
Maya Angelou ‘nun bir sözü ile karşılaştım.
Try to be a rainbow in someone’s cloud.
Ne güzel bir cümle. Ve biraz iddialı.
Aslında iddialı değil de daha çok kafamda canlandırdığı imaj iddialı.
Birisini dertli gördüğümüzde ona yardım etmek isteriz. Önce derdini öğrenmek sonra elimizden birşey gelecekse yardım etmek. Ama bazen insanların asıl istediği sadece paylaşmaktır. Senden akıl almak, tavsiye dinlemek değil. Sadece duygudaşlık. Senin acını, senin hayalkırıklığını hissediyorum.
Bir derdinin yargılanmadan, yorumlanmadan dinlenmesi çok önemli. Zaten psikologlara neden bu kadar çok gidiliyor. Ama insan dayanamıyor. Sanki bir yorum yapması gerekiyor gibi oluyor.
Şu da var. Bir insan aynı derdi otuz kere anlatıyorsa, e yani, bir profesyonelden yardım alması gerekli olabilir.
Neyse, yazmak istediğim bu değildi.
Birinin bulutuna gökkuşağı olmak, benim zihnimde çoğunlukla otomatik pilotta çalışan birşeydi. Böyleydi yani. Dinlerdim, fikrimi sorarsa söylerdim (yani öyle umuyorum ama ego illaki devreye girmiştir, yorum yapmışımdır kesin, yani fikrimi sormadan da yorumlayıp, yargılamışımdır, yalan yok) amma velakin, bunun benden oldukça fazla enerji emen bir olay olduğunu anladığım, farkettiğim zamandan sonra, mümkün olduğunca, an içerisinde farkında olursam bağ kurduğumu, o bağı koparmaya çalışıyorum. Emiliyor ruhum çünkü. İnsanların seni hiç düşünmeden bir ağlama duvarı gibi kullanması hoş değil. Hele ki bir de siz anlatmak ve birisi tarafından dinlenilmek istediğinizde karşınızı boş bulunca ayrı bir acı.
Karşılık göreceğim diye davranmamış olsam da, insanın hatırı kalıyormuş. Ve epey acı hissediyormuşsunuz. İnsanlar için bu çoğunlukla değmiyor.
Demem o ki, birilerinin karanlık, bulutlu zamanlarında ona gökkuşağı olmaya, o kişiye gerçekten değer veriyorsan çaba harca. Ama kıymet bilmeyecek insanlara enerji sarfetmek bence insan yaşamına yapılan bir saygısızlık. Ona göre davranmak gerek.
Artık o kadar iyi niyetli olmamak gerektiğini düşünüyorum.
© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.
🤗❤️🤗