O zaman dans…

Geçen ay Oprah Winfrey’in Artık Biliyorum kitabını tekrar okumuştum.

Orada bahsedilen bir şarkı vardı. Aslında bahsedilen bir şarkının sözleri idi.

Umarım oturmak veya dans etmek arasında bir seçim yapma fırsatınız olduğunda dans etmeyi seçersiniz.

Çok etkilenmiştim. Kendime bir ayna tutmak, bir düşünmek istedim.

Bu biraz içimi acıttı bazı noktalarda.

Acı olsa da itiraf etmek gerekirse bazen bunu seçmediğim oldu. Fiziken dans etmek de dahil olmak üzere, bazen kendimi tuttuğum, adım atmadığım zamanlar oldu.

Bazen hiç umurunda olmayan insanlara küstüm diye, bazen hiç umurumda olmayan insanlar ne düşünür diye, “bu da dans etmesini bilmiyormuş” derse diye, “bu da dans eder miymiş ya” “sana çok şaşırdım, hiç böyle birisi olduğunu düşünmemiştim” derse diye. “Dikkat veya ilgi çekmeye çalışıyor” derler diye.

Bunların ortak yanı ne biliyor musun? Hiç umurumda olmayan insanlar!

Bu yalan tabi. Umurumda olmasalar neden düşüneyim ki. Asıl gerçek benim onların umurunda olmamam. Ama sanki dünya benim etrafımda şekilleniyor sanıyorum.

Bir de umurumda olanlar var tabi. Daha yakınlarım, belki çekirdek ailem. O açıdan bakınca aslında beni / seni olduğun haliyle sevmesi, sevmese bile kabullenmesi gerekenler. Ama onların sözleri çok daha incitici olabiliyor. Çünkü onlar da nasıl olsa yakınız diye acımasızca konuşabiliyorlar. Seni sevdiğimiz için diyebiliyorlar mesela. Başkası söyleyeceğine biz söyleyelim dedik diyebiliyorlar.

Ben her zaman tam açıklıkla söyleyemiyorum bazı şeyleri. İnsanın hevesinin kırılmasının ne demek olduğunu biliyorum çünkü. Gözlerindeki o ferin sönmesinin ne demek olduğunu. Heyecanla anlatılan, heyecanla alınıp giyilmiş o elbisenin renginin farklı renkte olsa daha güzel olacağını veya belinin pot yapmış olduğunu söyleyince havası kaçmış bir balon gibi solan o gülümsemeyi görmek istemiyorum. Ne var ki! Bir heves ile başlanmış bir hobi için, ne olacak bundan, şimdi “şu”ncu mu olacaksın yani, demek mi lazım herşeye? Bir günü, bir saati, bir anı doldurmak için veya onu yaparken aklından başka bir ana kurulacak köprü için değmez mi bazı şeylere vakit/nakit/kalp atışı harcamak. Bunu o kişi o an değer bulduysa, ben kimim, sen kimsin ki karışıyorsun, onu mutsuz etmeyi hedefliyorsun?

Yok öyle bir hedefim deme, biliyorsun içten içe. Biliyorsun karşındakini neyin kıracağını, çünkü seni de öyle kırdılar.

Umarım kalbimi bu kadar taşlaştırmam. Kalbimin bazı konularda taşlaştığı doğru. Hatta bana bunu yapmış olanlara yapıyorum… Yok ya, yapmıyorum. Kötülük bile bile. Belki sessiz kalıyorumdur. Bu kadarı da kötü ise kötüyüm o zaman. Öyle olsun.

Tıpkı Breakfast Club’da söyledikleri gibi. When you grow up, your heart dies. It’s unavoidable, it just happens.

Bazıları Bender gibi “Who cares!” diyebiliyor.

Onlara Allison ile aynı şeyi söylemek istiyorum. “I care!“

Şarkının sözlerinin tamamını da ekleyeyim. Çok hoş çünkü. Şarkının kendisi de öyle…

I hope you never lose your sense of wonder
You get your fill to eat but always keep that hunger
May you never take one single breath for granted
God forbid love ever leave you empty-handed
I hope you still feel small when you stand beside the ocean
Whenever one door closes, I hope one more opens
Promise me that you'll give faith a fighting chance
And when you get the choice to sit it out or dance
I hope you dance (dance)
I hope you dance (dance)
I hope you never fear those mountains in the distance
Never settle for the path of least resistance
Livin' might mean takin' chances, but they're worth takin'
Lovin' might be a mistake, but it's worth makin'
Don't let some hell bent heart leave you bitter
When you come close to sellin' out, reconsider
Give the heavens above more than just a passing glance
And when you get the choice to sit it out or dance
I hope you dance (time is a wheel in constant motion)
I hope you dance (always rolling us along)
I hope you dance (tell me who wants to look back on their years)
I hope you dance (and wonder where those years have gone)
I hope you still feel small when you stand beside the ocean
Whenever one door closes, I hope one more opens
Promise me that you'll give faith a fighting chance
And when you get the choice to sit it out or dance
Dance, I hope you dance (dance)
I hope you dance (time is a wheel in constant motion)
I hope you dance (always rolling us along)
I hope you dance (tell me who wants to look back on their years)
I hope you dance (and wonder where those years have gone)
Tell me who wants to look back on their years (dance)
And wonder where those years have gone (dance)

Bir yanıt yazın