
Bu senenin ilk kitabı Charlotte Bronte’nin Profesörü oldu.
Henüz bitmedi ama bir iki bölüm kaldı. Bitmek üzere yani.
Arada Atlas vazgeçtinin ikinci ve üçüncü cildi ile ilgili yazım kaldı ama taslağı bitiremedim bir türlü. Ona da sıra gelir.
Profesör Charlotte Bronte’nin Jane Eyre’dan önce yazdığı ilk romanmış. Ama ancak ölümünden sonra yayınlanmış. Kitap ile ilgili ilk duyduğum şey, Brüksel’de öğretmenlik yapmış olan Charlotte’un orada evli bir adam ile bir yakınlaşma yaşamış olduğu ve Jane Eyre’ın biraz bu romansından etkilendiği idi. Nasıl Jane Eyre iffetini koruyup, zina işlemiyorsa, kendisi de bu şekilde davranmış olmalı.
Belki bu bilgi sebebi ile kitabın kadın bir öğretmen hakkında olduğunu sanıyordum. Kitabın hemen başında bu varsayımım düzeldi tabi.
Baş karakterimiz Eton’da eğitim görmüş bir ingiliz beyefendi. Koşullar onu Brüksel’de öğretmenlik yapmaya yönlendirir. Bronte’nin Brüksel’de kıta Avrupa’lıları ile ilişkisi biraz sert olmuş galiba. Çünkü romanda sıklıkla, Flamanların aptallığından veya katoliklerin dindar görünüp, yalan söylemekti, dedikodu yapmaktı ve benzeri günahları işlemelerinden dem vuruluyor.
Profesör’ün gönlünü verebildiği tek kadın İngiliz asıllı İşviçreli bir kız olunca hiç de şaşırmıyoruz tabi. İngiltereyi görmemiş olsa da, İngilizlerin ve İngiltere’nin Avrupa ülkelerine ve milletlerine göre ne kadar üstün olduğunu hevesle anlatan bir genç kız. Kuzey Avrupa’lı sarışın, dolgun vücutlu akranlarına göre minyon, siyah saçlı ama zarif görünen. Hmm… ne kadar beklenmedik (!) değil mi?
Yukarıda bahsetmiş olduğum evli adama aşık olma hikayesini ve romanda katoliklerin evlilik kurumuna bile saygı göstermemeleri hakkında yapılan yorumları düşününce, Bronte orada insanlar hakkında yaşadığı tüm hayalkırıklıklarını bu romanın içine dökmüş anlaşılan.
Maalesef, yayıncıya gönderdiği zaman ilkin kabul edilmemiş. Sonrasında başka bir yayınevine gönderilen Jane Eyre ile meşhur olur zaten.
Kitap romantik bir eser nasıl gitmesi gerekiyorsa öyle gidiyor. Bu doğrultudan bakınca Jane Eyre’ın katman katman komplikeliliğinden sonra olay örgüsü bakımından daha vasat kalıyor. Ama insanları tasvir etmesi, karakterlerin analizi bu analizin ortaya dökülüşü açısından okumak çok keyifli. Belçikalı bir okul müdiresinin karakterini, ruh değişimini bir iki paragrafta bize geçiriyor mesela.
Kitabın içinde hoşuma giden cümlelerden birkaçı:
Ruhunun bedeninin sahip olduğu lif ve kastan daha çok irade ve hırsa sahip olduğundan kuşkulanıyordum.
Atletik zihin suratını asarak daha kırılgan eşini hor gördüğünü belirtiyordu.
Zevk alma duygum bilenerek inceltilmiş keskin bir bıçak ucu gibiydi.
Bunun gibi cümleleri çok seviyorum.
Kitabın ana karakteri Crimsworth iyi hoş da, galiba en çok dobra, patavatsız, işleri kendi bildiğine göre karıştırmaktan çekinmeyen, ama bir yandan da adamımıza yardım eden Mr. Hundsden oldu. Hani filmlerde de olur ya, aslında yardım meleğidir, ama dışardan huysuz, laf sokan bir insan gibi gözüküyor. Hah, tam o klişe işte.
Bazen klişelerin bir battaniye gibi sarıp sarmalamasına bayılıyorum.
Charlotte Bronte’nin Jane Eyre’dan sonra aslında en çok okumak istediğim kitabı Vilette idi. Ama o dönemde bir türlü baskısını bulamıyordum. Tükenmişti. Bu kitabı alalı da epey olmuştu ama bir türlü elim gitmemişti. Şimdi okurken internete bakınca Vilette’in yeni baskılarını gördüm. Tabi fiyatlar uçuk. Bu aralar bir iki yeni kitap aldım ama yakın zamanda bir hamle yapmam gerek. Bir de Shirley var. Zaten kadının hepi topu 4 romanı var. Okuyayım bir zahmet.
Emily Bronte’nin Uğultulu Tepelerini de okuyalı epey oldu. Bu sene umarım onu da tekrar okurum.
Anne Bronte’nin Agnes Grey’ini de okumuştum ama Tenant of Wildfell Hall’u hiç okumadım, hatta dizisini bile izlemedim.
Bakalım. Okuyacak çok şey var hala.
Genel olarak Profesörü çok sevdim. Oldukça basit bir konu, etkileyici ama çok da çetrefilli olmayan bir dille yazılmış. Rahat okunuyor. İş bankası yayınlarının çevirisi de gayet güzel.
Mutlu etti.
Bana kızkardeşleri tekrar okumak için ilham verdi.
Hatta Görünmeden Yürümek filmini bile tekrar izleyebilirim.
© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.