Suzume – 2022 Anime Film

Makoto Shinkai’ nun harikulade bir filmini izledim. Suzume no Tojima. İngilizce karşılığı Suzume’s Locking Up’mış. Ama sadece Suzume diye geçiyor çoğunlukla.

Bu adamın filmlerinden daha önce bahsetmiştim.

Voices of a Distant Star

5 centimeters per second

The Garden of Words

Ve ilk izleyip henüz yazamadığım “Your Name”

Bu yönetmenin anime tarzı Ghibli ‘ninkilerden biraz farklı. Ya da şöyle demeli, bu da kendine özgü, kendine ait tarzı olan bir yönetmen. Çizgiler, karakterler, anlatım bunu çok iyi belli ediyor. Zaten Ghibli ekibine göre yeni jenerasyon sayılıyor.

Daha eski yapımları, yani ilk filmleri biraz daha ağır, sıkıcı gelmişti. Derin konuları, karakterleri işliyor ve bunu bir sanat filmi tadında yapıyordu. İç sesle veya seyirciye hitaben konuşmalar gibi. Ama yazamadığım Your Name’de de ve tarih olarak sonrasına denk gelen bu film ile bir yandan daha canlı, seyirciyi daha uyanık tutacak bir anlatıma geçmiş, bir yandan da çizimleri ile şehirlere mekanlara karakter katma becerisini devam ettirmiş.

Garden of Words filminde bahsettiğim gibi nasıl Tokyo şehrini bir karakter gibi birkaç sahneyle çizebilmişse, bu filmde de karakterlerin seyahatleri boyunca gittikleri şehirleri öyle sunabilmiş.

Film Suzume isimli 17 yaşındaki bir kızın macerası olarak başlıyor. Japonya’da küçük bir yerleşim bölgesinde bekar teyzesi ile beraber yaşayan genç kız, okula bisiklet ile gittiği bir gün yolun kenarında yürüyen yakışıklı bir genç adam görür. Genç adam ona yol sorunca çoğu genç kızların yaptığı gibi heyecanlanır ve merak edip adamı takip eder. Terkedilmiş bölgeye giren adamı takip ederken, yıkık bir salonun ortasında duran aralık bir kapı görür. Kapıdan gözüken manzara yıldızlarla dolu bir mor bir alacakaranlığın aydınlattığı yeşilliklerdir. Bu görsel ona o kadar tanıdık gelir ki, koşa koşa kapıdan geçer ama kapıdan geçtiği an tekrar aynı yerde olduğunu görür. İçeri giremiyordur. O sırada yerde duran kedi heykeli canlanır ve bu kadar tuhaflık fazla gelince kızcağız korkar kaçar.

Okulda camdan bakarken bir anda yükselen karanlık bulutu görünce ve bunu da sadece kendisinin gördüğünü fark edince iyice korkar ve tekrar o terkedilmiş bölgeye döner. Orada daha önce gördüğü genç adamın o kapıyı kapamaya çalıştığını görür. Kapıdan korkunç dumanlı bir gölge çıkmaktadır. Adamın dediğine göre o gölge daha doğrusu solucan gökyüzüne yükseldikten sonra yere değdiği an korkunç deprem olacaktır. Buna engel olmalılardır. Kapıyı kaparlar kapamasına ama yaralanan adamı iyileştirmek için evine götürdükten sonra camda beliren eskiden heykel olan kedinin bir sözü ile adam bir tabureye dönüşür. Evet doğru okudunuz bir tabure.

İşte maceranın esas başladığı an da bu olur. Adam kediyi yakalamak, kız da adama yardımcı olmak için peşi sıra şehirde koşturmaya başlarlar. Bu kovalamaca sadece şehirde kalmayacak, bir deniz yolculuğu, başka şehirler derken, Kobeden Tokyoya kadar uzanacak bir yol ve büyüme hikayesine dönüşecektir.

Bir şehirde önden koşan bir kediyi takip eden 3 ayaklı bir çocuk taburesini görünce epey şaşırırsınız değil mi? Veya bir kedi birden gayet net kelimelerle konuşsa normal olarak bizi şoka sokar. Bu filmin tatlı anlarından biri de bu. İnsanların verdiği doğal doğru tepkiler. Bir de günümüzde akıllı telefonlarla herkes kameraman olmuşken, bir anda sosyal medya şehirde görünen koşan tabure ile çalkalanmaya başlar. Neyse ki çoğu insan sanal efekt zanneder bunu.

Lise üniforması içinde bir genç kızın kollarında bir tabure ile yollara düşmesi tatlı bir yol macerasına dönüşür. Yolda karşılaştığı insanlara bazen o yardım eder, bazen de ona yardım ederler. Bir yandan teyzesi Suzume’nin ona haber vermeden gitmiş olmasına çıldırırken, Suzume’nin onu oyalamasını görürüz.

Hikaye basit bir fantastik macera sonrasında yol macerası sonrasında bir genç kızın büyümesi gibi derinleştikçe derinleşiyor. Beni etkileyen ve bir anda aydınlanmama sebep olan kısmı ise biraz acı oldu.

Japonların depremlere oldukça hazırlıklı olduğunu biliriz. Soğukkanlı, düzenli, sistematik, deprem ülkesi olmanın vermiş olduğu sorumlulukların farkında bir millet diye biliriz. Ancak ne kadar hazır olurlarsa olsunlar Mart 2011 de olan 9 şiddetinde o büyük deprem tsunamilere, bir nükleer santralin sızıntısına sebep olmuştu. Dalgaların şehirleri alıp götürdüğü sahneleri hala hatırlıyorum. Bu felaketlerden sonra Japon halkını yine de sakin görmüştük televizyonda. Bizim için izlenimler ancak bu kadar olmuştu.

Bu film ile ilgili internette sağı solu okurken Japon halkının 3 /11 olarak tanımladığı bir travmasının olduğunu, tsunamilerden ölen insanların bu kadar çok olduğunu öğrendim (yaklaşık 20.000 kişi). Film bu insanlara saygı duruşu için bir yandan da. Öylesine bir travmayı, fantastik öğeler ile bezeyip, ülkenin tekrar aynı dev depremlerle sarsılmaması için çaba harcayan iki gencin hikayesini böylesine anlatmak. Büyük beceri işi.

Suzume’nin annesini ve evini o büyük depremde kaybettiğini, travmasını, o “kapı”dan giremediği diyarın aslında ne olduğunu, hatıralarının sebeplerini film sıkmadan, tatlı bir yol hikayesi eşliğinde tamamlıyor. Hikaye 4 yaşındaki Suzume’nin hatıraları ile çemberi döndürüyor ve bizi tatmin edici bir finale taşıyor.

Hikayenin romantik gelişimi de çok nazikçe. Abartısız, samimi, kalbe yakın bir anlatım. Filmin derdi bir romantik hikaye anlatmak olmasa da, insanlar arasındaki iletişimi, etkileşimi çok başarılı aktarmış.

Gerçekten çok ama çok sevdiğim bir film oldu. Bu gidişle Makoto Shinkai için de bir referans sayfası yapacağım galiba. Şu ana sayfayı düzenlemeyi becerirsem daha iyi olacak ama şimdilik olduğu kadar 🙂


One thought on “Suzume – 2022 Anime Film”

Bir yanıt yazın