Bill & Ted’s Adventures – Bill ve Ted ‘in maceraları Film Serisi

Uzun zamandır bu seriyi baştan bir izlemeyi düşünüyordum. Ama dürüst olayım öyle çok hevesli değildim. Amazon Prime de ikinci ve son filmi görünce, bari ilkini de izleyeyim de bir avazda bitsin dedim.

Bu, seriyi tekrar izlememin ikinci sebebi idi. İlki, bu ara Keanu Reeves’in izlemediğim filmlerini izleme amacı gütmemdi. Kendisini çok severim ama bazı filmleri gerçekten çok uyduruk olabiliyor. Bazıları ise çok süper. Bunları o kadar çok tekrar tekrar seyrediyorum ki, kötü filmlerini tolere ediyor. Böyle dengeliyor sanırım.

Bill ve Ted ‘i de zamanında ilk kez, Keanu için izlemiştim. Ve ah! Ben de bir ergendim o dönemde ama bu kadar salak bir ikili benim için bile fazlaydı. Güzel bir yüz boş bir kafada pek çekilmiyor. İyi bir kalbi olsa da. Ama sonuçta ergendim, Keanu ve filmin geneli oldukça şapşal olmasına karşın bir sevimliliği vardı. Zamanda yolculuk yapıp, tarihi kişileri topluyorlardı, daha ne olsun. Fantastik konuları seven bana bir havuç.

Sonrasında ikinci film daha da absürt olarak geri döndü. İlk filmde Jan Dark ve tarihi kişilerin su kaydırağını ve alışveriş merkezini dağıtması nasıl aklımdan çıkmadıysa, ikinci filmde de Azrail ile twister oynamalarını hiç unutamadım. Tuhaf noktalar akılda kalıyor.

İkinci filmin, robot ikizleri tarafından öldürülen Bill ve Ted’in cehennemi aşıp, Azrail ile çeşitli oyunlar oynayıp, onu yenip, cennetten geçip, oradan marslı bir bilim yaratığının (bilim adamı veya bilim insanı demedim, dikkatinizi çekerim 🙂 alıp dünyaya dönmelerini anlatan, filmin adına ithafla, “dandik” bir hikayesi var. Absürtlük deseniz var, daha bir tipi düzgün Keanu deseniz var, ilk filmdeki şapşallık oranının azalmadan devam etmesi var.

Üçüncü film, yani Face the Music, yakın zamanlarda çıkan bir film. Hatta “ay bunu da yeniden yapmasalardı” demiştim içimden. Sonra bir iki kişiden çok da güzel değil yorumları alınca, üzülmüştüm. Ama izleyince, yani bence çok da kötü çıkmadı. İnsanlara bu filmin tuhaf gelmesini anlayabiliyorum. Belki ilk iki film ile beraber arka arkaya seyrettiğim için beklentim zaten çok yüksek olmadığından, bence seriye uygun bir film olmuş. Adamlar (Keanu ve Alex) yaşlanmış. Bu gerçek. İkinci filmin sonunda Bill ve Ted olarak tanıdığımız çocuklarının kız çıkması da eh. Bu aralar sektördeki erkek stereotiplerinden azaltma yapma eğilimine bağlanabilir.

Yine zamanda yolculuk paradoksları ile beraber karmakarışık bir film. Bu sefer zamanda yolculuk yapıp ünlüleri toplayan adamlarımızın kızları. Zamanda ünlü müzisyenleri topluyorlar. Jimi Henrix’den ta ki taş devrinde labut çalan bir mağara adamına kadar geri gidiyorlar. Amaç Bill ve Ted’in ilk filmden beri bahsedilen dünyayı birleştirdikleri şarkıyı yapabilmelerini sağlamak.

Ama zamanda yolculuk yapan sadece onlar değil. Bill ve Ted’in kendisi de zamanda yolculuk yaparak, kendilerinin gelecek yıllardaki hallerini ziyaret ediyorlar. Alkolik hallerini, yalancı hallerini, hırsız hallerini, hapisteki kaslı dövmeli hallerini ve ölüm döşeğindeki hallerine kadar ilerliyorlar. En favorim olan halleri hapisteki dövmeli ve kaslı halleri idi. Irkçı beyaz mahkumlar gibi pos bıyıkları ile müthiş saçma duruyorlardı. Bundan sonrasındaki favorim ise göbeği fırtlamış halleri olabilir. Onların amacı da bu dünyayı birleştirdikleri şarkıyı yazdıklarını bildikleri için, o şarkıyı yazmış olduklarından bir sonraki anı yakalamak. Hazır yazılmış şarkıyı alıp gelmek.

Bu filmi, ikilinin bu steroidli hallerini görmek için bile izlemeye değer 🙂

Yine zamanda yolculuk yapan sadece onlar değil. Eşleri olan prensesler de, mutlu oldukları anı bulmak için, zamanda yolculuğa çıkıyorlar. Bir de tabi Bill ve Ted’i öldürmesi için programlanmış robot Dennis var zaman yolcuları arasında.

Anlayacağınız zaman koridorları oldukça kalabalık.

Buna yazılması gereken şarkının aynı gün belli bir saatte çalınmazsa evrensel bir çöküş yaşanacağı gerginliği eklenince üzerlerindeki stres biraz fazla oluyor. Kendilerinin gelecek hallerine gitmelerinin sebebi de bu zaten.  Evreni kurtarmak.

Oldukça absürt, elle tutulacak bir mantık silsilesi aramayı gerektirmeyen, ama buna karşın kafayı dağıtmak, gülmek, eğlenmek, eski filmleri bilenler için biraz da nostalji yapmak için keyifli bir film serisi bu. Bu da üçleme yapmak için uygun bir film olmuş. Tatlış Keanu ile…


One thought on “Bill & Ted’s Adventures – Bill ve Ted ‘in maceraları Film Serisi”

Bir yanıt yazın