The Company of Wolves – 1984 Film

Angela Lansbury’nin oynadığını bildiğim üçüncü bir film ile bu aktris ile ilgili yazıları üçleme yapıp bitireyim bari dedim. (Diğerleri –> Cinayet Dosyası ve Penzance Korsanları)

The Company of Wolves;

“Never stray from the path, never eat a windfall apple and never trust a man whose eyebrows meet in the middle.”

“Asla patikadan ayrılma, asla yere düşmüş bir elmayı yeme ve asla kaşları ortada bitişik bir erkeğe güvenme.”

Bu filmi yine yıllar evvel ilk defa seyretme sebebim yönetmeninin Neil Jordan olmasıydı. Vampirle görüşme filminin yönetmeni olduğunu biliyordum, Trt2 de oynayacağını ve Kırmızı başlıklı kız masalının bir kurt adama uyarlanması olduğunu duyduğumda çok merak etmiştim. (vampir takıntımın bir uzantısı olarak kurt adam konusu ile ilgilenmem tabi ki kaçınılmazdı)

O zaman kaç yaşındaydım, tam hatırlamıyorum. Kesin olan, masalları hala masal olarak okuyor ve anlıyor olduğum bir yaştaydım. Yani kırmızı başlıklı kızı sadece üzerinde kırmızı başlıklı pelerini ile büyükannesinin evine, içinde kötü hain kurdun yaşadığı ormandan yolculuk yaparak giden bir küçük kız olarak düşünüyordum.

Film ile ilgili beklentim de bu doğrultudaydı haliyle. Ama açıkçası o yaş için çok anlaşılır bir film değildi. Kırmızı başlıklı kız yok muydu, vardı ama onun dışında kısa kısa farklı birkaç hikaye daha vardı ve bunları da biraz tuhaf anlattıklarından filme çok mana verememiştim. Film ilerledikçe bildiğim masaldan daha farklı bir şeyler anlatmak istediğini anlamaya başlamıştım. Aslında şimdi düşündüğümde kendi açımdan, masal ve hikayelerin arka planda başka şeyler de, küçük çocuklara göre olmayan şeyler de anlattığını ve bunları anlamlandırmanın verdiği heyecanı ilk defa bu filmle yaşamış ve öğrenmiş olabilirim. Film o kadar çok sembolizmle doluydu ki, bunu ancak belli bir zaman geçtikten sonra fark etmiş, filmi tekrar, bu sefer bilinçli olarak izlemek ve anlam çıkartmak istemiştim.

O zamandan aklımda kalan, kırmızı başlıklı kızın büyükannesinin ona verdiği bir nasihatti. “Kaşları birbirine yakın erkeklerden uzak dur” . Filmi de kızın ormanda karşılaşacağı , onunla konuşan yabancı (kaşları birbirine yakın) adamın bir kurda dönüşüp kızı ve büyükannesini yiyeceğe şekle dönüşeceğini bekleyerek izlerken, aslında masalın gizlice anlatmak istediği hikayeye doğru evrilmesi beni ilk izlediğimde huzursuz ettiğini hatırlıyorum. Ormanda tanıştığı, güzel giyimli adamdan gördüğü ilgiden belli ki hoşlanan kızın, patikadan ayrılması, adamla flörtleşmesi ve büyükannenin evindeki dehşet.

Yıllar sonra filmi tekrar izlemeye çalıştığımda açıkçası filmi bir çırpıda izleyemedim. Zaten amacım da filmde ilk izlediğimde anlamlandıramadığım hikayeleri anlamak, gördüğüm tuhaf nesneleri bir kenara yazarak, kullanılan sembolleri, dili çözmekti. Filmi izlerken verdiğim aralarda bir araştırma yaptığımda aslında filmin Angela Carter isimli bir yazarın Kanlı Oda isimli hikaye kitabından uyarlandığını, hatta Neil Jordan ‘ın film çekimi sırasında yazar ile sıklıkla biraraya gelerek filme yön verdiğini öğrendim.

Angela Carter Kanlı Oda (Bloody Chamber) hikaye kitabıyla ödül almış feminist bir yazar olarak biliniyormuş. Bu hikaye kitabında Kırmızı başlıklı kız, Güzel ve Çirkin gibi masalları feminizm ve dönüşümler üzerinden işlemiş. Film de zaten aslında, bir kızın yeni başlayan ergenliğine geçişi, karşı cinse ilgisi, büyükanne figürü ile kıza aşılanmaya çalışılan patikadan çıkma (yoksa seni kurt kapar) , erkeklere aldanma (seni ham yaparlar) benzeri korkutma mesajları ile cinselliğin, kendi cinselliğinin keşfinin zapt edilmesi, bu ve buna benzer açık, kapalı semboller içinde uzun bir rüya sanki.

Büyükanne: Bir kurt göründüğünden daha fazlası bir şey olabilir. Bir çok kılık altında karşına çıkabilir.

Kız: Nasıl yani?

Büyükannne: Kardeşini yiyen kurt, postu dışta olan bir kurttu. Ve kardeşin öldüğünde dosdoğru, cennete gitti. En kötü kurtlar, postları içte gizli olan kurtlardır… ve seni ısırdıklarında,kendileriyle beraber senide cehenneme sürüklerler!

Film 1984 yapımı ve haliyle bilgisayar efekti değil, maketler, dekorlar kullanılmış. Aslında maket tekniği iyi kullanıldığında bilgisayara göre kat kat daha iyi, ama tabi çok daha maliyetli olduğundan, artık o kadar çok kullanılmıyor. Filmin kendisinde bir çiğ hava var. Tam ifade edemesem de bence hem kostümlerden, hem o yılların çekim tekniklerinden gelen eski film havası var.  Hele ki kurtadam dönüşüm sahnesi epey tuhaf. Bu sebeple genç izleyicilere çok da cazip gelmeyebilir. Ama bence filmin o mistik, teatral havasına çok uymuş.  Daha parlak, daha net olsaydı belki de o tuhaf rüya hissi bu kadar kolay yakalanamazdı.

Farklı, ürkütücü, biraz acaip bir film. Herkesin seveceğini düşünmesem de bende hep farklı bir yeri olacak.


Little girls, this seems to say

Never stop upon your way

Never trust a stranger friend

No-one knows how it will end

As you’re pretty, so be wise

Wolves may lurk in every guise

Now as then, ’tis simple truth

Sweetest tongue has the sharpest tooth.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


The Company of Wolves – 1984 Film” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s