5 Centimeters per Second – Saniyede 5 santimetre – 2007 Anime Film

Bu anime de Garden of Words gibi Makoto Shinkai’ye aitmiş.

Film 3 bölümden oluşuyor.

90’larda başlayan ilk bölümün ismi Kiraz Çiçekleri; ailesinden dolayı sıklıkla şehir değiştirmek zorunda kalan Takaki Tono son gittiği okulda onun gibi yeni transfer olmuş ve o gün başlayan kız öğrenci Akari Shinohara arasında yakın bir arkadaşlık gelişmiştir. Birbirlerine bunu açıkça ifade etmeseler de ilk aşkları olarak değer vermekte, diğer öğrencilere karşı birlikte durmakta, parklarda bahçelerde beraber gezintilere çıkmaktadırlar.

Film adını bir kiraz çiçeği zamanı pembe çiçekli bir ağacın altında dururlarken kızın çocuğa kiraz çiçeklerinin ağaçlardan düşüş hızının saniyede 5 santimetre olduğunu söylemesinden alır.

Önce kızın uzak bir kasaba şehrine taşınması ile aralarına mesafe girer. 13 yaşına geldiklerinde çocuk da ailesinden dolayı ülkenin bir ucundaki Kagoshima’ya taşınacağını öğrenince kendi başına kız ile buluşmaya yollara düşer. Kız ile buluşmaya söz verdikleri gece ise ülkenin son zamanlarda gördüğü en büyük kar fırtınası çıkacaktır.

Filmin görselliği yine mükemmel. Takaki’ nin trenle yaptığı yolculuğu, trenin her rötarında hissettiği o sabırsızlığı ve en sonunda teslimiyetini yaşamış gibi oluyorsunuz. Renkler, hareketler, canlandırmalar hepsi harika. Bazı karelerin şehirlerin gerçek fotoğrafları ile karşılaştırmalarında canlı olsa bu kadar güzel gözükebilecek şekilde az fark var.

Filmin ikinci bölümünün ismi Kozmonot; Kagoshima adasında yaşayan Takaki’den geldiği günden beri hoşlanan sınıf arkadaşı Kanae ismindeki kızın hislerinden, aşkını içinde nasıl yaşadığından, Takaki ile ilgili bir aşığın yapacağı gibi davranışlarını süzerek, iyi kötü yorumlamasını ve gençlik aşkını yaşamasını izleriz.

Filmin sonunda ise artık 2009 senesine gelinmiştir ve filmin kendi adını taşıyan bölüme ulaşılmıştır. Artık bir iş yerinde çalışan Takaki ‘ye ve unutamadığı aşkı Akari’ye  ne olduğunu öğreniriz.


Görüntüler çok güzel ve canlı olsa da bana çok sıkıcı geldi bu film. Bilemiyorum, karamsar bir ruh hali içinde olduğumdan mıdır ama sadece 1 saatlik olmasına rağmen aşırı ağır temposu, bunalımlı karakterleri ile içimi sıktı. Bir daha seyretmeyi çok düşünmem. Bu arada Makoto Shinkai’nin yazıp yönettiği izlediğim 3. film olması itibari (Your Name’e henüz bir yazı yazmamış olsam da) kendisi ile ilgili bir fikir oluştu kafamda. Görsellikte başarılı bulsam da, konular itibari ile biraz iç sıkıcı sanki. Tabi bu konuların saçma olduğu gibi algılanmamalı. Aslında fazla gerçekçi (tesadüfler veya doğal olmayan olaylar içerse bile) modern insanın sıklıkla içinde yaşadığı çelişkileri çok başarılı ifade etmiş. Kendi çapında ödüllü bir film bir de. Sanırım sadece bana ve ruhuma iyi gelmiyor olabilir. Zaten kendim çelişkiler içinde debelenirken, bir başkasının bunalımını izlemek zevkli gelmedi.

Ama tabi ki bu adamın henüz izlemediğim ve ismini çok duyduğum bir iki anime filmini daha seyredeceğim. Zaten seveni çok ki çoğu filmi en çok hasılat yapan anime filmler listesinde yer alıyor. Şunu kabul etmeliyim ki, karakterlerin pek çok hissinde ortak duygular paylaşmak olası. Benzer ikilemler, benzer çekinceler…

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s