Silmarillion ve Güç Yüzüklerine Dair

Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit’i okuduktan sonra yayınevleri tarafından Tolkien ile ilgili ne basılsa alıp okumaya çalışmıştım. O zamanlar internet bu kadar kolay ulaşılabilen bir alan olmadığı için hangi kitaplar Orta Dünya evrenine aittir çok da bilemiyordum ve kilit kelime Tolkien idi. 

İlk bir iki kitap orta dünya ile alakasız çıkmış olsa da (Masallar, Peri masalları üzerine) en sonunda Silmarillion ile doğru dünyayı bulmuştum. Gel gör ki bunda da baltayı sert taşa çarpmış olduğumu sonradan fark edecektim.

Silmarillion’u bilen bilir. Okuması (en azından ilk başta bana öyle gelmişti) çok da kolay bir yapıt değildir. Yüzüklerin Efendisi’nden sonra yepyeni karakterler ve farklı bir anlatım yolu izler. Hele ki basit bir Hobbit öncesi tarihçesi bekleyen benim gibilerin karşısına bir anda beklemediğim derinlikte sular olarak çıkmıştır.


Silmarillion, Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit ‘de bazen bir şarkı bazen bir hikaye ile bahsi geçen Orta Dünya tarihinde yaşanmış olaylara, şahıslara dair bir vakainamedir aslında. Yayınevleri kitap satışını garantilemek için meşhur olan tanım neyse onu kullandıklarından, tanıtımlarını görünce Yüzüklerin Efendisini özlemiş bünyeme ilaç gibi gelmesi için hemen bu yeni kitaba saldırmış ancak beklemediğim şekilde kitabı elime ilk aldığımda oldukça zorlanmıştım.

Bir kere bütün isimler birbirine benziyordu. Arada Yüzüklerin Efendisindeki isimlere de benzettiklerim olunca, tarihler kafamı karıştırmaya başlamıştı. Mesela, kötü karakter Melkor, Morgoth oldu ama Morgoth Yüzüklerin Efendisi’ndeki Morgoth değildi. Ama Morgoth’da Silmarilleri çalmıştı. 3 tane olan Silmarilleri ilk başta Yüzüklerin Efendisinde bahsedilen 3 elf yüzüğü olarak yorumlayınca, bir anda tarih perspektifimi kaybetmiştim. Sonra ilerledikçe anlaşıldı ki Yüzüklerin efendisindeki kötülük, ilk kötü Morgoth değil, onun yaverlerinden biri Sauronmuş ki o, bu romanda ufak bir yan karakter olarak yer bulabilmişti ancak.  Silmariller de yüzükler değil, bambaşka mücevherlermiş meğer.

Elflerin ayrı soyları olması, isimlerinin kah farklı bir ünvan kah farklı bir lakap alması veya isim değiştirmeleri ile kafam çorbaya dönmüştü. Neyseki kitabın arkasında bir sözlük vardı da sürekli oraya dönerek kitabı okuyabiliyordum ama aynı girişleri tekrar tekrar okumaya başladığımda zorlandığımı farkettim.

Sanırım orjinali Silmarillion adı altında tek kitapta olmasına karşın, 6:45 yayınlarının (ticari?) bir tercihi olarak Türkiye’deki ilk basımında ana roman ikiye bölünerek, ikinci kısım “Güç yüzüklerine dair” isimli ayrı bir kitap olarak yayınlandı. (İthaki’nin bastığı Silmarillion’da nasıl bilmiyorum, yeni baskıyı almadım). Açıkçası bu, kitabın okunmasını hiç de kolaylaştıran bir uygulama olmamıştı.

Elflerin soy ağaçları, insan soylarının olaya katılması, orta dünyanın sürekli değişen haritası yetmezmiş gibi bir de denizin ortasında yükseltilen ada derken, böyle geniş bir dünya kurabildiği için Tolkien’e sonsuz bir hayranlığım oluştu oluşmasına ama kolay anlayamadığım ve karakterlerin, dağların, nehirlerin isimleri aklımda kalamadığı için kendime sinirlenmeye başladım.

