Spirited Away – Ruhların Kaçışı – 2001 Anime Film

Mononoke’den sonra sıradaki Miyazaki filmine geçelim.

Spirited Away, Ruhların Kaçışı – Sen to Chihiro no Kamikakushi.

En iyi animasyon film dalında Oscar kazanmış olması dışında 21.yüzyılın en iyi animasyon filmleri arasında sayılan bir film.

Daha önce belirttiğim gibi bu filmi ilk kez Mononoke’den sonra izlemiştim ve anime filmlerinin vahşi olabileceğini anlamış olduğumdan, biraz gergin izlemiştim. Mononoke kolay bir lokma değildi çünkü. İlk izlediğim zaman her an kötü birşeyler olabilecek diye korkmuş, sonunun nasıl olacağı konusunda endişe yaşamıştım. Neyse ki bu film Miyazaki’nin normal havasına dönüş filmiymiş. Tatlış, çocuksu bir film diye kalmış aklımda. Şimdi bir önceki filmleri izledikten sonra daha derin değerlendirebileceğim şekilde tekrar izlemek iyi oldu.


Filmimiz arabada bir yolculukla başlıyor. 10 yaşındaki Chihiro ailesi ile arabada yeni evlerine doğru gidiyordur. Şehir değiştirmişlerdir ve veda ettiği arkadaşları ona üzerinde sevgi mesajlarını yazdıkları bir kart olan çiçekler hediye etmiştir. Babası kestirme diye bir yola girince, kendilerini dar bir tünel girişinde bulurlar. Merak edip tünele girdiklerinde tünelin ilerisindeki taşlık nehir yatağı yolundan sonra bir eğlence parkı görürler. Annesi ve babası ne kadar hevesliyse, küçük Chihiro bir o kadar korkmaktadır ama ailesini gitmemeye ikna edemez. Parka doğru ilerlerler. Parka gelince yemek reyonundan gelen kokulara kaptıran ebeveynleri büfelerdeki sahipsiz yemekleri yemeğe başlarlar. Nasıl olsa parasını veririz derler.

Ama Chihiro korkudan yemek istemez. Civarı dolaşmaya başlar. Tam o sırada karşısına onun yaşlarında bir oğlan çocuğu çıkar ve “hava kararıyor, hemen geri dönün” deyip onu kovalar. Ama küçük kız ailesinin yanına dönünce onların birer domuza dönüşmüş olduğunu görür. Tünel ile park arasındaki yol da sular ile dolmuş, bir nehir gelmiştir. Kıyıya yanaşan bir gemiden türlü tuhaf görünüşlü varlıklar inerler. Ruhlar.

Haku

Bu tuhaflıklar arasında anne ve babasından ayrı düşen küçük kız saklanırken ona daha önce gördüğü oğlan çocuğu yardım eli uzatır. Haku isimli çocuk onu gizlice Yubaba isimli cadının işlettiği Ruhlara hizmet veren hamama sokar. Onu hamamın buhar makinesini işleten adamdan iş istemesi için yönlendirir. Bu adam da kızı Yubaba’ya yollar.

Yubaba

Yubaba ile iş anlaşması yapan Chihiro imza attıktan sonra cadının ismine el koymasına mani olamaz. Cadı büyü ile kızın yazdığı ismin bir kısmını saklar ve ona Sen (Türkçe manada sen değil) ismini takar. Büyü ile Chihiro ismini unutmaya başlar ama Haku ona arkadaşlarının kızın ismini yazdığı kartı verir ve sakın ismini unutma, yoksa sonsuza dek ruhlar aleminden ayrılamazsın, der.

Chihiro yani artık Sen, insan olduğu için ruhlar dünyasında hakir görülür. Ona hamamda en pis ve zor işleri verirler ama o şikayet etmeden yapar. Hatta kimsenin hizmet etmek istemediği kokan bir ruhun temizlenmesine yardımcı olur, ki o ruhun kirlenen bir nehrin ruhu olduğu anlaşılır. Bu ruh hizmeti karşılında kıza bahşiş olarak bir hediye verir.


Aslında çok detaylı bir hikayesi olan film temelde büyümeyi, bedenen değil ama ruhen büyümeyi anlatıyor. Ama bunu öyle güzel kılıflara büründürmüş ki, sadece ön hikayeyi izleseniz de büyük keyif alıyorsunuz. Arka planda anlatılanlar zarifçe akıyor.

Suratsız “No face” ismiyle geçen yalnız ruhun, Sen’in daveti ile hamama girmesi, Sen ile arkadaş olmak istemesi, kendine ait bir sesi yokken, yuttuğu diğer ruhların karakterlerini ve seslerini kullanması, yuttukça açlığını doyuramaması, en sonunda herşeyi kustuktan ve sakin haline döndükten sonra Sen ile sessizlikte arkadaş olabilmesi çok şirin bağlanmış.

Sen’in yani Chihiro’nun filmin başında küçük ürkek bir çocukken, film ilerledikçe kendi başının çaresine bakan, sevdiklerine yardım etmek için aksiyon alan bir kıza dönüşmesi, cesaretle yola çıkması, kendini ifade etmesindeki gelişmenin anlatımı çok etkileyici.

Haku isimli çocukla ki sonradan daha önce tanışmış olduklarını öğreneceğiz, iletişimi dostluğu ayrı bir güzel.

Howl’un en çok sevdiğim Miyazaki filmi olduğunu söylemiştim. O filmi her sene bir-iki kere tekrar seyrederim. Spirited Away’i ise uzun yıllardan sonra tekrar seyrettim. Belki diğer filmi çok tekrar yaptığım içindir veya sadece aynı animasyon sanatçısının eseri olmalarındandır bilemiyorum ama bana karakterler çok birbirini hatırlatıyor. Bu filmdeki Haku’nun Yubaba’dan ders almak için ona ismini vermiş olması, küçük Chihiro’nun kendine güvensizliği ve bundan kurtuluşu, Yubaba’nın kanatlı versiyonu, pekçok sahnede gözümde Howl canlandı. O yeşillikler içindeki yol. Yürüyen sokak lambası gibi gibi. Sanki Haku Howl’un ön versiyonu, Chihiro ise Sophie’nin…

Hatırladığımdan çok daha fazla keyif aldığım, sihirli bir yolculuk oldu bu filmde. Çok kalp…

Biriyle bir kez tanıştın mı aslında onu hiç unutmazsın. Anılarının canlanması zaman alabilir, o kadar…

Zeniba

Tam yazımı hazırlayıp bitirmişken, Ghibli stüdyoları instagramda bir gönderi paylaştı. Spirited Away’ın tiyatro versiyonu! Royal Shakespeare Company’den ünlü bir tiyatro yönetmeni John Caird’in yönetiminde şimdilik sadece Tokyo ‘da oynanan bir tiyatro uyarlaması. O fantastik dünyayı kuklalar, maskeler ve farklı canlandırmalarla gerçek kılmaya çalışmışlar. İlk anda nasıl olur ki bu desem de, fotoğraflardan farklı bir deneyim esintisi olur gibi geliyor. Bakalım görmek nasip olur mu?

Tüm Ghibli filmleri yazılarımın bir listesi için–>

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Spirited Away – Ruhların Kaçışı – 2001 Anime Film’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s