
Geçen aylarda bir kampanya mesajı gelmişti. 1 aylık Gain aboneliği 1 TL diye. Öyle platformlara merakım yok ama 1 TL olunca bir bakayım neler varmış demiştim.
Aslında Gain’in bildiğim ve izlediğim tek dizisi Cezailer’di. Bunu da çok beğendiğim için diğer dizilerini de merak ediyordum. Yerli birkaç yapım varmış. Yabancı diziler de çoğunlukla BBC ‘nin dizileri. Daha önce BBC First kanalında izlemiş olduklarım da aralarında çokça vardı.
Daha önce ismini duyup izleyememiş olduğum 10bin adım’a öncelik verdim.
Devin Özgür Çınar (benim için ilk ve her zaman İkinci Bahar’ın Cennet’i) ile Engin Günaydın’ın iki kişilik dev kadro formatında kotardığı, bölümleri 10-11 dk bandında dönen dizileri. Senaryoyu da Devin yazmış aynı zamanda.
İki eski sevgili Ezgi ve Mehmet ayrılmış olsalar da arkadaşlıklarını devam ettirmekteler ve dünya sağlık örgütü sağlıklı bir yaşam için günde 10bin adım atılmasını önerdiği için her gün bir araya gelerek 10bin adımı tamamlamayı hedeflerler. Bir yandan yürürken bir yandan da günlük yaşamlarında taktıkları, takıldıkları, acil tamamlamaları gereken işleri ile ilgili birbirlerine dert yanar, fikir alışverişinde bulunurlar.
İlk başta bunlar böyle ‘yürüyüp yürüyüp konuşacaklar yani’ diye bir an düşünmedim değildi. Ama ikilinin oyunculukları, durumlara ara ara giriş yapan ek karakterlerin kattığı dinamik, diziye ilgimi hep canlı tuttu. Zaten ikilinin muhabbetleri, birbirlerine laf sokmaları, takılmaları, ya da birbirlerine moral veya gaz verme konuşmaları, diyaloglar o kadar samimi ki, sanki kendi arkadaşınız ile çıkmışsınız, yürürken dedikodularınızı yapıyormuşsunuz gibi, izlerken suratımda sıklıkla şapşalca bir gülümseme yerleşmesini sağladı.
Mekana dair de bir iki kelam yazmasam olmaz. Yürüyüşlerini çoğunlukla İstanbul’un Anadolu yakasında yapmalarından dolayı, ekstra bir samimiyet ve sevgi hissetmedim desem yalan olmaz. Kadıköy başka filmler ve dizilere de mekan olmuş olsa da, bu dizideki normal cadde ve sokakların arasından sakin sakin yürüyüşleri diziye daha bir doğallık katmış. Bazen Suadiye sahilinde, bazen Bostancı Tren istasyonunda, bazen Göztepe’nin ağaçlıklı ara sokaklarında, bazense Bağdat caddesinde yürürlerken, kah bir büfeden su alırlarken, arka fonda tanıdık bir ağacı, tabelayı görmek ayrı bir keyif verdi.
Dizi onar bölümlük iki sezon olarak yayınlanmış. Uzun zamandan beri izlemekten bu kadar keyif aldığım bir yerli dizi olmamıştı doğrusu. İkinci sezon finali ile manalı bir final yapmış olsa da, bu ikilinin olduğu başka projeleri de izlemek isterim.
Devin Özgür Çınar’ın çok farklı, çok kaliteli bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. İkinci Bahar onu ilk tanıdığım dizi, belki bundan dolayı gönlümde hep ayrı bir yeri, artı bir kotası var. Ama tarzı vs. ile de hiç o kotayı zorlamadı henüz gözümde. Sürekli artıyor. Engin Günaydın’ı Avrupa Yakası’yla tanıdım. Bazen biraz fazla abartılıyor gibi geliyor ama abartılan onca balon, kendine aktör diyen boş beleş adam ve kadının yanında, bu adamı da abartsınlar ya, en azından hakediyor işte. Çok iyi oyuncu.
© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.
