Ejderha Mızrağı Serisi

20200502_122758

Ejderha Mızrağı benim için çok özel, çok sevdiğim serilerden biridir. Yüzüklerin Efendisini okuyup bitirdikten ve bittiği için ağladıktan sonra denk geldiğim ve beni kendine hayran bırakan bir seri.

Ejderha Mızrağının ilk kitabı Güz Alacakaranlığının Ejderhaları ‘nı ilk gördüğüm ve aldığım zamanı unutmuyorum. Pek çok bilimkurgu ve fantastik romanı aldığım Kadıköydeki Penguen Kitapevinden almıştım. O zaman dükkan şimdi olduğu yerde değil, tam karşısındaydı. Ön sıralara da hep fantastik ve bilimkurgu kitaplarını koyarlardı. O yüzden çok severdim. Bu kitapta önlerdeydi ve üzerinde sarılı sarı bir kağıt ile Newyorktimes best seller bilmem kaç hafta 1. sırada gibi bir yazı vardı. Üzerindeki resimde etkileyici yüzlü bir kadın ve adamın bir ejderha önünde çizimi vardı.

Ejderha Mızrağı, bir Yüzüklerin Efendisi değil. Yüzüklerin Efendisi olaylar kadar, mekanlara, tasvirlere, tarihe, dillere ayrı satır açan bir seri idi. Yazılma şekli, amacı farklıydı. Ama Ejderha Mızrağı (ve sonra unutulmuş diyarlar da) farklı bir amaçla yazılmış.

Farklı olması Ejderha Mızrağını kötü yapmıyor kesinlikle. Bunlarda edebi dil baskısı yok. Bir alfabe yaratalım, farklı ırkların tam tarihini yazalım derdi yok yazarların. Bunlar daha önce, Tolkien’in yarattığı farklı ırklara yenilerini ekleyerek, okuması kolay ama aynı zamanda keyif verici, gaza getirici, kapılıp gidilebilen romanlar. Bunda da yol arkadaşlığı, karakterlerin yolda büyümesi, değişimi var. Daha populist bir dil ile anlatıyor hikayesini. Daha keskin hatlarla, geçmişi, karakterleri çiziyor. Tabi ki karakterlerin önemi büyük. Okurken, tıpkı bir metnin “punchline” denilen, yani tüm spot ışıklarını üzerine alan cümleleri çok var. Bunu yazarlar çok kullanıyor ve iyi de kullanıyorlar. İnsan okurken, acayip gaza geliyor. En çok da gri karakterlere önem veriyorlar. Sanırım Tolkien ile burada yolları tam ayrılıyor. Hatırladığım kadarı ile Yüzüklerin Efendisinde kesinlikle hem bencilce hareket edip, sonra da bilinçli olarak iyilik yapan bir karakter yok. Belki Gollum biraz olabilir ama genelde kim iyi, kim kötü belli. İyiliğe dönen bir ork kesinlikle yok mesela. Kötü karakterler iyilikle sonuçlanan hareketler yaparlar ama bunları da kazayla veya bilmeden yaparlar. Biraz da zaten masal ve destansı gelen yanı bundandır belki de. Ama Ejderha Mızrağı (Dragonlance) ve Unutulmuş Diyarlar (Forgotten Realms) kafası karışık karakterlerle doludur. Başkarakterler yanlış kararlar alabilir, ihanet edebilir, pişmanlıktan geberebilirler.

20200502_162207

Aslında herşey Dungeons & Dragons  Role Playing Oyunlarına baz oluşturacak bir roman yazılması fikriyle başlamış. Sonunda ana Ejderha Mızrağı romanlarının çoğunu Margaret Weiss ve Tracy Hickman ikilisi yazmış. Ama seri yıllar geçtikçe öyle bir dallanıp budaklanmış ki, herhalde otuz ayrı hikayeye ayrılan ve elli ayrı yazar tarafından yazılan tüm seri için yazar isimlerinin hepsinin bir yere sığdıramam. Sanki kötülüyormuşum gibi oldu ama çok dallanıp budaklansa da, evreni çok genişlemiş olsa da, ana karakterlere, olaylara, çizimlerine hayranlığım hep devam edecek. Serinin dallanan yan hikayelerinin hepsinden hoşlandığımı söyleyemem, ya da daha doğrusu hepsini okuduğumu ama burada okuduğum kadarını anlatacağım.

