Love me if you dare – 2003 Film

Şimdi bu film ile ilgili ne yazsam.

Bu filmin bir dönem pek bir popüler olduğunu okuyup, merak etmiştim. Nasıl da hiç duymamışım demiştim. Amelie’ye benzer diye bir yorum bile hatırlıyorum. Başka sinema’nın tanıtım sayfasındaki ifade tam olarak “Amélie’nin büyülü dünyasından fırlamış görkemli bir aşk hikayesi”.  İzleme listeme böyle girmişti. En sonunda izledim. Fena kandırılmışım.

Öncelikle filmin Amelie ‘ye benzer yegane tarafının Fransızca olması olduğunu söyleyebilirim. Amelie de toplum normlarından farklı iki karakter üzerine olmasına rağmen, bu filmdekilerin derecesinde sosyopat ve problemli tipler olmadıkları kesin.

Hızlı giriş yaptım. Filmin konusundan biraz bahsetmek gerekirse, Julien ve Sophie isimli iki çocukluk arkadaşının arasındaki bir iddialaşma oyunu ile başlayan ve yıllar süren ilişkileri üzerine. Annesi hasta olan Julien göçmen olduğu için diğer çocuklar tarafından itilip kakılan Sophie ‘i görünce ona moral vermek için annesinin ona emanet ettiği atlı karınca desenli teneke kutuyu ona verip, arada geri ver ki annem de görsün der. Kız da var mısın, deyip bir cesaret oyunu başlatır. Bu oyun iki çocuğun da gerçeklerden kaçışı için bir araç olacaktır. Birbirlerine yapması zor görevler verip görevi yerine getirene de ödül olarak teneke kutu verilecektir. Bu vesile ile kutu aralarında gidip gelir.

Çocuklar büyüyüp artık birer yetişkin oldukları ve birbirlerine hisler gelişmeye başladığı zaman oyunun ayarını kaçırırlar.

Bu konu anlatımı, belirttiğim film ile ilgili söyleyebileceğim en iyi tarif.

Filmin birkaç sıkıntısı var. Öncelikle çocukken biraz yaramazlık, biraz sevimlilik gibi gelen davranışlar, 18-20 hatta filmin gidişatına göre 30 ‘lu yaşlarına gelmiş koca insanların saçma sapan iddialaşması insanı sinirlendiriyor.

Üstüne üstlük, küçükken tolere edilen hareketler, büyüdüklerinde sadece kendilerine değil etraflarındaki insanlara da sataşma boyutuna geçiyor. İddia uğruna kızın beraber olduğu bir adamı gidip gelip tokatlamaları veya sınav sırası bekleyen bir kızı baştan çıkarıp, beraber olup küpelerini almak gibi aptalca, diğer insanları da rencide eden, hiç de komik olmayan davranışlar silsilesi.

Bu kadar saçma hareketlerde bir ortak nokta bulmuş bu iki kişinin, bir türlü kendi aralarında da bir anlaşmaya varamaması başta sinir etse de, sonradan iki karakter gitgide sevimsizleştiği için, beter olsunlar demeye başlıyorsunuz. Filmi izlerken demedim ama şimdi düşününce film hakkında hislerimin bu yöne doğru evrildiğini fark ettim. Bilmiyorum, belki de film sürecinde devam eden manasızlığın filmin sonunda iyice tepe noktasına erişmesi yüzündendir.

Başta sevimli gelen tipler…

Filmin Fransızca adı Jeux d’enfants yani Çocukların oyunları manasındaymış. Dediğim gibi koca koca insanların saçma oyunlar ile hayatlarını geçirmelerini izlemek bana pek bir manasız geldi. Öte yandan oyunculardan kadın oyuncu Marion Cotillard son zamanlarda en beğendiğim kadın oyunculardan biri. Erkek oyuncu da Guiallaume Canet de iyiydi. İlginç bir bilgi olarak, başroldekiler uzun yıllardır iki yakın arkadaşlarmış. Farklı insanlarla beraberlermiş. Filmin üzerinden yıllar geçtikten sonra birbirlerine aşık olmuşlar. Sanırım film ile ilgili hatırlamak istediğim tek güzel detay bu 🙂

Bir de şu teneke kutu…

Netice olarak bu filmi izlemeyi kimseye önermem. Filmi çok seven varsa kusura bakmasın.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s