Witches – 2024 Belgesel

Mubi’nin güzel bir teklifine denk gelince Amazon’u da bırakıp, mubiye geçiş yaptım. Üç ay kadar mubi elimin altında olacağı için bir müddet mubi ‘deki filmlere takılacağım anlaşılan.

Witches – Cadılar burada gördüğüm bir belgesel filmdi. Cadıları görünce hemen izlemek istedim tabi. Cadıları kim sevmez? Yani hem doğaüstü, hem doğanın içinden, hem erkek egemen toplumların bir suç gibi kadınların üstlerine yapıştırdıkları etiket hikayeleri, modern zamanlara geldiğimizde ise Buffy’de cadı olan Willow ve yeni nesil cadılık wiccalık, derken cadılık konsepti hep ilgimi çeken bir konu olagelmiştir.

Bu belgesel de başlangıçta cadılık tarihini, cadı olarak suçlanıp, çeşitli yollarla idam edilen, öldürülen kadınlardan bahsederek başlar anlatısına. Belgeselin yapımcı ve yönetmeni kadın aralarda konuşsa da, ilk başlarda sıklıkla filmler ve dizilerden sahneler ile renklendirdikleri için keyifli bir izleme olacağını düşünmüştüm.

Wikipedia ‘da bu film içinde kesitleri kullanılmış filmlerin listesini de buldum. Çoğunu izlemişim bu arada. Ama aralarda bir-iki tane görmediğim var. İzleme listem için güzel alternatifler olacaklar. Yazının sonuna ekleyeceğim.

Maalesef gidişat önemli bir konuya doğru evrilmişse de benim hiç ilgimi çekmeyen bir yer oldu bu.

Cadılık tarihi yerine belgeselin yönetmeni ve yazarı Elizabeth Sankey ‘in kendi yaşadığı deneyim ile doğum sonrası depresyon ve psikoz sorunlarını anlatan bir belgeselmiş meğer. Depresyona giren kadın önce ne olduğunu pek anlamaz, ama gitgide kendinden, bebeğine yapabileceklerinden korkmaya başlar. İnternet üzerinden ulaştığı bir kadın dayanışma grubunun yardımı ile annelere özel bir kliniğe bebeği ile beraber yatırılır. Orada kendi durumunda diğer annelerle tanışır.

Bizde lohusalık denilen dönem aslında. Yeni doğum yapan anneleri yalnız ama özellikle bebekleri ile yalnız bırakmama gibi hareketleri etrafımda çok duydum. Bizde bazen üç harflilere, bazen hormonlara dayandırılan bu yalnız bırakmayalım, destek olalım süreci aslında iyi birşeymiş. Bazen kadınların bunalıma girip kendi bebeklerini öldürme eğilimine girdiklerini de duymuştum ama doğum sonrası depresyonunun bu kadar yaygın bir durum olduğunu, hatta bazı durumlarda bazı sanrılar gördürecek kadar psikoz seviyesine ulaştığını hiç bilmiyordum. 

Açıkçası çok da merak etmiyordum zaten. 

Elif Şafak’ın da bu konuda yazdığı bir roman vardı bildiğim kadarı ile. Siyah Süt. O da kendi deneyimlerini aktarmış. Konusu bu diye okumamıştım. Okumayı da düşünmüyorum. Ama bloglarda dolaşırken hakkında güzel yazılmış bir yazı gördüm. https://suleuzundere.blogspot.com/2016/09/elif-safak-siyah-sut.html

Filmin hoşuma giden ve beni ilgilendiren kısmı, kadınlar arası dayanışmanın gerekliliği ve kadınların oluşturduğu bu “muhabbet” gruplarının onlara ne kadar iyi geldiğinden bahsedilmesi. İngilizce coven diyorlar. Meclis gibi bir manası var. Cadılıkta aynı meclis üyesi olmak bir bağ oluşturuyor.

Bir de cadı davalarında, cadılıkla suçlanan bazı kadınların herhangi bir işkence görmemişken bu suçlamayı kabul etmiş olmalarını, bu depresyon sürecinde, kendilerinin yapabileceklerinden korkan, kendilerine yapabilecekleri kötü şeyleri fısıldayanın doğaüstü bir güç veya şeytan olduğuna inanmanın daha kolay olduğu gibi bir yorum yapmışlar belgeselde. Olabilir. Mantıklı geldi bana. Filmde, ağır psikozlar yaşamış bir kadın ile yapılan röportajda kadın ‘bu yaşadıklarımın sebebinin şeytanın etkisi olduğunu söyleseler buna inanmak çok rahatlatırdı beni’ der.

