Wednesday dizisi ile ilgili bir yazıya başlamıştım da kalmış. Madem 2. Sezonu geliyormuş bari yazıyım da bitsin dedim.

Wednesday’ i izlemeyi epey bir ötelemişim. Ben ancak 1 sene öncesinden sanıyordum meğer 2022 yapımıymış. Zaman ne kadar çabuk geçmiş.
İzledim sonunda. Zaten sadece 8 bölüm. 45- 50 dk arası olmasaydı kısa olsaydı daha iyi olabilirdi.
Küçükken Adams ailesi filmini izlemişliğim vardı. Çizgi film versiyonunu da izlemiştim. Aslında başka bir dizi ile de karıştırdığım bir konsept. Ama o diziden sonra bahsedeceğim.
Wednesday dizisinin çok meşhur dans sahnesi, bir dönem heryerde taklitlerini veya canlandırmalarını gördüğümüz için matah bir şey sanıyordum ama dizide çok kısa yer alan, manasız bir sahne bence. Ama sonradan çevrilmiş Oz büyücüsü filmi ile ilgili olan Wicked filminde de benzer bir sahneye ilham vermiş diye düşünüyorum.
Bu sahneye gelene kadar, dizide sevdiğim ve sevmediğim şeylerden bahsedeyim.
Dizi gotik şeyleri sevenler için tüm tuşlara basmış. Vampirler, kurt adamlar, gorgonlar (bakışları taş edenler), Edgar Allen Poe, kuzgunlar ve liste uzayıp gidiyor. Wednesday’ın siyah takıntılı kıyafetleri, yabani ve insanların benim hakkında ne düşündüklerine takmıyorum tavırları ile kendi ile ilgili sorgulamalar yaşayan bir seyirci kitlesini kendine çekeceği kesin. Gençlik ve çocukluklarından bir konsepti ile nostalji rüzgarı ile gelenler de var. Daha ne olsun.
Wednesday karakteri benim aklımda, soğuk, suratsız ve ölü şeylere meraklı (Adams ailesindeki diğer bireyler gibi) olarak kalmıştı. Dizide bunu ergenlik yaşındaki bir kız olarak daha da geliştirmişler. Şey dedikler elin dizide bolca yer bulması iyi olmuş. Dizideki en sevimli şey o olabilir.
Dizide Wednesday ailesinin ve yasanın da zoru ile normal lise yerine Nevermore isminde tuhaf canlıların gittikleri bir liseye başlar. Burada oda arkadaşı ve diğer çocuklar ile mecburen etkileşime giren Wednesday istemese ve farkında olmasa da karakterinin şekillenmesinin önüne geçemeyecektir. Bu arada okulun olduğu kasabaya ve etrafındaki ormanlık alana dadanan bir canavar diziye gerekli gizem ve dedektiflik olayları katar. Kasabanın geçmişinden gelen cadı avcılığı, ucubelerin yakılması ile Wednesday’e imgeleme görme gücü yüklenmesi de heyecan verici anlar sağlar.
Dizi ilk belirttiğim gibi tüm tuşlara basmış. O yüzden bu tarz gotikli, gizemli, ucubeli, ingilizce de “freak” dedikleri, Buffy‘ de “scooby gang” dedikleri herşeyi içeriyor. Bu tarz hikayelerde geçen her türlü tuhaf canlı çıkabiliyor, çıkacaktır, yer bulup eklenebilir havasında. İzlerken bu içeriklere biraz bile ilginiz varsa, kesinlikle sıkılmıyorsunuz. Sadece bazen zorrrrlama gelebiliyor bazı bazı. Belki Buffy ve Angel’da çok gördüğüm için bunlar tekrar geliyor olabilir. Bu arada Buffy’e devam mı, yeni mi birşeyler çekeceklermiş. Ne kadar korksam da – kötü olursa diye – kesin izlerim artık.

Benim bu diziyi, daha doğrusu Adams Ailesi ile karıştırdığım dizi ise The Munsters idi. 88-91 seneleri arasında, bizde star tv o zaman magic box ya da teleon ‘da oynardı. Ne çok severdim. Frankstein tipli baba, vampirella anne, vampir dede ve oğulları kurt adam. Bir de normal insan olan kuzen vardı. Bunların hayaletli ev gibi duran ahşap konaklarında yaşıyorlardı. Bu dizide aslında 60’larda yapılanın tekrar çevrimiymiş ya bunu yeni öğrendim. Hatta 2022 de filmini de yapmışlar.
Netice itibari ile Wednesday fena değil ama biraz zorlama gotik. Gotik severiz de bölümleri kısa tutsalar daha iyi olacak. Benim de fikrimi sormuşlardı zaten 😊
© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.