En sonunda Silmarillion ve arkasından çıkan Güç Yüzüklerine Dair adlı kitapları kendim notlar çıkartarak, ayrı bir defter tutarak okumanın daha mantıklı olduğuna karar verip, kendi tarih fihristimi, haritalarımı oluşturmaya başlamıştım. Bunun bir sebebi de sonradan çıkan Kayıp Öyküler, Bitmemiş Öyküler gibi kitaplardaki geçen vukuatlarda hangi olay neyden önceydi sonraydı kolay ulaşma isteğimdi. Çünkü okuduğum her yeni kitapta tarihi anlamaya çalışırken kafam zaten karışık olan öykü ile daha da fazla karışıyordu. Üstüne bir de Türkçe’ye çevrilmeyen diğer kitapların varlığı, Türkçe’ye çevrilirken veya basılırken karıştırılan düzenler derken hangi kitap hangi sırada okunmalı kafamda oturtamıyordum. Hala notlarımın hepsini temize geçirememiş olsam da, Orta Dünya destanının sırasını epey iyi öğrendiğimi sanıyorum. Bazı konuları, Star Wars gibi çok sevsem de en ince detayını merak etmem, üstünkörü bilmem yeter, ama bu konuda en küçük bağlantıyı dahi öğrenmek, tek bir adamın zihninde kurgulanan, başka yazınlardan esinler almış, başka efsanelere benzetilmiş olsa da ırkları, dilleri, haritaları ile kurgulanmış bütün bir tarihçesi olan bu dünyayı tamamen kavramak istedim.

Sonradan anladığım kadarı ile Tolkien’in oğlu Christopher’ın babasının notlarından çıkartarak toparladığı Orta Dünya tarihine ait diğer kitaplar aslında bildiğimiz üç ana kitaptaki (Silmarillion, Hobbit, Yüzüklerin Efendisi) hikayelerin detaylandırılmasına, geçmişi, duyduğumuz efsaneleri değişik bilgiler ile genişletmeye veya Tolkien’in taslaklarından bahsederek yazım sürecini anlatmaya yönelikmiş. Bunların çoğu henüz Türkçeye çevrilmedi maalesef. Özellikle “Atlas of Middle Earth” yani Orta Dünya’nın Atlası isimli kitabın basılmış ve Silmarillion’u okurken elimin altında olmasını çok isterdim.

Amazon’nun Silmarillion’u dizi yapacağını duyunca biraz endişelenmedim değil. Dizinin ana konusunu “Silmariller”den alacağını düşündüğümden, nasıl olacak ki, bu kadar karışık bir dünyayı nasıl anlatacaklar demiştim.

Dizinin fragmanlarını görünce ve sadece Güç Yüzükleri ifadesini görünce, dizinin aslında kitabın küçük bir kısmını kapsayacağı şeklinde yorumlayıp nispeten rahatladım. Ama yine de hatırlamak için şu sevgili tarihçelerime bir bakayım, arada alıp okumaya vakit ayıramadığım yeni kitapları bitireyim dedim.


Silmarillion

Bir yaratılış efsanesi

Önce Eru vardı. Tek olan, Arda’da İluvatar diye isimlendirilen, ve ilk önce düşüncesinden doğurduğu Ainur’u, ‘Kutsal olanlar’ı yarattı ve onlar hiçbirsey yaratılmadan önce onunlaydılar.

İlk bölüm yani Ainulindale güzeldi. Kısa cümlelere başlıyordu. Nispeten anlaşılıyordu. Mitolojiye de meraklı olduğum için bir yandan tek Tanrı ve meleklerine benzer bir formatta sunulan yaratılış efsanesi ile Yunan ve Nordik sagalarda geçen tanrı-insanlar suretinde  karışık canlandırma hoşuma gitmişti. Biraz biraz mekan isimlerini karıştırmaya başlamış olsam da , elflerin uyanışınına kadar karakter sayısı limitli olduğu için idare etmiştim. Lakin, elfler,cüceler ve insanların uyanışı işleri hızlıca karıştırdı.

Silmarillion’u okumanın bir diğer zorluğu da haritaların farklılığıydı.  Kitabı okurken sürekli ileri – geri gidip haritaları kontrol etmekten, bu haritalarda geçen yer isimlerinin Hobbit ve Yüzüklerin Efendisindeki yerlerden neresi olduğunu anlamaya çalışmaktan hikayeye konsantre olamıyordum. Bir türlü mekanları kafamda canlandıramıyordum.