20200502_162312

Arada şunu da belirteyim, Weiss ve Hickman bir Tolkien değil. Ama haklarını vermeliyim ki, serinin farklı kollarını yazan bazı yazarların kitaplarını okuduğumda onların kat ve kat üstünde kalıyorlar. Genellikle aynı yazar grubu çalıştığından, tarzlarını ister istemez fark etmeye başlıyorsunuz. Maalesef beni bu kitaplardan uzaklaştıranda bu kötü, gerçekten çok kötü yazanlar oldu. Neyse, oraya sonra gelirim.

Güz alaca karanlığın ejderhaları yazılma sırasına göre ilk romandır. Burada ana grubumuz ile tanışırız. Bunlar bizim ilerleyen kitaplarda hep karşımıza çıkacak elemanlar olacak. Tanis Yarıelf (Halfelven) , Sturm Brightblade, Altınay ,Nehiryeli,Raistlin Majere, Caramon, Flint Fireforge ve Tasslehoff Burfoot. Sonradan aralarına katılacak, çok sevdiğim elf kızı Laurana.

la_st
Efsane sahne (Laurana ve Sturm)

 

Hikaye basit aslında. Kyrnn isimli dünya tanrıların gazabına uğrayınca halkın Afet dediği bir dizi felaket yaşanmış. İnsanların üzerlerine alevler yağmış, kaosu uzun süren savaşlar takip etmiş. Bu yıkım ve felaketlerden sonra ayakta kalan halklar, insanlar, elfler, cücüler, kenderler, goblin ve ogreler dünyada kendi bölgelerine çekilip, yaşamlarını düzene sokmaya çalışmışlar. Farklı sosyal gruplarda varmış. Paralı askerler, büyücüler gibi. Artık eski tanrılara inanç kalmamış. Ama farklı bir karanlığın yaklaştığı haberleri ortaya çıkmış. Farklı bir kötülük kasabaları yakıp yıkarak aradıklarına ulaşmaya çalışıyorlarmış.  İşte hikaye, bizim ekibin ışığın tarafı olarak birleşip, karanlığın güçleri ile çatışmaları olarak sürekli devir daim ederek, ilerlemekte. Devir daim diyorum, çünkü her kitabın kendi içinde hatta belli bölümlerde, gruplar dağılıp, farklı birleşiyor, iyi dediğimiz karakterler farklı yollara sapıyor, değişiyor, değişiyor.

143

Ejderha Mızrağı denince Raistlin Majere’ye ayrı bir paragraf açmazsak olmaz. Fantastik edebiyatta en iyi gri karakter bence. Ne iyi, onuru için savaşan bir adam diyebiliriz ne de tam şeytani veya kötü. Tam bir gri işte. Kendine faydası olan herşeyin tarafında. Acımasız bir realist. Ünlü bir Raistlin Majere sözü “Hope is the denial of reality “. Raistlin’in kahramanca yaptığı bir hareketin aslında ilerde kullanabileceği bir kaldıraç mı , gizli bir amaca hizmet edip etmediğini asla bilemeyiz okurken. Bir manipülasyon üstadı. Shalafi.

165

Sadece Raistlin değil tabi, kesinlikle iyi gözüken bir karakterin bile yaptığı kasıtlı veya kasıtsız hareketlerin nelere sebep olacağını bilemiyoruz. Zaten bu katmanlar 2 boyutlu olabilecek bir fantastik romana farklı açılar kazandırmakta.

Burada bahsetmek istediğim bir diğer karakter Fizban sanırım. Yazarların kendisini tasvirde romanlardan bir tanesinde açıkça dalga geçecek bir replikle Gandalf ‘a benzettikleri komik büyücü. Fizban’ın hikayesi özellikle komiktir ama en çok yine aynı yazarların yazdığı başka bir seri olan Ölüm Kapısı serisinde Zifnab olarak ortaya çıkmasına çok gülmüştüm.

