2023 ‘e doğru…

Amelie filmini çok severim. Bu film hakkında sahne sahne yazı yazabilirim. Ama bugünki yazımın konusu bu değil.

Bugünki yazımda filmin sadece iki sahnesinden, çok içselleştirdiğim iki sahnesinden bahsetmek istiyorum. Temelde bu bir yılsonu ya da yeni yıl yazısı.

Bir tanesi, Amelie’nin en sonunda Nino ile yüzleşmek için onu çalıştığı kafeye çağırdığı ama cesaret edip kendisini gösteremediği günün sonunda, ressam komşusunun ona alttan alta korkak demesinin ardından, gece televizyon seyreder ve kendi kendini yerken, tv de Stalin’in çekimlerinden birinin üzerinden iç sesinin gerçekleştirdiği, Amelie’nin hayatı yaşama tercihleri ve hayatını mahvetme hakkını kimse elinden alamaz tarzındaki dikte sahnesiydi. Amelie bir yandan tv de adamın diktesine onay verirken, bir yandan da kendi korkaklığı için üzülmekteydi.

“Eğer Amelie hayal dünyasında yaşamak… …ve içine kapalı biri olmak istiyorsa kendi bilir. Hayatını mahvetmek istiyorsa bu ona kalmıştır.”

Diğer sahne ise Amelie’nin Dominique Bretodeau ‘a çocukluk hatıraları ile dolu olan kutuyu gizlice teslim etmesi ve adamın tepkisini gördükten sonra hayatın ve çevresindeki herşeyle uyum içerisinde olduğu sahne. Hani kör adamın koluna girip onu sokakta karşıdan karşıya geçirip, etraflarındaki tuhaf detaylardan bahsettiği, ‘çocuk köpeğe, köpek kasaba bakıyor’ minvalindeki detaylar.

“Amelie birden kendini muhteşem bir armoninin içinde hissetti.
Her şey mükemmeldi. Işığın yumuşaklığı, havadaki hafif koku ve şehrin sakinliği.
Derin bir nefes aldı ve dünya ona o kadar basit ve net göründü ki…
…bir anda onu insanlığa karşı büyük bir sevgi ve yardım etme duygusu kapladı.”



Hayat akıp giderken, bazen gün, bazen ay, bazense yıl içerisinde bu hisler arasında seyir ediyoruz.

Gün oluyor, işteki, ailedeki, arkadaş çevresindeki muhabbetler sıcak ekmek üstündeki tereyağ gibi hızlıca eriyor, ekmeğe karışıyor. Tadına doyum olmuyor. Hayat güzel bir kahvaltı sofrasındaymışçasına önümüze açılıyor. Gün ve ilerisi umut dolu oluyor. Hayatı, ritmini yakaladığımız bir dans gibi hissediyoruz.

Bazense hamuru fazla kaçırıyoruz, ve bağırsaklarımıza oturan, bize ekstra ağırlık veren bir kabızlık gibi rahatsızlık çektiriyor. Bunu bunu yememeliydim, bunu bunu dememeliydim, bunu bunu yapsaydım da bunu bunu yapmasaydım diye kendi kendimizi yiyip bitirip, hazımsızlığımızı arttırıyoruz. O dansın ritmini bir türlü tutturamıyor, hep yanlış adıma başlıyoruz.

2022 geçti, bitiyor. Genel olarak sevdim mi, bilemiyorum. Çok şükür diyelim. Sayılı zamanlarda hayatın ritmini yakaladığım oldu, ama ağırlıklı kabızlık çektim gibi.

2023 ise… Bilemiyorum. Bu bir geçiş yılı gibi hissediyorum.

Umarım ki Amelie filmindeki gibi hayatın akışına katılabildiğim, varmak istediğim noktalara ulaşabileceğim , en azından rotalarımı doğru ayarlandığım bir yıl olmasını ümit ediyorum. Aynı cümlede hem umut hem de ümit ettiğime göre biraz fazla mı kasıyorum acaba? 🙂

Que sera sera!

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


2023 ‘e doğru…” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s