Kadınlık zor bir konu bazen. Hamilelik de zor bir süreç kabul ediyorum. Ama iş yaşamında, etrafımda muhatap kalmak zorunda olduğumda oldukça sıkan bir mevzu benim için. Bu hamile kadınlarla ilgili gıcıklığımın sebebini de bir incelemem lazım aslında…. Buna ayrı bir yazıda devam edeceğim.


Belgesel hamilelik ve sonrasındaki sıkıntıları yaşamış, yaşamamış, bebek doğurmayı düşünen kadınlar için izlemesi iyi gelecek bir ürün. Beni sıktı. Bunu gıcıklık mevzusunda daha detaylı yazarım ama önce ‘bebek istiyorum’ diye bir adam bulup evlenen, sonra bebek olunca, ‘kendime zamanım kalmadı, kocam böyle yapıyor, çocuğum şöyle yapıyor’ diye ağlaşan kadınları dinlemekten çok bıktım. Bana mı sordun evlendin? Bana mı sordun bebek doğurdun? Ama iş yapmaya gelince özel hayatım yoğun. 

Ay vazgeçtim, bu belgeseli bebek sahibi olmak isteyen, hatta özellikle bunun için evlenen kadınların hepsi izlemeli. Kocalarını-sevgililerini de alsınlar yanlarına, öyle izlesinler. Sonra ay bilmiyordum da öyle böyle sağa sola ağlamasınlar. Ya da daha iyisi, ağlasınlar ama kendi aralarında ağlasınlar. (coven, meclis, kapiş?) Bunlara iyilik olsun diye kulak verip, dinlemeye çalışınca, bardağın dolu tarafını görsünler diye bir iki şey söylemeye kalkınca yada yeteri kadar ağlayıp, konuları bitince, bir de dönüp sana sen de kimseyi beğenmiyorsun, evlenmiyorsun diyorlar. Olan zerre iyi hislerimi de dozerle eziyorlar. Bak yine sinir oldum 🙂

Bu belgeseli izlerken de benzer hisleri yaşadım. Benim gibi bebek doğurmayla pek ilgilenmeyenler izlemesin, ama diğer kadınlar izlesin. İhtiyaç anında hangi camı kırmaları gerektiğini öğrensinler. Tamam, siz çok zor süreçlerden geçiyorsunuz, anladık. Çocuk doğurmak zor, büyütmek zor vs. vs. Ama, bana yeni doğum yapmış kadınlara halihazırda hissettiğime ek bir sempati ile yaklaşacak hisler veremedi bu film. Ay, kendimi empatiden yoksun bir odun gibi gösterdiğimin farkındayım ama gerçekten umurumda değil. Beğenmeyen gidip ötede bayılabilir. 😛

Filmde görselleri kullanılan filmlerin listesi;
The Passion of Joan of Arc 1928 – başka Jan dark filmi izlemiştim. Bu oldukça eskiymiş, ama bulursam bakarım.
The Wizard of Oz 1939 – izlemiştim.
I Married a Witch 1942 – izlememişim.
Rosemary’s Baby 1968 – izlemiştim. Ürkütücü.
Inferno 1980 – izlemiştim.
The Witches of Eastwick 1987 – izlemiştim.
An Angel at My Table 1990 – izlememişim. Hem de Jane champion’un muş. Bunu mutlaka izlemeliyim.
The Craft 1996 – izlemiştim. O dönemin abartılmış filmlerinden.
Practical Magic 1998 – izlemiştim. Eh işte.
Girl, Interrupted 1999 – izlemiştim. Müthiş.
Sleepy Hollow 1999 – izlemiştim, ara ara sürekli izlediklerimden. Çok kalp ben.
The VVitch 2015 – izlemiştim. Eh fena değil.

Devamı.. gıcıklık mevzusu ile gelebilir.


One thought on “Witches – 2024 Belgesel”

Bir yanıt yazın