The Shop Around The Corner – 1940

Şirin, tatlı bir filmden bahsetmek istedim. Yeni keşfettim ama tarihinden de anlaşılacağı üzere birazcık geç bir keşif olmuş.

Filmimiz Budapeşte de bir dükkanın önünde başlar. Çalışanlar dükkan sahibi Mr. Matuschek’in gelip açması için beklerken hoşbeş etmektedirler. Bu sohbetler sırasında James Stewart’ın canlandırdığı Mr. Kralik, arkadaşına gazetede gördüğü bir ilan üzerine bir bayanla mektuplaştıklarından bahseder. Mr. Kralik, Matuschek’in en eski ve en güvendiği eleman olmasına karşın son zamanlarda aralarında bir gerilim vardır, bu da Matuschek’in dükkanda satmak için aldığı müzik kutularıyla iyice doruğa ulaşır. İş aramak için gelen ama Mr. Kralik tarafından iş olmadığı söylenen Miss Novak ise müzik kutularının tarafını tutarak hem Mr. Matuschek’in gözüne, hem de işe girer.

Gerginlik ile başlayan ilişkileri Mr. Kralik ve Miss Novak için iyi gitmese de, aslında ikisi de mektup arkadaşı olduklarını bilmemektedir. Mektuplardaki kişilere hayranlarken dükkanda birbirlerini yemektedirler. Bu arada da Mr. Matuschek’in neden Mr. Kralik’e gıcık kaptığını anlamaya çalışırız.

Birbirlerini ilk defa görmek üzere randevulaşınca, randevuya biraz geç giden Mr. Kralik bekleyen kadının Miss Novak olduğunu görünce önce randevuya gitmemeye karar verir ama sonradan kimliğini gizleyerek gelip yanına oturur ve ona laf atar.

Buraya kadar tanıdık geldi mi? Evet. Meg Ryan ve Tom Hanks’li Mesajınız Var (You’ve got mail) filminin aslında temel aldığı filmmiş. O filmi de ayrıca çok severim. Ama iş burada da bitmiyor. Bu filmin, yani 1940 yapımı olan da aslında Parfümeri isminde bir tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanmış. İşin ilginci aynı oyundan In the good old summertime isminde bu sefer de bir müzik dükkanında çalışan iki kişi ile 1949 da bir film daha çevrilmiş. Bu gidişle farklı dükkan çeşitlemeleri ile geliştirilebilecek bir konu gibi duruyor, değil mi?

Filmimize dönersek, birkaç gerginlik, tartışma, yanlış anlamalardan, fazla büyük olmayacak olaylardan ve noel öncesi alışveriş çılgınlığından sonra tüm gerçeklerin ortaya çıkması ile tatlıya bağlanarak, mutlu mesut tamamlanıyor.

1940 yapımı, siyah beyaz, mekanlar sanki bir tiyatro sahnesi gibi tam bir dekor şeklinde dursa da, seslendirme bir tuhaf gelse de, çekimler günümüze göre hantal gibi dursa da sadece James Stewart’ın varlığı bile bence filmi alıp götürüyor. Miss Novak’ı canlandıran kadın ile uyumları da çok şirin.

Filmin herhalde eski film olmasından gelen tatlı bir dürüstlüğü var. Belki de tiyatro eserinden uyarlama olmasındandır. Mesela, herşey ortaya çıktıktan ve aşklarını birbirlerine itiraf ettikten sonra, kadının adamdan uzun zamandan beri hoşlandığını söylemesine şaşıran Kralic, bunu hiç farketmedim, bana öyle kötü davranıyordun ki nefret ediyorsun sanmıştım deyince, kadın gayet açık bir şekilde yakın zamanda bir fransız varyetesi seyretmiştim, kafam karışmıştı, hoşlanılan erkeğe kötü davranmak gerektiğini düşünmüştüm, diye cevap verir. Buna çok güldüm. Genelde filmlerde hırçınlık yapıp dikkat çeken tiplerin aslında sadece uyduruk yapay oyunlarda normal karşılandığının hoş bir ifadesi olmuş.

Tatlı bir kendini iyi hisset filmi.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s