Together Together 2021

Yine bir sessiz, sakin, yumuşacık, naif bir hayat filmi.

Bu film ile ilgili izlemeye başlamadan önce büyük bir beklentim yoktu açıkçası. Bu sene Sundance Film Festivali‘nde gösterildiğini, taşıyıcı annelik ve bekar ebeveynlik ile ilgili olduğunu biliyordum sadece. Aslında filmin özeti de bu; 40 lı yaşlarını geçmiş bir adamın taşıyıcı anneden çocuk sahip olma hikayesi ama bunu dramatik olarak işlemiyor. Sizi, ay bu çocuk kime anne diyecek bla bla bla ajitasyonuna sokmuyor veya doğurduğu çocuktan ayrılamayan kadın dramı yapmıyor yani. Film bu iki kişinin karakter olarak birer yabancıdan başlayıp dönüşümlerini, duygusal geçişlerini öyle güzel anlatmış ki, umuyorum  bende istediğim kadar iyi ifade edebilir, filme hakkını verebilirim.

Film Matt’in yani baba adayının taşıyıcı anne adayı ile görüşmesi ile başlıyor. Sonrasında ise, trimestir denilen hamileliğin 3 dönemine göre bölerek ilerliyor.

İlk tanışma faslında, birbirlerine hazırladıkları soruları sorarak işe alım mülakatını gerçekleştiriyorlar. Zaten daha ilk başta, aslında Matt’in bebeğini taşıyacak kadını seçerken, Anna’nın da kendi soruları ile gelmesinden onun da işverenini seçme hakkını değerlendirdiğini görüyoruz.

Matt çok normal bir karakter. Hani böyle gençliğim çılgınlıkla geçti şimdi yalnızım tarzında değil de, tek başına yaşayan, evden çalışan normal bir adam. Kendi ailesi, arkadaşları var. Üniversiteden arkadaşları ile görüştükleri var. Bir kısmı aile kurmuş, bir kısmı ise gençliklerinin sonuna tutunmuş. Kendi ifadesi ile “hayatımın artık bitmesi gereken bölümünde gibi hissediyorum. Bitmesi gerekiyor ama bitmiyor, bir döngüye girmiş gibi. Evlenip barklanmış arkadaşlarımla buluştuğumda sahip olmak istediğim ama sahip olamadığım şey için üzülüyorum, yalnız arkadaşlarımla buluştuğumda sahip olduğum ama istemediğim şeye üzülüyorum. İleriye götürecek bir şeye ihtiyacım var ve bu durumda bunu kendim tek başıma yapıyorum. “ Bu bana öyle çarpıcı geldi ki. Sadece hayatımızda bir şeylerden sıkıldığımız ve değişiklik beklediğimiz anlarda, dışardan beklenmemesi gerektiğini, kendi değişikliğini cesur adımlarla kendinin yapmasının gerektiğini bu kadar sade anlatabilmek değil etkileyen.  Daha önce tam adını koyamadığım bir şekilde artık evli arkadaşlarımla bir araya gelmek istemememle de ilgili. Bunun üzerinde düşünmemi sağladı. Buna sonra geleceğim.

Anna ‘da yıllar önce, daha 17 yaşında anne olmuş ve çocuğunu evlatlık vermiş genç bir kadın. Bu hamilelik dönemi yüzünden üniversite dönemini de kaçırmış. Şimdi taşıyıcılıktan kazandığı para ile üniversite okuma hayalleri var. Bu taşıyıcılık olayına çok pragmatik yaklaşıyor. Kendini olaydan hariç tutan, maaşlı bir çalışan gibi. Onda da en etkilendiğim kısım, ailesinden ayrılmasıyla ilgili anlattıkları oldu. “Beni hamileliğimden sonra eskisi gibi görmediler. Kendimi onların beni onların beni gördüğü gibi görmekten yoruldum. “

