Vampirler (2) – Buffy the vampire slayer (veya neden Twilight vasat bir kopyadan başka birşey değildir…)

Vampirlerin benim için ne kadar önemli olduğundan sanırım ilk yazımda yeteri kadar bahsetmiştim. Vampirler… (1)

Bu sebeple önemli konulara geçebilirim.

Buffy The Vampire Slayer

Buffy ilk 1992 ‘de film olarak çevrilmiş.1992 filmini sadece o dönemler Beverly Hills dizisinde oynayan Luke Perry’de filmde olduğu için biliyorum. İzlediğimi hayal meyal hatırlıyorum. Aklımda bir etkisi kalmamış.

Sonrasında 1997’de efsane bir dizi olarak tv ile geri dönmüş. Türkiye ‘de diziyi o zamanlar Kanal E, sonradan Cnbc-e olan kanal gösteriyordu. Her pazar saat 20:00 de. Unutmam mümkün değil. Ya cumartesi ya da yine pazar gündüz kuşağında da tekrarı oynardı. Sonrasında Angel başladığında o da ardından, saat 21:00 de başlardı. Efsane Pazar geceleri.

Buffy’yi ilk bölümden itibaren tek bölüm kaçırmadan izledim. Çok çok çok … daha ne kadar çok denebilirse o kadar çok sevdiğim bir dizidir. Ardılı Angel’ı da sevsem de Buffy ilk göz ağrımdır.

Dizi, filmden sonra Buffy’nin, annesi ile beraber Sunnydale isimli kasabaya taşınması ile başlar. Yeni okuluna başladığında tüm bu vampir avcılığı saçmalıklarından uzaklaştığını sanmaktadır ama aslında kütüphaneci onu karşılamak için çoktan görevlendirilmiştir. Buffy ilk başta vampir avcılığı görevini üstlenmek istemese de, kendini ve sevdiklerini korumak için bu görevi yerine getirmek zorunda olduğunun farkına varıp çeşitli yaratıklar ve vampirlerle savaşmaya başlar.

Review_73_Photo_1_-_Buffy,_the_Vampire_Slayer,_Season_1_(1997)-big_1000_420_90_c1

Bu savaşında yanında yol arkadaşları da olacaktır. Aslında Buffy avcılık öncesi yaşamında okulların, ponpon kızlar gibi, popüler gruplarında olsa da, bu vampir olayları sebebi ile okulların  “freak” denilen popüler olmayan şeylere ilgileri olduğu için tuhaf diye ayrıştırılan insanlar grubuna dahil olur, daha doğrusu itilir. Onların içinden kendine ilerleyen yıllarda hiç kopmayacak bir arkadaşlık sağlayacak Willow ve Xander ile yakınlaşır.

Hani gençlik dizileri vardır. Bir grup insan yakınlaşırlar, arkadaşlıkları test olur zamanla falan filan, Dawson’s Creek, OC, Friends, How I Met your mother vs. Bunların hepsi güzel diziler olabilir, ama Buffy de izlediğim için sanırım bana diğer dizilerdekiler hep tekrarmış gibi gelir. Buffy ‘de tüm arkadaşlıkların testi, doğaüstü olaylar içerisinde gerçekleştiğinden – sırtlana dönüşen veya wicca ve cadılığa gömülen bir arkadaş, vampir bir erkek arkadaş, büyüyle gelen bir kızkardeş gibi- çok daha eğlenceli ve sürükleyici gelir. Tabi doğa üstünü ilginç buluyorsanız. Yok hayatı olduğu gibi görmekten zevk alan düz mantıkta biriyseniz, size anlamsız gelebilir. O zaman zaten bu diziye hiç bakmayın daha iyi.

Buffy 7 sezon sürdü. Sonrasında bir de çizgi roman şeklinde 8. sezonu yapıldı. Devamı olmadı diye biliyorum. 8. sezonun maalesef çok az bir kısmına erişimim olabildi. Okuduğum kadarı, dizi kadar olmasa da güzeldi tabi.

