Sharpe Serisi

Sharpe, Bernard Cornwell’ın  aynı adlı serisinden uyarlanmış, ilk başta 14 tv filminden oluşan bir seridir. Yıllar sonra 2 film daha eklenmiştir.

Bana başkarakterin başından geçenleri, askeri meslek hayatı içerisinde anlattığı için Hornblower serisini (–> yazı için) çok hatırlatır. Zaten Cornwell bu seriyi yazarken aslında Hornblower serisinden esinlenmiş. Donanmada geçen hikayenin benzeri askeriyede olmadığını farkedince böyle bir karakteri ve seriyi yaratmış. Hikayeler de benzer bir zaman diliminde, 1799-1821 arasında geçmektedir. Maalesef bu roman serisi de Hornblower gibi Türkçeye hiç çevrilmemiş. Keşke bir yayınevi bunlara el atsa da yayınlasa. Harika dönem romanları olabilirler.

Sharpe serisi ile de TRT de tanıştım. (TRT de ne kadar güzel film ve diziler izlemiştim, şimdiki televizyonculuğa hala inanamıyorum). Sean Bean’ i önceden tanıyor muydum hatırlamıyorum. Öncesinde bir iki filmde izlemiş olsam bile tam olarak ismini öğrenmem bu film sayesindedir.

Şu endama bakar mısınız?

İlk filmde Richard Sharpe düşük rütbeli bir askerdir. Bir subay değildir. Hani Hornblower yazısında bahsetmiştim ya, karacılar ve soylu olmak ile ilgili. İşte Sharpe soylu olmanın en uzak noktasındadır. Bir piçtir, üstüne üstlük annesi bir fahişedir ve kendisi de bir genelevde kadınların arasında büyümüştür. Ama gel gör ki, aslan gibi bir yüreği vardır, İngilizlerin Napolyon savaşlarında ki meşhur kumandanı Wellington’ı pusudan keskin nişancılığı ve cesareti sayesinde kurtarır.

Yapılan hiçbir iyiliğin karşılıksız kalmayacağı roman/sinema dünyasında tabi ki Wellington tüm gücünü kullanarak bu cesur askeri Teğmen yapar. Bu sırada yanında bulunan casus ağının bir numaralı adamı Michael Hogan uyanık bir adamdır, ve böyle düşük seviyeden gelen bir adamın hiçbir zaman subaylar tarafından kabul edilmeyeceğini bildiğinden, Wellington’u bu adamı bir özel timin başına atamasını ve özel görevlere gönderilmesi için onun emrine verilmesi konusunda ikna eder. Böylece Sharpe 95. Nişancı birliğinin Teğmeni olarak atanmış olur.

Keskin nişancılardan oluşan bu küçük birliğin ilk başta Sharpe’ı kabullenmesi zor olur. Kendileri gibi düşük sosyal seviyeden bir adamın subay olarak emri altına girmekten başta çok gocunurlar. Kendi içlerinden üstlerine çıkmıştır. Sharpe’da öyle yumuşak başlı ya da huydan anlayan bir tip olmadığı için başta biraz zorlama, bağırma ile iş yaptırır ama sonrasında maceralar esnasında tanıştığı insanların da katkısı ile Sharpe kişilik olarak da gelişir ve adamlarıyla doğru bağlar kurar.

İlk film çoğunlukla Sharpe’ın yeni konumunda kendini, adamlarını, çevresini tanımasıyla, adapte olması ve karakterinin yapılanması ile geçer. Her ne kadar Hornblower’dan esinlenmiş olsa da, Sharpe karakter olarak pek ona benzemez. Yetişme koşullarının da katkısı ile, biraz daha “serseri” modundadır. Küfreder, bol alkol içer, adamları ile beraber tavernalarda sızar falan. Ama kadınlara karşı nazik ve sevecendir. Belki de bu yüzden biraz serseri adam çekiciliği vardır. Film serisi boyunca birkaç sevgilisi ve karısı olacaktır.

Sharpe karakteri son derece erkeksi bir adamdır. Sean Bean onu öyle güzel canlandırır ki. Yürüyüşü, konuşması, kadınlarla ilişkileri ile. Zaten yazar da Sean Bean’nin performasını o kadar çok beğenmiş ki, aktörün kullandığı Yorkshire lehçesinden romanlarında bahsetmeye ve daha önce siyah saçlı olarak çizdiği portreyi fazla tekrar etmemeye başlamış. Sean Bean sarışın olduğu için.

Sonraki filmler de çeşit çeşit maceralarla ilerler. Bütün seriyi tam olarak izlemedim. İlk birkaç filmi ve son filmi biraz hatırlıyorum. Birkaç film Türkiye de çekilmiş bir de. Antalya ve Silifke de. Özel bir zaman ayırıp, ilk baştan tekrar izlemeyi planlıyorum.

Yazıyı hazırlarken seriden fotoğraflara bakıyordum da, farkettim ki, kostümlerin seçimi ne kadar güzelmiş. Genelde dönem dizilerinde ufak bir problem gibi gözükse de kostümlerin gıcır gıcır, yepyeni oluşu beni rahatsız eder. Yıkamanın veya yeni kıyafet elde etmenin masraflı ve zor olduğu dönemler içinde zamanlarının çoğunu yollarda harcayan bu askerlerin kıyafetlerinin yıpranmış olması gerektiği çok dahice bir fikir olmasa da, fazla düşünülmeyen pek çok dizi/film olduğuna bakılırsa, gösterilen önemli bir hassasiyet bence.

Bu dizide bir sürü İngiliz oyuncunun epey genç hali ile karşılaşabilirsiniz.

Daniel Craig, Elizabeth Hurley, Brian Cox ilk aklıma gelenler. Sean Bean ‘ı söylemiyorum bile. Yüzüklerin Efendisi veya Game of Thrones’dan yıllar öncesinde, hafif çirozken bile bu kadar maskülen durabilen bir adam.

Sharpe’da Hornblower gibi mükemmel olmayan, ama kalbi iyi, cesur, hayatını kendi tırnakları ile kazanan bir adamın öyküsü. O yüzden çok bizden hissettirir. Hornblower kadar değil belki – lütfen, yelkenli yok burada – ama izlemesi kesinlikle keyifli bir seridir.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Sharpe Serisi” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s