Silmarillion ‘u ilk defa okuyacak bakir gözlere en önemli tavsiyem; Okumaya başlamadan önce Hobbit’i ve Yüzüklerin Efendisini unutun. Bu kitaplardaki haritalara bakmayın, elflerin veya insanların secerelerine takılmayın. İsimlerden, özellikle uzun yıllar yaşayabilen elflerin isimlerinden bazıları tanıdık gelecek, ama önemli değil. Haritalardaki isimler tanıdık gelecek, ama bu da önemli değil. Silmarillion’nun ilk bölümündeki Orta Dünya’nın en doğusu Yüzüklerin Efendisinin batısı olacak. Yani deniz karanın büyük bir kısmını alacağından, mekanları eşleştirmeniz mümkün olmayacak. Bunu bilerek okumaya başlayın.


Silmarillion kitabı birkaç bölümden oluşur.

İlk yaratılış ; İlk müziğin çalınışı. Dünyanın tüm hikayesinin müzik ve şarkı olarak çalınışı ve yaratışı.

Lambaların çağı; Ainur’ların dünyada gezindiği, henüz canlıların hareketlenmediği dönem. Işık iki sütun üzerindeki lambalardan sağlanır.

Ağaçların çağı ; Ainur’ların Aman isimli adaya çekilişi ve iki ağacın yaratılışı. Topraklara ışığı bu iki ağaç sağlar. 1500 senelik bir dönemdir.

Güneş ve ayın yaratılışı ile yılların sayımı: Ağaçların yok edilmesinin ardından güneş ve ayın yaratılışı ile 590 sene sürecek 1. Çağ başlar.

Birinci çağ süre olarak kısa gözükse de Tolkien’in yazdıklarının yoğunluğu ile oldukça uzun gelir. Birbirine bağlı, ucundan bucağından dokunan birçok karakter, mekan ve savaşlar içerir. Elfler ve ikinci doğanlar olarak adlandırılan  İnsanlar ile beraber genişleyen soyların ağaçları, Melkor’un kötü yaratıkları ile girdikleri savaşlar ve muharebelerden sonra öne çıkan bazı karakterler, öyküler, şehirler ile dolar.

İlk başta sadece, Valar veya Ainur denilen iyi ve köyü tanrımsı varlıkların etkileşimleri ile ilgilidir. Sonradan ilk doğanlar denilen Elflerin uyanışı ile hareketlenen efsane, Valar’ların elfleri rahat bırakması için Melkor ile yaptıkları savaş ve onun ilk zincirlenişi ile devam eder. Melkor’un büyük ihanetinin ardından, güneş çağının başlaması ve kutsal topraklardaki elflerin Orta Dünya’ya dönüşü ile hikaye farklı bir yöne kayar.

Temelde Orta Dünya’da dengeleri değiştiren 5 savaş olur. Bunların ardından gerçekleşen son savaş yeryüzünü de değiştirerek birinci çağı sonlandırır. 

Büyük bir savaş ile neticelenen ve elflerin hakimiyeti ile geçen birinci çağın devamı, yıl sayımına sıfırdan başlayarak ikinci çağ olarak devam eder. İkinci çağ 3441 sene sürecektir.

Güç Yüzüklerine Dair

İkinci çağı anlatan bu kitap aslında Silmarillion’un normal baskısında 4. ve 5. bölüm olarak yer alır. Birinci çağı sonlandıran büyük savaştan sonra yerküre şekil değiştireceğinden Yüzüklerin efendisinden bildiğimiz haline çok yakın bir hal alan haritalar bu çağda başlar. [Artık yer isimlerini eşleştirmeye çalışmaya başlayabilirsiniz. Ama Yüzüklerin Efendisinin geçtiği üçüncü çağ’da yıkılmış olan şehirlerin henüz kuruluş aşamasında olduğumuz aklınızın bir köşesinde kalsın.]

Akallabeth

Bu bölüm Numenor diye bilinen, insanlar için denizin ortasında yükseltilmiş adanın ve Aragorn’un soyu olacak Dunadain’in geçmişini anlatır. Bir nevi Numenor’un yükselişi ve düşüşü diye özetlenebilir. Aslında sonraki bölümle birbirine dolanmış bir hikayedir. Sauron burada sahne alır ama hikayenin ilk kısmında yani yükseliş kısmında yenilmiş, tutsak alınmış bir karakter olarak yer alırken, aslında kalleşlik etmek için insanlar arasına geldiğini öğreniriz. Bu aşamada çoktan yüzükler yapılmıştır aslında.