Buffy’i bu rolde harikalar yaratan Sarah Michelle Gellar canlandırır. Aslında diziyi ilk başlarda izlerken, özellikle çok komik gelirdi, ufak tefek kız , sarışın, makyajlı, gece sokaklarda vampirlerle dövüşüyor falan, klasik uyduruk amerikan dizi klişelerine benzer ama yıllar geçtikçe tuhaf bir şekilde sempatik gelmeye başladı. Bölümleri tekrar tekrar izledikçe favori anlarım, yüz ifadeleri olmaya başladı.

Buffy’ den bahsedip, Willow’ dan bahsetmemek olmaz. Willow gençlik dizilerinde tam böyle silik, inek tip diyeceğimiz bir kız gibi görünmesine karşın, ilk baştan itibaren aslında çok da cesur bir kız olduğunu gösterir. Buffy’ nin hep en yakın arkadaşı olacaktır. İtilse kakılsa da kendi fikrini söylemekten geri durmaz. İlk başta çocukluk arkadaşı Xander’a aşık olup, onan takık olsa da ilerleyen bölümlerde kendi kimliğini bulacaktır. En sevdiğim bölümlerden bazıları , sonrada bir kurt adam olduğunu anladığımız Oz (Seth Green) ile yakınlaşmasının başladığı bölümlerdir. Sonrasında bir lezbiyene dönüşür – ki bunu çok manasız bulmuştum – ama sanırım diziye olan sevgim bu değişime de bir yer buldu. (Mesele tabi ki lezbiyen olması değildi. Sadece Willow karakterinin bu değişimi tuhafıma gitmişti. Bir de galiba Oz ile çift hallerini çok seviyordum.) Alyson Hannigan ‘ın How I Met Your Mother’dan önceki en bilenen rolü olduğundan, yeni dizisinde onu o kadar farklı rolde görmek tuhafıma gitmişti. Ama kendisi harika bir oyuncu olarak o dizi ile de , belki Buffy’dekinden daha fazla kafamda yer aldı.

Xander Buffy’ nin ilk baştan itibaren en yakın arkadaşlarından biri olur. Aslında ilk başta Buffy’ e ilgisi vardır ama Buffy’nin gözünün Angel’dan başkasını görmediğini , Angel resimde olmasa bile Buffy’ nin onu arkadaştan öte görmeyeceğini anlayınca işler değişir. Aslında Buffy’ nin çevresindeki insanlardan en az doğaüstü yetenekli olanıdır, ama zaten Xander’ın görevleri daha çok kas gücü ve kalp gücüdür. O ilgisi, arkadaşlarına sevgisi ile gruba güç verir, onları karanlıktan çekip çıkartır.

Kütüphaneci Rupert Giles. Anthony Stewart Head’i Merlin dizisinin asabi kral Pendragon’u olarak sonra gördüğümde bu roldeki (çoğunlukla) mülayim, kızdığı zaman bile sessiz kızgınlığı ile hatırlıyorum. O kadar doğal oynuyordu ki Buffy’de bir aktör olduğunu unutup, adamı gerçekten Giles olarak görmekteydim. Kütüphanecilik konsepti dizi ilerledikçe genişleyerek, bir nevi gizli bir örgüt haline gelmesi, sonradan o örgütten kopma alt hikayesi ve kendi wicca malzemeleri satan büyü dükkanını açması onun hikayesindeki tuhaf virajlardır.

Ve Angel. O güzel Angel. David Boreanaz. Hele o ilk sezondaki çiroz hali. O kadar, o kadar yakışıklıydı ki. Buffy ve Angel’ın ilk yakınlaşmaları, Angel’ın Buffy’e karşı savunmasızlığı beni benden almıştı. Buffy’nin onun vampir olduğunu öğrenmesi, Angel’ın üzerindeki lanet, o ilk geceleri ve sonradan olanlar. İlk iki sezonu efsane hale getirmişti.