Kendimi onların beni gördüğü gibi görmekten yorulmak… Bunun bir hata olduğu o kadar bariz ki. Yani kendimizi diğer insanlara nasıl görünüyorum diye düşünüp yargılamak. Bunu biliyorum. Ama işte gel gör ki, bazı durumlarda bu histen kurtulamıyorum. Bir önceki paragrafta evli arkadaşlarımla buluşmak istememem gibi, normalde çoğunlukla (tamam bu salgın sürecinde biraz daha fazla olsa da) öyle hissetmesem de onların yanında kendimin yalnız olduğunu hissetmem gibi. Galiba beni öyle gördüklerini düşündüğüm için öyle hissediyorum. Tek başına olmak, yalnız olmak mıdır? Bazen evet. Bazen. Özellikle bu gibi toplanmalarda insanların konuştukları konulardan milyonlarca ışık yılı uzakta gibi hissettiğinizde. Bununla ilgili söyleyecek çok şey var ama galiba filmden uzaklaşmak da istemiyorum. Filme dönelim.

İlk başta psikolojik olarak kendini öyle hazırlamış olan Anna, bu hamilelik işini kendi bireysel yaşamından ayrı olarak değerlendirir. Öte yandan Matt ise Anna’ya istediğini yiyip, içirip, giydirebileceği biri gibi yaklaşır. Bu hafif bir çatışma gibi başlasa da orta yolu bulacaklardır.

Matt Anna’nın kendini belli oranda uzak tutmaya çalışmasına saygı göstermeye başlar, Anna ise Matt’in heyecanına, hislerine kendini yavaş yavaş açarak (ilk başta bebek odasını dahi görmek istemezken, bir noktada odanın duvar rengini seçmede yardımcı olma, baby shower yapmasına ön ayak olma gibi)  birbirlerine yakınlaşırlar.

Bir noktada artık o kadar birbirlerine yakınlaşırlar ki, Anna broşürlerde hep bebekten ayrılmanın yollarından bahsediyorlardı ama babayı kaybetmenin zorluklarından kimse bahsetmiyor diyerek, aralarındaki bağın nasıl güçlenmiş olduğunu gösterir. Bu Anna’nın deyimi ile “iğrenç” bir yakınlaşma tarzı değildir. En sonunda birbirlerine seni seviyorum derler ve bu o kadar tatlıdır ki, sana aşığım seviyorum’u değildir, Anna’nın deyimi ile “sıkıcı” seviyorumdur. Dost seviyorum’u. Ama en değerlisi de bu değil midir zaten?

Bazen sadece bir bankta elele oturmak, sessizliği, huzuru bir arkadaşla paylaşmak istersin

Film hamilelik süreci ile ilgili klişelere çok girmeden, normal süreci takip edip geçiyor. Bu hikaye bebeğin değil iki insanın hikayesi zaten. Ama çok hoşuma giden farklı bir dokunuş, Anna’nın karnının duvara çizilmesi oldu. İlk baştan itibaren, sanki çocuğun boyunu duvara işaretler gibi, duvarın yanına yatırıp, karnının şeklini duvara çizmek ne kadar parlak bir fikir. Bir sürü hamile arkadaşım oldu ama hiçbirinin böyle bir şey yaptığını duymamıştım.


Film Anna rolündeki Patti Harrison’un ilk başrolüymüş. Gayet güzel oynamış. Matt rolündeki Ed Helms’i ise The Office dizisi ve Hangover serisinden biliyoruz. Filmi hem yazan hem de yöneten bir kadın yönetmen Nikole Beckwith’in ismini daha önce hiç duymamıştım. Bu sıcaklıkta film yapmaya devam ederse herhalde daha sonra tekrar duyarım diye ümit ediyorum.

İki yabancının tanışıp birbirleri ile arkadaş/dost/sevgili vb. süreçleri yaşadığı hayat/yol filmlerini çok severim. Bu film de bu tarz listeme eklenmiş oldu.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s