Weathering with you – Tenki no Ko – 2019 Anime Film

Weathering with you Makoto Shinkai’nin merak ettiğim son filmlerinden biriydi. İzlemediğim şimdilik iki filmi kaldı ama yenilerden biri olduğu için en çok bunu merak ediyordum.

Türkçeye Japonca adından dolayı Seninle bir iklim ve Havanın Çocuğu olarak iki farklı çevirisi olmuş. Doğrusu Japonca adı Child of weather diye geçiyormuş. Tek kelime ile çevirmek zor. Seninle bir iklim de fena değil ama tam olmamış.

Filmin ana karakteri Hodaka Morishima isimli 15 yaşında bir oğlan. Bir gemi ile yaşadığı adadan ayrılmış, Tokyo’ya giderken katılırız macerasına. Gemiden yapılan anonsta şiddetli fırtına uyarısı verilince, herkes güverteyi boşaltırken bu eleman langur lungur yukarı çıkıp, saf saf yağmurun keyfini çıkartmaya çalışırken son anda birisinin yardımı ile denize uçmaktan kurtulur. Bunu kurtaran da kendine bir güzel yemek ısmarlatır.

Evinden kaçmış olduğunu anladığımız, Tokyo’da yaşabilmek için yarı zamanlı bir iş bulmak zorunda olduğunu bilen çocuk hemen internetten araştırmaya başlar ama kimliksiz bir işe giremeyecektir tabi ki. Önce elindeki para ile birkaç gün kapsül oda gibi yerlerde (Japonya da özellikle Tokyo’da böyle gece konaklamalık internet cafeydi, manga cafeydi gibi yerler mevcuttur) geçirir ama parası bitince umudu da azalmaya başlar. Onu sokakta gören yetişkinler sen evden mi kaçtın bakayım diye sormaya başlar bir yandan.

Mcdonalds da aç aç oturup, kahvesini içerken orada çalışan bir kız buna bir hamburger ısmarlar. ‘Hayatım boyunca yediğim en lezzetli yemektir’ der bizim eleman. Hina Amano ismindeki kız, filmin en başında kısaca gördüğümüz bir sahnede yer almaktadır. Onun da hikayesini öğreneceğizdir.

Bu arada Tokyo’ya (sadece şehir olarak değil büyük Kenton bölgesi diyorlar) iki aydır yağmur yağmaktadır. Durmamacasına. (Japonya’ ya seyahat etmeden önce biraz araştırmıştım. Hangi dönemde gitmek iyidir diye. Özellikle Haziran ‘dan neredeyse Eylül’e kadar pis bir sıcak ve musona benzeyen yağmurlar olduğunu okumuştum. Bu yüzden gezimi Ekim ayına planlamıştım. Hem de bu sayede kırmızı japon akçaağaçlarının renk değiştirdiği dönemi görebilmiştim. Böylece birazcık konuyu uzatıp, sonra filme dönersem 😉 Tokyo da bitmeyen bir yağmur mevsimi süregelmektedir. Uzun bir zamandır ardı arkası kesilmemiştir. İnsanlar artık bu kapalı havadan bıkmıştır. İşte Hina isimli kız burada, bir efsane ile devreye girecektir.

Gemide tanıştığı ve onu denize düşmekten kurtaran adamı aramaktan başka çaresi kalmamış çocuk, adamında yanında işe başlar. Adam resmiyette ona para vermez ama kalacak yer ve yemek verir. Çocuk da getir götür işleri, makale yazma, araştırma ve ne iş verirlerse onu yapar. Derginin röportaj yapan elemanı ile beraber gider, konuşmaları dinler. İşte bu konuşmalardan birinde Güneşi açtıran kızlar ile ilgili bir efsane öğrenir. Bunlar dua ettiklerinde güneş kendini göstermektedir.

Oğlan, bir gün sokakta Hina’yı görür, ona yardım eden kızı ve onu sanki sıkıştıran adamlar vardır. Kızı bir yere götürmeye ikna etmeye çalışmaktadırlar. (Japonyada bir de bu mafyamsı tipler var. Sokaklarda model avcısı gibi dolaşıp, insanları fotoğraf çekmeye ikna etmeye çalışıyorlar. Özellikle gençleri kandırmaya çalışıyorlarmış. Tekin tipler değiller yani kızları eskortluğa falan da yönlendirenler varmış.) Bizim genç çocuk ortaya atılıp bunların arasına girer. Adamlar işlerine taş koyan çocuğu kıstırmışken, çocuğun şans eseri bulduğu silahı çıkartması ile olaylar birden gerilir.

Kız işsiz kalmıştır, biraz da çaresiz, bu sebeple başta çocuğun işine karışmasına kızar ama sonrasında araları düzelir ve kız çocuğa bir sırrını gösterir. Beraber çatıya çıkarlar ve kızın dua eder pozu ile yağmur bulutları açılır ve güneş çıkar. Hina ona ilk ne zaman güneşin kızı olduğunu anlatır.

Birlikte, Hina, onun kardeşi ve oğlan, “havadan para kazanıyoruz” diyerek bir işe girerler. İnternete ilan verirler ve insanlar da bunları çağırır. Kimisi oynanacak bir oyun için iyi hava istediğinden, kimisi kermesin güzel geçmesi için, kimisi de havai fişeklerin güzel gözükmesi için. Bunlar para kazanırlarken sosyal hizmetler Hina ve kardeşinin reşit olmadığını hatta oğlanın da evden kaçmış olduğunu fark edince olaylar birden kaçma kovalamacaya döner. Üstüne üstlük bir de güneşe yapılan her duanın Hina’yı hayattan biraz da sildiğini fark ettiklerinde bu kaçış paniğe dönecektir. Hina bir gece ortadan kaybolunca oğlanın tek amacı kalmıştır. Hina’yı bulup yaşama geri çekmek. Ama peşinde bir yandan polisler, bir yandan mafya, bir yandan sosyal hizmetler olunca bu çok zor bir görev haline gelir.

Filmin ritmi çok güzel. Bana elbette ki Güneşin oğlu Estaban isimli çok eski animeyi hatırlattı. Güneş açsın diye çocuğu direğe mi çıkartıyorlardı neydi. Ona benzer bir şeydi. Hayal meyal hatırlıyorum.

İlk dönem Makoto Shinkai filmleri kadar ağır ve iç sesli değil ama yine de bir ağırlık var. Sandalyeli Suzume çok daha hareketli gelen bir filmdi. Bu bir tık daha ağır geldi. Sürekli yağan yağmurun da vermiş olduğu bir kasvet var tabi. Ama Shinkai’nin diğer filmlerinde gibi aşırı detaylı bir görsellik de var. Yağmurun damla damla dokusunu görebiliyoruz. Sanki Tokyo sokaklarında canlı canlı yürüyormuşuz gibi hissettiriyor film bize.

Bu filmin bir sürprizi de Senin adın filmindeki iki karakterin bu filmde yer alması. Onlarla arada tek tek karşılaşıyoruz. Şahsen animelerde daha çok karşılaşmak istediğim hoş bir enstantane olmuş. Bir de karakterlerden birini Shun Oguri seslendirmiş. Buna da şaşırdım. Seslendirme yaptığını bilmiyordum. Shun Oguri de pek meşhur Japon aktörlerden biridir. Birgün jdramalar hakkında birşeyler yazarsam uzun uzun anlatabileceğim bir adamdır. Özellikle o oynuyor diye izlediğim diziler olmuştu. 🙂

Neyse, Makoto’cuğum. Az kaldı. Filmlerinin tamamını bitireceğim.


Bir yanıt yazın