Ana akım seri;

Gün Alacakaranlığının Ejderhaları

Kış Gecesi Ejderhaları

İlkbahar Şafağı Ejderhaları isimleri ile bir üçleme

Bunu Majere serisi diyebileyeceğimiz efsaneler serisi takip ediyor.

İkizlerin Zamanı

İkizlerin Savaşı

İkizlerin Sınavı

Bunlardan sonra İkinci Nesil denilen ara kitap ve son olarak Yaz Alevi Ejderhaları.

Bu 8 kitap ana kitaplar denilebilir. Çoğunlukla Margaret Weiss ve Tracey Hickmann tarafından yazılmış olanları ana kitap olarak kabul ediyorum. Ama hikayeyi ve karakterleri sevdikçe her bir karakter için yazılmış ek romanları merak edip, okumak isteyebilirsiniz.  Bunlardan iyi olanlar var, vasat olanlar çokça var. Aynı hikayeyi bir de bu karakterin gözünden dinleyelim tarzı olanda var, ki bu bir yerden sonra, hele ki kötü yazımla, çok sıkıcı gelebiliyor.

Yaz alevinden sonra bir de Ruhlar savaşı serisi başlamıştı ama ben oralarda bir yerde koptuğum için çok hatırlayamıyorum. Seriyi okumaya yeniden başlarsam belki tekrar heves edip yeni kitaplara geçiş yapabilirim.

Seriden soğumamın bir başka sebebi de, sanırım yayıncıların kapak illüstrasyonlarında yaptıkları değişiklik oldu. Bendeki romanların çoğu Türkçe yapılmış ilk baskıdır. Kapaklarda kullanılanlar Larry Elmore’un hangi tarihli eserleri bilmiyorum ama kesinlikle farklı yorumları olmuş. Anladığım kadarı ile orijinal yayınlarında da kitap kapakları yıllar geçtikçe değişmiş. Belki de çok basit bir konu ama bana bendeki o durağan çizilmiş karakterler yerine yeni baskıların kapağındaki parlak ve cilalı karakterler çok kötü geliyor. Sanki ekstra makyaj yapılmışlar gibi.

Ejderha Mızrağından şimdilik bu kadar.  Wikipedia’dan görebildiğim kadarı ile 213 kitaba kadar ulaşmış oldukları kocaman bir evren. Bunun bir de Unutulmuş Diyarlar versiyonu – efsane kara elf – Drizzt Do’Urden var ki, onu ayrıca yazmam gerekiyor.

Ejderha Mızrağının hem New York Times çok satanlar listesinde uzun süre kalmış olmasına rağmen neden bir filminin veya dizisinin yapılmamış olmasına gelirsek. Bu iki aşamadan değerlendireceğim. Öncelikle bu seriyi bir film yapmak kolay olmayacaktır kesinlikle. 2008 de bir çizgi film denemesi yapılmış, hatta Raistlin’i Kiefer Sutherland falan seslendirmiş ama trailer’ı bile o kadar kötü ki, bakasım gelmedi. Bir film yerine bir dizi yapılsa, açıkçası şu anda Netflix de gördüğüm fantastik dizilerin bilgisayar efekti ve senaryolarının uydurukluğuna göre bu kitabın gerçek oyunculu sinema / dizi bekaretine dokunmamalarını tercih ederim. Belki birgün, bu seriyi Yüzüklerin Efendisini Peter Jackson ve ekibi kadar seven bir yönetmen/yapımcı /oyuncular grubu ele alırsa, hakkettiği muhteşemlikte bir seri film ortaya çıkabilir.  O zamana kadar, aşırı komik olsada, bir grup gencin eğlence için kendi çabalarıyla ortaya çıkardığı unutulmaz trailerları anmalıyız. (Hans Zimmer’in 13th warrior müziğinin buna bu kadar uymasına çok şaşırıyorum. Bu trailer’ları ilk izlediğimden –ki 2005 yılları- itibaren ne zaman bu müziği duysam bu kliplerın aklıma gelmesine engel olamamıştım.)

Yüzüklerin efendisinin toplanacağı bir Zıplayan Midilli Han’ı varsa, bizimde Son Yuva Han’ımız var. Bekleriz…

lance05


© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.