Güç Yüzükleri

Devam bölümü olan Güç Yüzüklerine Dair’de ise hikayenin kötü karakteri yüksek varlık olan Melkor yerine geçen yaveri Sauron’u anlatır. Aslında hikaye bir nevi birinci çağ’da yaşanan bazı olaylara benzer. Birinci çağ’da Silmariller üzerinde dönen hırs, ikinci çağ’da Sauron tarafından dünya üzerinde güç elde etmek isteği üzerine yüzüklerin yaratılışı ve kaybedilişinin kısa hikayesidir. Sauron kandırdığı elfler ile çeşitli yüzükler (9 yüzük insanlara, 7 yüzük cücelere) yapar, onlardan gizli bir de tek yüzüğü kendi başına yapar. Aldatıldığını anlayan elflerin Sauron’a açacağı savaşta Numenor insanları ile beraber Sauron’u yenmiş olsalar da, tutsak edilen Sauron’un Numenor’a götürülüşü ile kibir ve nifak tohumları insanlar arasına yayılacak, bu da Numenor’un düşüşüne kadar gidecektir. Buradan sonra artık Yüzüklerin Efendisi filmlerinden hatırlayacağımız Elflerin ve İnsanların son ittifakına gidecek olan savaşa ve yüzyıllar sonrasındaki Hobbit’e uzanan yol çizilmiş olur.


Amazon ‘un yaptığı dizinin işte bu ikinci çağ’da geçeceği söyleniyor. Güç yüzüklerinin yapılışı ve dağıtılışı ile yüzüklerin verildiği kişilerin bozulmaları, Numenor yüksek krallarının karakterlerinin bozulması ve Numenor’un yıkılışını içereceği beklenmekte.

Oyuncu listesine göz attığımda Elrond, Galadriel gibi tanıdık isimler gözüküyor. Tabi Yüzüklerin Efendisinden en az 4000-5000 sene öncesinde geçtiği için onlarında gençlik zamanları olması gerekir. Sanırım süreleri biraz daha kısa tutarak, diziyi daha kompakt yapmak istemişler. Bu yüzden herhalde yıllar arasında roman ile dizi farkı olacaktır.

Dizinin ilk fragmanları beni çok heyecanlandırmadı ama izleyeceğim elbette. Farklı tipte insanların rollere seçilmesi tuhaf gelmedi değil ama önyargılı olmamak lazım değil mi?

Açıkçası ilk düşündüğüm gibi yaratılıştan başlamamalarına bir yandan sevindim, bir yandan hayal kırıklığı hissettim.

Sevindim çünkü günümüz izleyicilerini bir anda sıfırdan hikayeye çekmeye çalışmaktansa, yavaş yavaş geri dönüşlerle tarihçeyi anlatmak çok daha akıllıca. Okur insan sayısı azaldıkça, Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit’i sadece filmlerden bilenlere eski tarih çok karışık gelecektir.

Üzüldüm, çünkü özellikle şu son aylarda daha detayını okuduğum Birinci çağ’daki müthiş hikayelerin, Beren ile Luthien’in veya Gondolin’in düşüşünün, Tuor’un Ulmo ile karşılaşmasının görselleşmiş halini izlemeyi çok isterdim. Belki, bir umut, geriye dönüşler şeklinde sahneler çekerler veya bu dizi çok tutarsa, bir de birinci çağı ayrıca çekerler.

Gerçi fantastik edebiyatı sevmeyen ve önyargılı olan bu diziye zaten bakmayacaktır ama popüler olursa belki sırf sosyal ortamlarda konuşmak için izleyenler çıkacaktır. Onlardan da onda birini fantastik dünyaya çeksek, hiç yoktan iyidir.

Birinci çağ ile ilgili diğer kitaplar ile yazıma devam edeceğim… –> Orta Dünya Tarihine Dair

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Silmarillion ve Güç Yüzüklerine Dair’ için 3 yanıt

  1. Hala Silmarillion kitabını açıp okuduğum olur. Bir evren kurmak nasıl şekillendiğini görmek kurguya dair her şey bu kitapta mevcut. Çok güzel anlatmışsınız.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s