The Pirates of Penzance – 1983 Film

Cinayet Dosyası dizisinde Angela Lansbury deyince aklıma gelen bir diğer filmle devam edeyim. The Pirates of Penzance yani Penzance Korsanları.

The Pirates of Penzance

Bu filmi zamanında tv de izlemiştim. Aslında isminden beklentim nispeten ciddi bir korsan filmi olmasıydı ama beni tam ters köşe yapmıştı. Oldukça saçma müzikal bir film olarak aklımda kalmış. Müzikal bir film olmasına rağmen müzikleri de hiç aklımda kalmamış. Sanırım beklediğim korsan filmleriyle çok alakasız olduğu için girdiğim şoktan o kısma dikkat etmemişim.

Konusundan başlarsak zaten daha ilk dakikada absürtlüğü ortaya çıkmıştı.  Babasının ölmeden önce pilot (denizcilik tabiri olarak, gemilerin rotasında gitmesini sağlayan uzman denizci, bizde dümenci deniyor) olarak yetişsin diyerek dadısına emanet ettiği oğul, dadının yanlış anlamasından dolayı (pilot — > pirate) korsan olarak yetiştirilir. Dadı en iyisi olmasını istediği için onu Korsan Kral’ın yanına stajyer olarak vermiştir. Yapılan anlaşma 8 yaşından 21. yaş gününe kadar orada kalmasıdır. Gelgelelim çocuk yani Fredrick, büyüyüp bir delikanlı olduğunda, aslında korsanlık yapmak istemediğini, hatta korsanlıktan nefret ettiğini anlamıştır. Ama görev bilinci çok yüksek ve sadık olduğundan kontratının bitmesini beklemekte, artık bu işi bırakmak için saatleri saymaktadır. Korsanlığı bırakıp, korsanlarla mücadele eden askerlere katılmak istemektedir. Yine de korsan dostlarını çok sevdiğini, kalbinde onlara yer ayırdığını söylemeden duramaz. Bir de ayrılma saati gelene kadar, onları biraz eleştirir. Mesela çok yufka yüreklidirler. Yetim olduğunu söyleyenlere zarar vermedikleri için son 3 gemi baskınında gemidekilerin hepsi yetim olduğunu söylemiştir. Eğer İngiliz donanması sadece yetimleri işe almıyorsa, bu işte bir tuhaflık yok mudur? Korsanlarımızın çok da parlak olmadıkları alenidir. Bir de kendilerinden zayıflara saldırmadıkları için geriye güçlü gemiler kaldığından, onlara karşı da sürekli yenilmekte ve zaten bir kazanç sağlayamamaktadırlar.

Onlara kendisine katılıp korsanlıktan ayrılmalarını söyler ama buna cevap Korsan Kral’ın danslı bir şarkısı olacaktır. (Bu şarkı eğlenceliydi gerçekten)

Ruth

Gemiden ayrılırken Ruth yani dadısı konusunda da tuhaf bir mücadele olur. Hayatı boyunca tek gördüğü kadın olan Ruth’u düzgün bir kadın olarak bilmektedir gerçi ama başka kadınları görmeden de karar vermek istememektedir. Burada neden olduğunu anlayamadığım bir şekilde dadısı ile evlenip-evlenmeme üzerinde ciddi bir şekilde düşündüğünü anlarız ama yani, başka kadın görmedin de çocuğum neden evlenmen gerekiyor hemen? Neyse, korsanlar başka kadın gördükleri için Ruth’u Fredrick ile sepetlemeye çalışırlar. Ki sepetlerler de.

