Eskiden başladım mı bir kitabı bitireceğim diye çok kasardım. Filmleri de öyle.
Artık kitaplarda kendime öyle bir zorlama yapmıyorum. Bakıyorum, günde bir sayfayı bile bitiremiyorum, biliyorum ki o kitabın okunma dönemi bu zaman değil. Gerçekten böyle okumaya zorlayıp gitmeyen bir kitabı, belki bir ay, bir sene veya beş sene sonra eline aldığında, su gibi gidebiliyor. Ara ara elimi sürmeme rağmen gitmiyorsa da, eh artık vedalaşma vakti gelmiş demektir diyorum. Gerçi kolay kitap atan bir insan da değilim. Ama işte en azından ikinci el ile takas yaparım diye ayırdığım yığına ekliyorum.
Filmler de ise biraz daha farklı. Film seçimlerim çok moduma bağlı oluyor.
Komedi mi, ciddi mi, ciddi de ne kadar ciddi gibi. Özellikle çok meşhur filmleri, dayanılmaz derecede sıkıcı değilse, bari bir kere izlemiş olayım diye bitiriyorum. Ama son dönemlerde sıklıkla çok meşhur ve genelde sevdiğim oyuncularla yapılmasına karşın öylesine uyduruk, öylesine boş filmler karşıma çıkıyor ki, kendimi bitirmeye zorlayamıyorum. Buradaki mantığım şu; bu kadar vasat bir filmi (veya diziyi) çeşitli sosyal medya mecralarında para karşılığı övdürerek dikkat çekip, izleme listeme aldırıyor ve bana kelek yapıyorsanız, ben de sizin yaptığınız işe… saygı göstermiyorum diyorum. Bunu ben diyorum da, pek bir etki yarattığımı düşünmüyorum o ayrı.
Ortamlarda insanları bozmamak için negatif yorum da yapamıyorum bazen. İçimde kalıyor.
Tabi bunda insanları kırmama ve onların zevk aldıkları şeyler ile ilgili heveslerini zedelememe düşüncemin de etkisi var. Ah bu lanet incelik.. Kimse beni benim onları düşündüğüm kadar düşünmedi. Ne geldiyse bu ruhuma, incelikten geldi 🙁
© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.