Medici : Masters of Florence

Medici ailesi ile ilgili sanırım ilk “Da Vinci’s Demons” dizisini izlediğimde bir meraklanmıştım. Yıllar önce Floransa’ya gitmiş olmama rağmen o zaman henüz Medici’lerin önemini anlamamışım. O zaman daha çok “A Room with a View” modundaydım. Şimdi gitsem her bir binaya, meydana çok daha farklı bakacağımdan eminim.

Medici ailesi, Floransa’yı Floransa yapan ailelerden biridir. Hem banker yani, paranın işleyişini anlayan, hem kurnaz, belli iş bağlantıları ve doğru kişilere rüşvetler vererek iş kapma yollarını bulan, hem de sanattan anlayan, zamanın ünlü ressam ve heykeltraşlarına destek verip, siparişler yaptıran bir sülale.

Da Vinci’s Demons Lorenzo De Medici ve onun erkek kardeşinin döneminde geçiyordu.

Bu dizi ise Lorenzo’nun büyük büyük babasından başlıyor. Giovanni De Medici. Aslında onun ani ölümü yani cinayeti ile başlıyor demeli. Aniden ölünce büyük oğul Cosimo De Medici hem şehir politikasında hem de bankadaki işlerinde babasını yerini almak zorunda kalıyor. Ama bizi aralarda 20 yıl önceye götürerek, Cosimo’nun babası tarafından nasıl şekillendirildiği, nasıl kullanıldığı ve nasıl günümüzdeki hale geldiği de anlatılıyor.

Diziyi çok çok beğendim. Sanırım arada açıp tekrar izleyeceğim bir dizi olabilir.

Oyuncular, Giovanni rolünde Dustin Hoffman; Cosimo rolünde Richard Madden. Erkek kardeşi Lorenzo rolünde daha yeni tanıdığım Stuart Martin. Ama diziyi en unutulmaz yapan oyuncu, başrol, kesinlikle şehrin kendisi. Floransa.

Şehirlerin eski halini düşünmek, beni her zaman büyüler. Burada da bilgisayarlar sağ olsun, dizi bizi o meşhur kubbe henüz yapılmamışken ki yıllardan başlayıp, kubbenin inşasının epey ilerlemesine kadarki döneme alıp götürüyor. Bu bir yana, şehrin çekimleri beni sürekli içine çekti. Sanırım epey bir saat Assassins Creed 2 oynamamdan da mütevellit, pek çok an kulelere nasıl tırmanırım diye düşünmeden edemedim. İçimde Floransa’ya gitmek için, oraları tekrar görmek için dayanılmaz bir istek canlandı.

Richard Madden (Cosimo de Medici)

Richard Madden’e  gelirsek, açıkçası sadece Game of Thrones’ dan tanıdığım Richard’a normalde çok da bayıldığımı söyleyemem. Tamam yakışıklı bir adamdı falan ama o dizide çok da cazibeli gelmemişti. Bu dizide ise, mavi gözlerinden bazen alevler çıkan, bazen soğuk buz parçaları atan Cosimo rolünde çok etkileyici geldi. Tabi bazen donuk donuk durup poz vermiş olsa da, bence özellikle son bölümlere doğru belki de daha fazla duygu sunması gerektiği anlarda o hissi güzel geçirmiş. Yaşadığı pişmanlıkları, dışardan soğuk ve kuvvetli gözüken o halini, dua ederken veya yanında çözülebileceği kadar güvendiği bir sevdiği varken ki yaralanabilirliği, veya sevdiklerine duyduğu şefkat ve sevgiyi öyle güzel aktarmış ki. Artık sadece hoş bir oyuncu olarak değil, beğendiğim bir aktör olarak takip edebilirim kendisini. İzleme sırama aldığım Bodyguard dizisini öne çekebilirim bu durumda.

Annabel Scholey (Contessina de Medici)

Karısını oynayan Annabel Scholey ‘i hiç tanımıyordum ama bana acaip bir şekilde Öykü Karayel ‘i hatırlattı. (Öykü daha güzel kesinlikle). Bu yüzden dikkatim arada dağılmış olsa da güzel oynamış. Tek bir sahne vardı, bu da oyuncu ile ilgili değil tabi ama işte atıyla Singoria’ya girdiği bir sahne vardı. Orada güya etkileyici bir konuşma yapıyor ama benim tek odaklandığım şey atını o daracık alanda zapt etmeye çalışması ve atın toynaklarının tak tuk çıkardığı sesler oldu. Çok absürd bir sahneydi.

Oyuncular İtalyan – İngiliz karışıktı. Bence oyuncu seçimi çoğunlukla iyi olmuş. Kostümler, çekimler, o dekor, rulo rulo parşömenler (tamam bu bana özgü bir sevda olabilir) hepsi hepsi çok hoştu.

Stuart Martin (Lorenzo de Medici)

Dizinin açılış müziğine gelirsek, uzun zamandır epey beğendiğim bir açılıştı. Hatta kadının sesini Skin’e benzetmiştim ki sonradan baktım gerçekten Skin’miş. Süper ses, süper müzik. “Renaissance” by Paolo Buonvino & Skin

Diziden sonra merak edip gerçek yaşamlarına baktığımda dizinin çoğunlukla gerçeklere uyduğunu gördüm. Tabi bazı karakterleri katmamışlar, bazılarını abartmış bazılarını kısaltmışlar, biraz drama katmışlar, olayları değiştirmişler, binaların aslında o dönemde henüz olmadığı haliyle göstermişler vs. Ama izlenebilirliğini çok etkilemiyor. Nasıl olsa o dönemde tam olarak nasıl olduğunu bilecek kadar İtalya tarihini okumadığıma göre, diziyi izledikten sonra öğrendiğim değişiklikler beni çok bağlamıyor. Dediğim gibi özellikle Floransa’yı beğeniyorsanız, sadece onun için bile izlenir.

Dizi ilk bölümlerde zamanda geriye gitmeyi daha çok yapsa da, özellikle son 3 – 4 bölüm çoğunlukla günümüzde ilerliyor. Bu geriye dönüşler başta sıksa da, sonra alışıyorsunuz. Hatta açıkçası karısı ile soğuk başlayan evliliklerinin nasıl olup da bu kadar sevgiye dönüşmüş olduğunu anlatmamalarına bozulduğum bir an oldu. Her iki taraf için de. Karısı ilk başta babasının emriyle onunla evlenmiş olsa da, sonrada ona tutkuyla aşık olduğu belli oluyor.

Dizinin ikinci ve üçüncü sezonu da yapılmış. Onlarda daha ileriki dönemlerdeki Medici’leri anlatılıyormuş. En tanınmışları tabi ki, Cosimo’nun torunu olan Lorenzo de Medici. Bu iki sezonu da kesin izleyeceğim.

Cosimo de Medici’ye , Türkçeye çevrilince pek olmuyor ama “baba toprağının babası” (aslında anatoprağının demelilerdi ama hadi neyse) (Pater Patriae, ‘Father of the Fatherland’) diyorlarmış. Signoria’da ona bu ünvanı vermişler ve mezarına kazımışlar. Bir daha Floransa’ya gittiğimde, kesin arayıp bulacağım.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s