Minari 2020

Minari ‘yi yine Letterboxd de popüler filmler sayfasında görmüştüm. Yabancı film Oscar adayı olduğunu da görünce merak edip, bulup izlemiştim. Geçen seneki müthiş Parazit filminden sonra Kore filmlerine (zaten kore dizileri ve filmlerine yıllardır aşinayım) öncelik vereyim dedim.

İşin ilginci çoğunluğu Korece olmasına rağmen film Amerika’da geçiyor, Amerikan yapımı ve yabancı dilde en iyi film Oscar adayı.

Konusuna gelirsek, bir göçmen olarak Koreden gelmiş bir aile bir müddet Los Angelas’da yaşamış, sonra ailenin babasının LA deki çalışmalarından biriktirdiği paralar ile Orta Amerika’da aldığı bir araziye yerleşir. Arazi güzel gözükür ama ortasındaki ev denen şey aslında bir tuhaf prefabrikten, sanki tekerleksiz karavandan bozma bir evdir. Acaiptir, eskidir. Anne pek mutlu olmaz. Buraya gelmiş olmaktan, tüm paralarını buna harcamış olmaktan, ufak oğullarının sağlık durumundan dolayı medikal kaynaklardan uzun olmaktan. Ama baba çok heveslidir. Toprağı ekip biçerek refaha, Amerikan rüyasına ulaşacaklardır. Bir kız ve erkek çocukları ise, çocukların her zamanki heyecanı içindedirler.

Karı-koca ayrıca genelde yine Korelilerin çalıştığı yakınlardaki bir tavuk çiftliğinde civciv ayıklarlar. Cinsiyete göre. Galiba erkek civcivleri öldürmek için ayırıyorlar, dişileri piliç ve tavuk olarak satmak için yetiştiriyorlarmış.  Bunu da hiç bilmiyordum. Aslında düşününce piliç dediğimiz hep dişi olur ve horoz da kart olur derler, ama yine de civcivlerin öldürülmesi düşüncesi çok korkunç – Kamu spotu sonu.

Aile yakınlardaki kiliseye de gitmeye başlar. Orada diğer Amerikan aileleri arasında büyük ilgi odağı olurlar. Ama her zaman biraz da uzak kalırlar. Sonuçta biraz dil bariyeri biraz hem kendilerinin hem de diğer insanların onların göçmen kimliği ile değerlendirmeleri vardır. Ama açıkçası filmin ana konusunu öyle bir ırkçılığa maruz kalma değil.

evin ufaklığı

Film bir göçmen aileden gelip, farklı bir toprakta büyüyen, ne ailesinin ülkesini bilip, orayı benimseyip, ne de kendi ülkesi bildiği yaşadığı ülkede tam kabullenilmeyen insanların hikayesini anlatıyor aslında. Özellikle çocukların hissettiklerini çok güzel ifade ediyor. Filmde evin küçük oğlunu oynayan ufaklık bir şahane. Koreden gelen anneannenin geleneksel Kore tarzında yaklaşımına ilk başta hiçte iyi davranmayan, kendini Koreli olarak görmeyen, ben Amerikalıyım diye bağıran bir çocuk. Orada doğmuş, orada büyüyor. Ama arkadaşları ve aslında onların aileleri tarafından kötü muamele olarak değil, ama farklı olduğunu düşündüklerini hissediyor. Çocuklar daha kolay anlaşıyor aslında, ama aileler bu değişik aileyi öğrenmek istedikleri için daha çok merakla sorular soruyorlar.

Anneannenin aileye destek için Koreden gelişi ailenin dinamiğini biraz değiştiriyor. Kimlik karmaşasını daha belirginleştiriyor. Ailenin tarla işlerine adaptasyon süreci, yaşanan bazı trajik olaylar filmin devamında işleniyor.

evin anneannesi

Film adını Anneannenin Kore’den yanında getirdiği Minari isimli ottan almış. (gümrükten nasıl geçti o tohumlar, o otlar- gereksiz sorular) Bu ot asya mutfağında özellikle Kore’de yemek olarak tüketiliyormuş. Anneanne bunu bereketli bir ot, hem her yerde yetişir hem de doyurur diye getirmiş. Ufak bir hareket ile filmin sonuna etkileyici bir nokta koyan güzel bir detay.

Film bazen hüzünlü, bazen neşeli, genelde doğal, naif bir aile filmi.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s