En sonunda bu ikili gemiden ayrılıp kıyıya çıkar. Kıyıda bir grup genç kıza denk gelirler ki Frederick Ruth’un onu kandırıp evlenmeye çalıştığını, aslında birazcık yaşının geçkin olduğunu anlar. Kızlardan birine aşık olur, o da bir generalin kızı çıkar. Tam o sırada korsanlar karaya çıkıp diğer kızları evlenmek için kaçırmaya çalışırlar. Ama o ne? General gelir ve kızlarını kaçırmamalarını söyler. Korsanlar Generali’ de yakalarlar ama kendisinin bir yetim olduğunu söyleyince tabi ki onu serbest bırakırlar.  Burada General’in ses uyumlarına uygun bir baladını da dinleriz. Ve bir miktar da often (sıklıkla) ve orphan (yetim) geyiği. Sonradan ortaya çıktığında anlaşılır ki aslında Frederick’ in doğum günü Şubat’ın 29 ‘u dur ve 4 yılda bir kutlayabilecektir. Bu vesileyle de maalesef kontratının bitmesine daha 63 senesi vardır. 🙂 yani …

Ruth ve Korsan Kral

Filmi ile ilgili hayal meyal hatıralarım içinde absürt olması dışında çok da birşey kalmamıştı. Ama yeniden aklıma gelip resimlerine baktığımda o zamanda en çok beğendiğim adamın Kevin Kline’ın canlandırdığı Korsan Kral olduğunu anladım. Tekrar izlediğimdeyse, Karayip Korsanlarından 20 sene önce çevrilmiş olan bu filmdeki stilinin, Johny Deep’ e ne kadar ilham vermiş olabileceğini fark ettim. Aslında bu Kevin Kline’in ilk sinema filmiymiş ve bir tiyatro oyunundan uyarlanmış olan bu film Broadway ‘de sahnede de aynı oyuncular ile oynanmış. Sadece Angela Lansbury ekipte Ruth karakteri için tiyatrodaki oyuncunun yerini almış.

Kevin Kline’ı gerçekten çok severim. Hani bakınca belki herkes beğenmez ama bence çok karizmatik bir oyuncudur. Ben ondan Wanda adında bir Balık’ta Otto karakteri ile hoşlanmış, en sevdiğim romantik komedilerden Fransız Öpücüğü ile bayılmıştım. Wanda ‘da komik ekstrem bir tipi canlandırmıştı. Adamda bir şeytan tüyü var kesinlikle. Gözleri deli bakan oyunculardan.  Film boyunca arka planda kaldığı anlarda da dahil olmak üzere hep ilgiyi üstüne çekebilen, yüz ifadesi ve bakışları ile rol çalabilen bir adam. Film ile ilgili görselleri ararken karşıma çıkan şu resimlere bakar mısınız?

Bu oyun aslında çok eskilerden bir oyunmuş. 1879 da Arthur Sullivan ve W. S. Gilbert isimli iki İngiliz tarafından yazılmış, önce New York’da sonra da Londra’ da epey bir süre oynanmış. Bu kadar eski bir oyunun devamlılığına hayret ettim. Yani tabi daha eski operalar, baleler de var ama nispeten modern gözüken, parodi bir müzikal olduğu için o dönemden beklemediğim bir beceri doğrusu.

Aslında film ve şarkıları çoğunlukla nefes kesici bir hızda söylenen, ses uyumlu kelimelerin zekice kullanıldığı bir potpori gibi. Bana biraz bizim Nejat Uygur’un kelimelerle oynayarak yaptığı komediyi, biraz da eski Deve Kuşu Kabere gibi müzikli danslı oyunları hatırlattı yeniden izleyince. Ben İngilizce altyazılı olarak bulup izledim ama dürüst olmak gerekirse bazı şarkılarda, ne altyazı hızına, ne de sözlerin kendilerine yetişebildim. Oyuncuların dahi, parçaların belli yerlerinde şakadan da olsa nefesleri kesilmiş gibi yaparak oynadıkları bir oyun, yani hızlı ve nefes kesici performanslar gerçekten.

Filmi ciddi bir film olarak değil de, belki sadece eğlencelik absürt bir film olarak izlenebilir. Ben hatırlayınca nasıl bir filmdi ki bu anımsayayım diye bir kere daha izledim. En azından Kevin Kline için izlediğime memnun kaldım. Korsan filmlerinin yüz karası olan bu saçma filme canınız gerçekten çok sıkıldığı zaman belki bir şans verebilirsiniz. Çok dayanamayacağınızdan eminim ama.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


The Pirates of Penzance – 1983 Film” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s