde savaşçı kadınlar vardır. Ama en iyi hatırladığım 1985 yapımı Kızıl Sonja’dır. O ilkel zamanların kaya gibi sağlam gözüken kadınlarındandır. Canlandıran Brigitte Nielsen’un yapısı da bu havayı tamamlar.

Öncesinde Amazonları da duymuşumdur muhakkak. Savaşan kadınlar kabilesi.

Ama esas kadın savaşçı deyince benim yaş grubumundakilerin ilk aklına gelecek olan Savaşçı Prenses Xena olacaktır kesinlikle.

Xena ve Herkül dizileri, zamanında epey meşhur olmuş, mitolojinin her bir yanından (Yunan, Roma, Hint gelişine) beslenmiş yılan hikayesine dönmüş senaryosu ile bir şaheser değildir kesinlikle ama benim gibi insanlara genel kültür açısından büyük bir merak kaynağı olmuştur. Bu dizide duyduğum Yunan mitolojisi karakterlerine tek tek ansiklopedilerden baktığımı hatırlıyorum mesela. Ama konumuz bu değildi. Konumuz savaşçı prenseslerdi. Aslında Zeyna bir prenses değildir. Zamanında bir köylü kızı iken, hayat onu bir eşkiya grubunun dövüşçü lideri noktasına kadar getirmiştir. Kılıcı, bumarenga benzer yuvarlak el aleti, göğüslerinin arasına sıkıştırdığı mini bıçağı ile bir kadın gücü sembolüdür.

Sonra aklıma gelen karakter Buffy olur. O da sarışın, çıtı pıtı görünüşüne karşın, doğa üstü gücü ve karizması ile güçlü, dövüşen kadınlara iyi bir örnektir.

Bir varmış bir yokmuş masallarındaki nazik prenseslerden sonra Shrek’deki Fiona karakterinin bu kadar tatlı gelmesi boşuna değildir. Fiona ‘yalnız bir kadın kendini korumayı öğrenmelidir’ şiarı ile yollarını kesen Robin Hood ve adamlarını kendi başına tepeleyince, güzelliğinin yanı sıra karizması tavan yapar. Devam filmlerinde yer bulan Pamuk Prenses, Külkedisi ve Uyuyan güzel gibi karakterlerin de bir saldırı gücü geliştirmiş olmaları manidardır. 

Arada, ilk lisedeyken izlediğim ama sonra ne zaman tekrarına denk gelsem baktığım Roses of Versailles isimli çizgi filmdeki babasının oğlan gibi yetiştirdiği Oscar karakteri çıkar. Her ne kadar erkek gibi yetişmiş olsa, kendisine duygularını itiraf edemese bile, kadınlığı ile tarihe etki eden bir (kurgu) karakter.

Yüzüklerin efendisinde Eowyn karakterinin kılıç kuşanıp erkeklere sefere gitmek istemesi, yüreğinde mangal taşıyan kadınlara bir örnektir. ‘Yüreğim soğuyup büyük şeyler yapma cesaretini kaybetmeden’ tavrı. (Filmdekinin aksine romanda Arwen’i kılıç kuşanmış görmeyiz. Bu yüzden sadece Eowyn’den bahsedebiliriz.)

 70’lerde 80’lerde yazılmış Ejderha mızrağı serilerinde dövüşen karizmatik kadınlar çoğalır. Bunlardan bazıları zorlu şartlarda büyümüş, daha kaba kadınlar olsa da hem zerafet misali olacak kadar narin gözüküp, hem de çelik kadar sağlam olan elf prensesi Laurana bunlara iyi bir örnektir.

Anime ve çizgi filmlerde dövüşçü kadınlar daha fazladır. X-men’in çizgi filmindeki Rouge karakterinin acayip güçlü olmasını çok sevdiğimi hatırlıyorum. Ama o ve diğer mutant kadınlarda süper güçler olduğu için çok da diğer kadınlar ile aynı grupta değerlendirmek doğru gelmiyor.

Ellerindeki kılıç olmasa da sinema tarihinde güçlü, mert kadın karakterlerden unutulmaması gereken iki kişi daha var tabi. Sarah Connor (Terminator) ve Ripley (Alien)

Küçüklükten izlediğim veya okuduğum ilk örnekler bunlar.

Tabi savaşçı kadınlar dünyası çok geniş aslında. Jeanne d’arc, Viking kadın savaşçılar, Anne Boleyn gibi korsan kadınlar, Boudicca Kelt kraliçesi birkaç gerçek yaşam örnekleri.

Bu insanlar roman ve filmlerdeki karakterlere ilham vermiştir. Ama herhalde ilk ilhamlar Yunan Tanrıçaları Athena ve Artemis olsa gerek.

Bir kadın olarak güçlü, kendi işini kendi halleden, ama bir yandan dişiliğini de unutmayan, dertlerinin sadece 3 bezelye veya elbisesinin fiyongu olmayan, bir kere prenslerini bulduktan sonra saraylarına kapanmayan bu karakterleri çok seviyorum.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s