MV5BNjYzYzVjNzktMWExNS00MzFiLWI2ODMtMWJmZjExMzdlZWQwXkEyXkFqcGdeQXVyNTY3NTQ4NzY@._V1_

Angel karakteri o kadar tuttuktan sonra 3. sezonun sonunda diziden ayrılıp, Los Angeles’a taşınmıştı. Arada yine Buffy ile beraber bölümleri oldu, birbirlerini ziyaret ettiler ama hiçbirşey eskisi gibi olmadı. Angel dizisinden sanırım ayrı olarak bahsederim ama Buffy’den taşınan diğer karakter Cordelia ve onun hikaye örgüsünden pek haz etmediğimi eklemem lazım.

Spike. Spike. Spike. Spike ile ilgili o kadar kafam karışık ki. İlk başta kötü olarak hikayeye katılan Spike için anlatılan efsanelere karşın bir o kadar beceriksiz bir kötü ile karşılaşırız. Bana kötüden ziyade komik bile gelir. Aslında kötüler arasında gerçekten pislik yapmak için kötü olan çok dürüst bir kötüdür. Örneğin Cehennem Ağzı’nı açıp dünyayı cehenneme çevirmek isteyenlere karşı, ben dünyanın bu halini seviyorum neden bunu bozup zevkimi kaçırayım tavrını alır. Öte yandan insanları öldürmekten çekinmeyen, hatta iki tane avcıyı  bizzat öldürmüş olan bir vampirdir. Sonradan Buffy’e aşık olması, aralarındaki cinsellik (ki dizinin bir-iki bölümü cnbce ye kapatma cezası getirmişti, aslında şimdiki hbo dizilerine göre ne kadar masum kalıyor bu sahneler) ve Buffy için yaptığı tercihler. Belki Angel’dan bile daha fazla kendini Buffy’e adayan bir vampir olur. Bu karakterin kötü iken bile bu kadar sevilmesinde tabi ki canlandıran James Marsters’ın hakkı çoktur. O hem pislik, hem de duygusal çocuk, hem bir rockçı havasını ondan daha iyi kim verebilirdi ki?

Buffy-Angel-Spike-Featured

Buffy’e dönersek. Efsane der ki, her dönemde sadece bir avcı olabilirmiş. O avcı ölmeden yerine yenisi gelemezmiş. Ve ancak önceki öldükten sonra yeni avcıya doğaüstü güçleri (çok daha hızlı, çok daha kuvvetli) geliyormuş. Tabi Buffy dizinin sezonları boyunca ara ara öldüğü için, arada ek bir avcı hep gelir. Son sezona kadar. Son sezonda olaylar oldukça karıştığından, o sezonu hariç tutabiliriz sanıyorum.

Buffy’nin düşmanlarına gelirsek, ilk sezon çoğunlukla Baş Vampir, Master denilen vampir ile Sunnydale ‘de bulunan Cehennem Ağzı’nın açılmaması için savaşı ile geçer.

İkinci sezona unutulmaz kötü çift Spike ve Dursilla gelir. Bir müddet Spike ile uğraşan Buffy bu sezonda çok daha korkunç bir kötü ile karşı karşıya gelecektir. En büyük aşkı, ilk beraber olduğu erkek Angel. Onunla savaşı ne etkileyici olacaktır! Willow ‘un ilk aşkı Oz’da bu sezonda katılır.

Üçüncü sezon kötü Belediye Başkanı ve Buffy’nin diğer bir avcı Faith ile ilişkisi devam eder. Bu sezon sonunda ki, lise mezuniyeti oluyor, mezuniyet töreninde sınıf arkadaşlarının Buffy’e özel bir hediye vermeleri hala beni çok duygulandırır.

“Yakın arkadaş değiliz.”

“Çoğumuzun seni tanıma fırsatını bulamadı.”

“Ama bu seni fark etmediğimiz anlamına gelmiyor.”

“Fazla konusunu açmayız ama…Sunnydale Lisesinin diğer liseler gibi olmadığı bir sır değil.”

