Son zamanlarda instagramda karşıma iki kere çok benzer bir konuşma çıktı. Biri Emma Watson ile Jay Shetty isimli bir adamın röportajındaydı.

Jay Shetty’i bir zamandır instragram’da takip ediyordum. Konuşmaları hoşuma gidiyor.
Kitapları da varmış. Hatta Türkçe’ye de çevrilmiş. Bilge gibi düşün ve Sevginin 8 kuralı. Bir ara inceleyeceğim. Podcast’i de varmış ama ben pek podcast dinleyemiyorum. Dikkatim dağılıyor. Neyseki Youtube videoları’da olunca ilginç gelen iki konuğunun programlarını izlemiştim.
Emma ile olan programından bazı kesitler önüme çıktı birkaç kere. Bunu da izlemem gerek dedim. Epey uzun ve özümseyerek izlemek istediğim için (yani öylesine izleyeceksem hiç izlemem daha iyi diye düşünüyorum) henüz tamamını bitiremedim. Ama instagramda karşıma çıkan ilginç gelen kısım hakkında düşüncelerimi yazmak istedim. Belki röportajın tamamını dinlediğimde fikirlerim değişecektir. O zaman düşünürüm.
Bu yazımda nice ‘ı nazik, kind ‘ı ise iyi olarak çevirerek kullanacağım.
Emma’nın Jay’in dünyaya tek bir kural koysan ne olurdu, sorusuna dürüstlük cevabı veren Emma bir de bir cümle söylüyor.
“Truth without kindness is brutality and kindness without truth is manipulation.”
Yani “gerçeği incelikle söylemezsen bu acımasızlık olur, ve doğru olmayan bir şekilde iyi davranıyorsan da bu manipülasyondur” diyor.
Diğeri de Simon Sinek’in Trevor Noah ile bir panelinde. Trevor Noah kim çok da bilmiyorum aslında. Sadece konuşma ilginç geldi. Simon Sinek’de kişisel gelişim ile ilgili kitaplar yazmış bir adam. Ben “neden ile başla” kitabını okumuştum. Çoğunlukla ilginçti.
Orada Trevor Noah’a being nice ve being kind arasındaki farkı soruyorlardı. Yani nazik olmak ile iyi olmak arasındaki farkı.
Traver, iyiliği nasıl tanımlarsın diye sorulduğunda, nazikliğin, yani nezaketin iyiliğin performans hali olduğunu söyledi. Performanstan kasıt rol yapmak yani. “Nazik olabilirsin ama iyi olduğun anlamına gelmez bu” dedi.
“İyilikte ise aksiyon alırsın. Durum zor veya tuhaf olsa da.”
Kuzey avrupa ülkelerinin kültürü ile örnek vererek anlatmaya çalıştı. İskandivan insanları nazik değil ama iyiler (miş). Şimdi burada ırklara yapılan zulümler vb konulara girip konuyu boğmayalım. Kuzey ülkelerinin daha doğrusu kıta Avrupa’sının “iyi”liğinin tarihte örneği çok. Yakın zamanda bile dünyada yaşanan savaşlara destek verme-vermeme noktasında “iyi”liklerini, aldıkları aksiyonları (!) izliyoruz. Güya “iyi” olan İskandinavlar sana kibar davranmayabilirlermiş ama iş aksiyona gelince alırlarmış. Küçük kız Greta’ya hakkını bir vereyim ama kendi ülkesinin bile ona malum aktivist harekette destek olmamasına bir yorum yapmayacağım. Neyse konumuza dönelim.
“Birisinin yüzüne bir şey bulaşmış ise nazik davranıp, onun canını sıkmamak için bunu ona söylemeyebilirsin. Ama bu iyi bir şey olmaz. İyi olan yüzünde bir şey olduğunu söyleyip, onun bütün gün öyle dolaşmasını engel olman olur.”
Kulağa ne kadar ses uyumu olan, hatta zihinsel olarak da uyumlu gelen cümleler olsa da, tam olarak katıldığımı söyleyemem ben buna.
Bazen, bazı insanlara nazik olmak yeterlidir bence. Herkese iyi olamazsın. Herkese iyi olmak zorunda değilsin. Herkese doğru davranmak zorunda değilsin. Daha doğrusu herkese bir başkasının doğrularına göre davranmak zorunda değiliz. Benim için iyi olan, ona sadece nezaket gelebilir. İçtenlikle davrandığım bir durumda naziksiniz denilebilir. Bu verdiğin kadar, karşındakinin alma oranına bağlı bir tanım bence. İyi olarak yaptığınız bir şeyi, karşındaki nazik davranıp söyledi ama bilmesem daha iyiydi diyebilir. Birinin diğerini aldattığını söylemek gibi mesela.
Bu noktada Emma’nın yorumu biraz daha cazip, biraz daha zihne yakın geliyor. Daha mantıklı. Daha gerçekçi.
Bana göre de samimiyetsiz şekilde iyi ve kibar davranan bir insanın altta yatan farklı bir amacı olduğunu düşünebilirim. Burada kilit kelime samimiyetsizlik.
Diğer yorumu gelirsem, yani iyi olabilirsin ama bu nazik olduğun anlamına gelmez’e…
Burada gözümde canlanan örnek; birisi üşürken battaniye vermek iyiliktir. Bunun onun üstüne fırlatabileceğin gibi, eline de verebilirsin, üstünü nazikçe örtedebilirsin. Sonuçta ısınmasını sağlayacak bir aracı sağlamış olduğun bir iyilik yapmışsındır. Nezaket kısmı bonus olarak gelir.
Kendi açımdan düşünürsem, being kind’ı yani iyi olmayı vicdanlı olmak olarak yorumluyorum. Direkt aksiyon alan olarak değil. Being nice’ı yani nazik olmayı ise evet, birinin saçı başı o gün güzel olmamışsa ama kendinden mutlu gözüküyorsa, söylememek gibi pembe yalanlı versiyonu kabul edip, kendimi de duygusal olarak uğraştırmayacak kaçamak davranışı seçmiş olduğum olur. Açıkçası bazı konularda insanların dürüstlük beklemediğine artık çok eminim. Onlar da boyatılmış o saç renginin kendilerine çok yakışmış olduğunun söylenmesini istiyorlar, veya onlara kötü davranan kocalarının veya çocuklarının popolarına birer tekme vurmaları gerektiğinin söylenmesini istemiyorlar.
Yine konu dönüp dolaşıp, karşılıklı samimiyete ve karşındaki ile alma verme dengesine geliyor.
Yaptıkların, söylediklerin kendi içinde samimiyet taşıyorsa, iyi misin, nazik misin, ya her kim ne isterse desin, çok da önemli değil.
© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.