Guilty Pleasures

Farkettim ki ilginçtir, hala bir dönem çılgınlar gibi takip ettiğim ama benden başkasının izlediğini düşünmediğim için çok ortaya dökmediğim, ya da anlatırken kendimle dalga geçerek söylediğim, “guilty pleasure”larımdan biri olan konuda hiç yazmamışım. Yani Kore Dizileri… Bunun bir de Japon dizileri/ filmleri versiyonu var tabi. Ama başlangıç Kore dizileridir.

Aslına bakarsanız herşey Japon Animeleri ile başladı. Küçükken severek seyrettiğim ama sonunu hatırlayamadığım Candy Candy’i sanırım Star tv baştan oynatıp duruyordu. Ama oynattıkları kısım hep aynı yerde, dizinin ortasında son buluyordu. Hem de çok acıklı bir yerde.  Hal böyle olunca, internet yeni yeni gelmişken derin bir deryaya dalmıştım. Neler neler bulmadım ki. Mangalarının İngilizceleri, bir sürü resimler vs. vs. Hatta Yahoo ‘nun bir grubuna üyeydim ve orada karakterler ile ilgili çeşitli geyikler çeviriyorduk. Hawaii’de yaşayan çocukluktan beri Candy hayranı bir kadın vardı mesela. Candy’i ve Terry ‘i o kadar çok seviyordu ki, kendisi de hemşire olmuş ondan esinlenip, öyle bir sevgi yani. O zamanların Icq’sundan tanıştığım anime seven insanlar ile saatlerce yapılmış online sohbetler.

Bir dönem epey bir bu anime/mangalarla oyalandıktan sonra bir ara vermiştim. Sonra yine canımın sıkıldığı bir zaman diliminde Itazura Na Kiss animesi ile tanışmak suretiyle çok farklı bir kapı açıldı.  Bu animeden çok hoşlandığım için benzer hangi animeler vardır diye baktım. Sonra aslında bu animenin birden fazla kez dizi yapılmış olduğunu gördüm.

Youtubedan bakarken pek hoşlanmadım dizi hallerinden. Tipler, hareketler çok uyuzdu. Anime daha zarif kalıyordu.

Benzer neler olabilir araştırmamın sonunda Boys Over Flowers ve Hana Yori Dango ile tanıştım. Ve herşey böyle başladı.

Boys over flowers ‘ın ilk bölümünü youtubedan izledim. Aman Allahım! Ne kadar komikti. Ne kadar tuhaf hareketler. Yüzyıl önceki absürd Türk filmleri gibiydi. Ama izledikçe kaptırdım. Mimiklerden bazıları antipatik gelse de, güzel erkeklerini, kızların renkli kıyafetlerini izlemek hoşuma gitti. Her ne kadar çizgi film vari hareketler yapsalar da.  Komik, çiğ ama kendine kaptırtan bir diziydi. Öyle böyle izledim. Tekrar tekrar. Çok keyif aldım.

Bir de tabi yine youtubedan bulup izlediğim romantik komedi kore filmi Seducing Mr. Perfect vardı. Ama onu mu bunu mu önce izlemiştim, hatırlamıyorum. O film de bir miyattı. Sevimli koreli kızı fikri oluşmuştu kafamda.

Bu şekilde ufaktan ufaktan başlamışken sonra da TRT de denk geldiğim Dream High ile korece şarkıları da sevmeye başladım.

Ardından nasıl oldu tam hatırlamıyorum, galiba Kimi ni Todoke ismindeki Japon filmi ile okul dönemi gençler arasındaki etkileşimlerin işlendiği dizi/film furyasına daldım. Liseye yeni başlayan bazen serseri, bazen çekingen, bazen heyecanlı gençler hakkında güzel diziler izledim.

Bunlar dışında tarihi olanlar, fantastik olanlar, romantik olanlar, gerilimli olanlar derken pekçok farklı konu işleyen diziler çıktı karşıma. Açıkçası (Tayvan ve Çin ‘de de vardır ama ben daha çok Kore ve Japon izlediğim için fikrimi bunlar üzerinden beyan edebiliyorum) konu bulmakta çok orijinal ve yaratıcı olduklarını düşünüyorum.

Tamam bazı aşırı klişe bölümleri olanlar da var. Dizinin en olmadık yerinde hafıza kaybı yaşayan baş karakterler, tuhaf tesadüfler sonucu sürekli karşılaşan çiftler ve en süperi (yani bana en bayat ve iğrenç gelen) beşik kertmesi aşıklar. İllaki çocukken kanka olmuşlardır, büyürken yolları ayrılmıştır, ama kazık kadarken tesadüf bu ya olmadık bir şekilde karşılaşırlar. “written on stars”denilen aşk versiyonu – neden suçlu zevkler dediğim anlaşıldı mı? Aslında çok da saçma bulduğum bölümler var yani, ama seviyorum da bir yandan. Bir başlayınca izlemeden duramıyorum.

Amma velakin, gerek işlenişi, gerek de farklı bir kültür olmasından dolayı dönem dönem tarzları kendilerine özgü ve hoş geliyor. Orijinal konular da bulabiliyorlar. Hollywood’da bunun farkında bence. Pek çok Japon korku filmini bazen aynı yönetmene İngilizce çevirttirmeler, bizde de Mucize Doktor ismiyle bir versiyonu da çevrilen orijinali kore dizisi Good Doctor gibi dizilerin ilkin Korece çevrilmiş olması tesadüf değil. Orijinal fikirler bulsalar da ufak bir handikaptan bahsetmezsem eksik kalır sanki. Final problemi. Bazen en olmadık finallerle, bazen ‘e şimdi böyle mi bitti bu?’ diyeceğimiz tuhaf sonları bazen (çoğunlukla) hayal kırıklığına uğratabiliyor. Bu yüzden genelde bir Uzakdoğu dizisi izlerken dizi her ne kadar sevimli olsa da beklenmedik bir sille yemeğe hazırlıklı olmak gerekiyor.

Kore ve Japon dizileri-filmleri özellikle bir mangadan (Kore’den ise manhwa) uyarlandılarsa ayrı bir keyifli oluyor. Anime serileri olabiliyor, ayrıca açıp ona da bakabiliyor, mangaları bulup okuyabiliyorsunuz.

Benim için bazen yok artık bu ne kadar saçma diye gülerek izlesem de uzak doğuyu merak ettiren, bana Japonya gezimi yaptıran bir sevda oldu bu dürüst olmak gerekirse.

Bu konuda o kadar çok izlediğim sevdiğim film/dizi var ki, bu mahcup zevklerimle ilgili gurur duyarak yazacağım bir başlangıç yazısı olsun şimdilik.

Hadi itirafa başlamışken devamını da getireyim, uzak doğu dizi ve filmlerine merak saldığım bir dönem koreli ve japon bir iki favori müzik grubum da olmuştu. Dizilerin soundtracklerinden birkaç şarkı dinleme listemde çevrime girmişti. Bu grupların bazı şarkılarını hala dinlerim o başka ama açıkçası hem bu genç müzik grubu çıkartan şirketlerin, hem gruplardaki çocukların, hem de fanların iki yüzlülüğü beni uzak doğu magazininden epey bir uzaklaştırdı. (Eminim çok üzülmüşlerdir ve benim fikrime çok önem veriyorlardır  🙂 ) Sırası geldiğinde bunlardan da bahsederim.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s