“Bir sürü tuhaf şey olur burada.”

“Ama ne zaman bir sorunla karşılaşsak ya da tuhaf bir şey olsa…ortaya çıkıp durdurdun.”

“Buradaki çoğu kişinin ya hayatını kurtardın…ya da yardım ettin.”

“Sunnydale mezunları tarihinde ölüm oranı en düşük devrenin…1999 mezunları olduğunu gururla söyleyebiliriz.”

“Ve en azından bir parçasının senin sayende olduğunu biliyoruz.”

“Mezunlar olarak sana teşekkürlerimizi sunup…bunu vermek istiyoruz.

“Hepimizden. Ve şöyle yazdırdık.”

“Buffy Summers, Sınıf Koruyucusu.”

 

Dördüncü sezonda artık Buffy Üniversiteli, bekar bir kızdır. Angel gitmiştir. Artık kampüste avcılık yapmaktadır. Kampüsteki tuhaf askerler ve Türkçeleştiremeyeceğim Initiative denilen organizasyon ile ilerler sezon. Aslında bu sezonu ilk başta epey sevmiştim. Üniversite hayatına adapte olma, yeni insanlar, yeni ilişkiler, ama son kötünün ortaya çıkışı biraz tempoyu düşürmüştü bence. Ama bu sezonda kesinlikle çok sevdiğim, unutmadığım bazı bölümler de var. Efsanevi bölüm “Hush”. Gerçekten korkutucu bir bölümdü.

Beşinci sezon Dawn’ın yani Buffy’nin kızkardeşinin ortaya çıktığı sezon olur. Dawn genelde çok manasız bulduğum bir karakter olur. Tabi hikayeye katılma şekli de hikaye ile ilgili olduğundan çok fazla bir şey anlatamam ama dizinin kötü karakterinin asıl Dawn’ın peşinde olması, yine Cehennemin sınırlarını açıp, dünyaya kötülük getirmek isteyen bir şeytani tanrı ile savaş olacaktır. Bu sezonda artık Spike’ın Buffy’e aşık olduğunu farketmesi ve onun peşinde koşması başlayacaktır.

Altıncı sezon, Buffy’nin nasıl desek, kendini yeniden bulması ile ilgili olur. Bu bulma sırasında Spike ile şehvetli, sert bir ilişki başlatır. Bu sezonun esas kötüsü ise yaşadığı çok acı bir olaydan dolayı tüm wicca ve cadılık gücünü kötülük ile salıveren Willow olacaktır.

Yedinci ve resmi son sezon avcılık konseptinin en büyük düşmanı İlk Kötü denilen, yaratık ile olacaktır. Bu yaratık yol bulup, potansiyel avcıları öldürmeye başlar. Bu son sezon oldukça karışık gelir bana. Sanırım tekrarını en az izlediğim sezon budur. Herhalde son sezon olduğu için biraz buruk yapar beni , o sona tekrar ulaşmak istemem.

İyi bölümleri, süper bölümleri ve vasat bölümleri ile muhteşem bir serüvendir Buffy. Sadece vampirler ile ilgili değildir. O kadar zekice yazılmış değişik tuhaf yaratıkları, beklenmedik dönüşleri içerir ki, bazı bölümleri suratınızda aptal bir sırıtış ile izleyebilirsiniz.

Günümüzde Buffy gibi, doğaüstü olayları anlatan diziler vardır (aklıma ilk gelen Super Natural), tekrarları benzerleri çevrilmiştir, ama benim için hiçbiri Buffy’nin yerini tutamaz. Sonuçta tek bir kız olarak kadın gücünü temsil eder Buffy. Freak’leri ve onların neler yapabileceğini temsil eder.

 

667602-288-k676617

Vampir yazı dizisi harika bir film ile devam ediyor … The Lost Boys (1987) / Vampirler 3


© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Vampirler (2) – Buffy the vampire slayer (veya neden Twilight vasat bir kopyadan başka birşey değildir…)’ için 3 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s