“Minik bir kuş uçtu çalıların arasından” yazımda bahsettiğim, yazın bunu yazayım diye düşündüğüm şey aklıma geldi. Kuşu yakaladım tekrardan yani, ya da kafama pislediği noktayı buldum sonunda da diyebilirim.
Ne mutlu bana.
O zaman düşünüp gülesim gelmişti. Belki nostaljik de olduğu için.

Aklımdaki konu yıllaaaar yıllar evvelin yerli yapım Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filmindeki Zeynep Değirmencioğlu’nun canlandırdığı Pamuk Prensesin söylediği (söylermiş gibi yaptığı) şarkı idi. Bu şarkıyı filmde önce bir kuyu başında (kuyunun içinden gelen akis ile kanon da yapmışlardı), bir de cücelerden birine yaptığı pastanın üzerine krema sürerken söylediği için, mutfakta hamur işi, ama pastamsı hamur işi ile uğraşırken bu şarkı aklıma geliyor. Tuzlu hamur işi yaparken, yani pizza, poğaça falan italyan napoliten müzik geliyor o ayrı.
Zeynep Değirmencioğlu’nun söyler gibi yaptığı şarkıyı aslında Ayla Büyükataman seslendirmiş.
Şarkının ismi: Ne güzel şey yaşamak (1971)
Senelerdir bekledim
Bir ümit gelsin diye
Talihim böyle niye
Yıllar yılı ağlarım
Güzel günler gelecek
Kalbim senle beis çiçek (bunun da gerçeği kalbim tertemiz çiçek imiş. Sözler kafamda ilk yazdığım gibi kalmış, beis de ne demek diye düşünür dururdum)
Bir ömür bekleyecek
Aşkı bu gönlüm
Ne güzel şey, ne güzel şey, ne güzel şey yaşamak
Ne güzel şey, ne güzel şey, aşka yeni başlamak
Şuraya youtube linkini koyayım, ama umarım silinmez.
Ah, bu Pamuk Prenses filmini zibilyon kere izlemişimdir. Betamax video kasette kaydedilmiş olarak vardı. Komşumuza da ödünç verirdik, onlarda bir o kadar seyretmiştir. Bir bu film, bir de Sinderella Saraylar Meleği filmi yüzünden Salih Güney benim için hep yakışıklı prens olarak kalmıştır. Çok da yakışıklıdır yani.

Yani bu fotoğraf biraz ütü ile çekilmiş gibi ama filmden net sahneler bulamadım bir türlü. Bu fotosu daha hoş ama…

O zamanlar Pamuk Prensesin cüceler tarafından yapılmış beyaz tüllü elbisesi ne güzel gelirdi. Böyle düğün pastası gibi, kabarık kabarık, eteklerinden tutup hoplaya hoplaya cücelerle dans etmesi falan… Kötü Kraliçe’nin Pamuk Prensesin odasına girip, o şaşkın şaşkın bakarken kızıp, “Diz çök küstah!” diye bağırması aklımda nasıl yer ettiyse, bazen sosyal ortamlarda espri olsun diye taklidini yaptığım çok olmuştur. Hatırlayan pek çıkmasa da kendi kendime eğlendiğim anlar oluyor böyle işte.
Zeynep Değirmencioğlu’nun güzelliği de ayrıdır. Şimdi düşününce aslında Kötü Kraliçe’yi oynayan kadın, Suna Selen de çok güzelmiş ama öyle çatık çatık kaşlı, ürkütücü duruyor. İnsan ister istemez Pamuk Prenses bir terör hikayesi filmini hatırlamadan edemiyor. Bu 70’lerden kalma, Disney animasyonundan uyarlanmış ponçik filmler ve meleğimsi baş karakterler, yeni dönem filmlerinde çeşitli kimlik krizleri geçiren yeni karakterlerin yanında biraz fazla hayali kalıyor. Ama bunlar da lazım. Sadece çocuklar için olsa bile.
Dönemin ünlü oyuncuları ile çevrilmiş güzel bir film. Kostümler, dekorlar çok hoş. Hele o gölün kenarındaki cücelerin yaşadığı ev ve etrafı öyle güzel ki, git otur yani. Böyle bir mini köy yapsalar, insanlar ziyaret etse.
Filmi youtube ‘da falan koymuşlar ama hem ses hem de görüntü açısından biraz kötü kalitede idi. Çocuğum olsa onunla beraber de izlemek isterdim. Bak canım istedi şimdi, bir ara yeniden seyredeyim.
Yani elbette bu filmlerde kadınların güzellik tanımlaması ile sınıflandırılması, prenseslerin mutlak mutluluğu evlilikte bulması, iyi kadından anlaşılanın yemek yapmayı bilmesi ve evi temiz tutması gibi örneklendirmelerle, dişilerin etrafına kafes örmesi hoş değil. Bunu biliyoruz hep beraber. Zaten Pamuk Prenses bir terör hikayesi gibi yeni uyarlamalar bu sebeple daha güzel geliyor. Orada kötü kadınların erkekler tarafından nasıl köşeye itildikleri ve bundan dolayı saldırganlaştıklarını görüyoruz.
Ama işte çocuklukta izlediğimiz bu filmleri tekrar izleyince, insan bir zaman makinasına binmiş gibi oluyor. Ne yapalım. Zaten buraya şarkıdan yola çıkarak gelmiştik.
© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.