Magnolia – 1999 Film

1999 yapımı bu filmi izlemem çok zaman aldı. Yok sadece 3 saatlik süresini kastetmedim.

Uzun zaman bu filmi Çelik Manolyalar filmi ile karıştırıyordum. Sonra Tom Cruise’un oynadığını duyunca, o bu filmde var mıydı diye şaşırmıştım. En sonunda anladım ki bunlar birbirinden tamamen farklı filmlermiş.

Sıra geldi izlemeye. Filmin 180 dakikalık süresi her seferinde gözümde büyüdü. Bir türlü başlamak içimden gelmedi. Ama o kadar çok övgüsünü duydum ki, en sonunda izlemeye karar verdim.

Paul Thomas Anderson ‘un yazıp, yönettiği, döneminde ödül adaylıkları olmuş bir film. Konusu tesadüfler eseri yolları birbirleri ile kesişen bir grup insanın hikayesi diyebiliriz. Böyle deyince de çok muğlak oluyor tabi. Biraz açalım.


Senin geçmişle işin bitmiş olabilir, ama geçmişin seninle işi bitmemiştir.

Hikayelerden birinde ölüm döşeğinde yatan bir yaşlı adam ve bakıcısını görürüz. Karısı ona bir öpücük kondurarak dışarı çıkmaktadır.

TV de yarışmaya hazırlanan zeki bir çocuğu izleriz biraz. Babasının pek önem vermediği, taşımak zorunda olduğu bir paket gibi davrandığı bir çocuk.

Kadınları nasıl baştan çıkartırsınız programını hazırlayan ve sunan Tom Cruise ‘un canlandırdığı Frank karakteri vardır.

Yine ölmesine 2 ay kaldığını öğrenen bir tv program sunucusu kızını görmeye gelmiştir ama kızını onu evinden kovarken görürüz.

Katolik bir polis olan Jim’in mütevazi bir ilişki arayışında oluşunu öğreniriz. Bir olaya müdahaleye gittiğinde, Dixon isminde bir ufak oğlan ile tanışır.

Tv yarışmasında yıllar evvel yarışmış ve dahi çocuk olarak ünlenmiş Donnie’nin ise günümüzde normal hayat ile cebelleşmesi sürmektedir.

Bütün bu karakterler birbirleri ile bir noktada teğet geçecek, dokunacak, bağlantılı kuracaktır.

Film bir aksiyon filmi değil.  İnsanların geçmişlerini, karakterlerini, neden bu durumda olduklarını ve ne olabileceklerini yavaş yavaş açıyor.

Özellikle ölmek üzere olan insanların geçmişlerini anmalarını, kendileri ile hesaplaşmalarını görüyoruz.

Hayatları devam eden, nispeten “diri” insanların ise kendilerini değerlendirmelerini, sorgulamalarını izliyoruz.

Film beni beklediğim kadar etkiledi mi? Hayır. Filmin çarpıcı birkaç anı var. Bazı cümleler, anlar çok etkileyici.

Tom Cruise ‘u genel olarak çok severim zaten ama bu filmde gerçekten çok iyi oynamış. Kadınları aşağılayan, pislik bir adam gibi gözükürken, gerçek karakterinin katman katman soyulması, bunu içtenlikle oynaması çok etkileyiciydi. Onunla röportaj yapan kadının karşısında sessiz kalması ve onun şimdi ne yapıyorsunuz sorusuna “seni sessizce yargılıyorum” demesi çok hoşuma gitti.

Donnie karakterinin de ağlarken, verecek o kadar çok sevgim var ki, nereye koyacağımı bilmiyorum demesi.

Ölmekte olan adamın ise, pişmanlıklarını anlatırken, hayat kısa değil, çok uzun demesi ilginçti.

Filmin rahatsız eden bir yanı var. Sanki çok ciddi birşeyler anlatıyormuş gibi es vererek, büyük müzikal anlar veya sahneler çekerek,  hava yaratmaya çalışıyor. Ya da ağır ağır pişmanlıkları anlatırken çok etkilenmemizi bekliyor gibi sahneler var. Bunlar fazla abartılı geldiği için çok da etkilemedi beni. Öte yandan, daha mütevazi anları daha sıcak geldi. Belki yönetmen özellikle böyle çekmiştir.

Çok aşırı beğenmesem de, sadece Tom Cruise için bile izlediğime pişman olmayacağım bir film oldu.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s