The Bookshop 2017

9cc5dd2a633e20a5f8b106921952c1b9

Bu filmin afişini ve fragmanını ilk gördüğümde Chocolate filmine benzer bir hikaye olacağını düşünmüştüm.

Küçük bir sahil kasabasında, herkesin tuhaf karşıladığı bir iş girişimine atılan yalnız bir kadının hikayesi. Kitap dükkanı açmanın, hele ki 1950’ler de büyük bir iddia olmaması gerekir diye düşünmüştüm. Kitapları da çikolata gibi çok sevdiğim için, keyifle izlemelik bir film çıkacak ümidiyle atladım hemen. Herhalde cahil veya farklı hikayeli kitaplara karşı kasabalılar ile biraz gerilim olur, tatlı son ile biter diye.

Ne kadar yanlış düşünmüşüm.

Yıllar boyunca boş kalan bir evi alıp, kitapçıya çeviren kadın kahramanımız maalesef dikkatleri eve çekmiş olur. Kasabanın herşeyde söz hakkı olduğunu düşünen zengin kadını ise, bu evi sanat merkezi yapmaya karar vermiştir.

Bundan sonrasında, kasabalıların bir kısmının, bazı çocuklar ve ekonomik açıdan nispeten bağımsız insanların kadına destek vermesi, bazı paraya ve güce ihtiyacı olanlarında kötülerin yanında olması şeklinde ilerler.

Aradaki gerilimin nasıl sonuçlandığını söylemeyeceğim ama Çikolata filminin sıcaklığı ile ilerlemediğini söyleyebilirim. Hikaye iyi veya kötü bitmiş olsun, elimde tuhaf bir kirpi taşır gibi izledim filmi.

the-bookshop-filmi

Ama kitapçının güzelliğini, bir kitapçı kurmanın, kolisinden yeni çıkan kitapları raflara dizmenin, rafları etiketlemenin keyfi, eğer bir kitapseverseniz, izlerken orada olmak isteği doğuruyordu. Kitap sevgisini, kitapla yaşamanın, aşkı onunla tatmanın keyfini çok iyi yakalamış film.


 

the-bookshop-1

Film, Penelope Fitzgerald isimli İngiliz bir yazarın aynı isimli romanından uyarlanmış.

İspanyol bir kadın yönetmenin filmiymiş. Sanırım biraz da bu sebeple Goya ödüllerinde en iyi film, en iyi yönetmen ve uyarlama senaryo ödüllerini almış. (ya da o senenin katılımları biraz yavanmış?)

 

 

 

 

 

 

Tamam, filme tamamen kötü diyemem ama bazı konular biraz havada kalmış.

Bundan sonrasında hikayeyi biraz açık edeceğimden – spoiler- ;

Mesela 16 senedir dul olan kadın kahramanımız, kasabanın gizemli yaşlı huysuzu ile kitaplar alışverişi sayesinde bir dostluk geliştirir. Kitapta nasıl anlatılmıştır bilemiyorum ama filmde bu ikisininde yıllardır bekledikleri ilişki gibi olması planlanmış. Ama tam da öyle olamamış. Adamın bir kitap kurdu olması vesilesiyle kadına yazıp, kitap sipariş etmesi üzerine birbirlerine ilgileri başlamış diyecektim ama aslında filmin en başından itibaren kadının sahilde yaptığı yürüyüşlerde adamla karşılaştığı ama hiç konuşmadıklarını görürüz. Sonrasında kadının adama önerdiği kitaplar, adamın bunları beğenmesi, ortak zevkler, ortak bakış açıları, ikisini yakınlaştırır. O yakınlığa bir isim koyamazlar ama. Her ikisi de.

Burada adamın yaklaşık 30 yaş falan büyük olduğunu söylemek gerek. Yani belki de zaten hiçbir romantik ilişki hedeflenmemiştir, ve bu sadece sevdikleri insanları kaybedenlerin yaralarını sardıkları, bir başkasını sevebileceklerini anlamaları için bir yoldur. İkisinin sahilde karşılaştıkları ve adamın hayatımın başka bir evresinde seninle karşılaşmış olmayı çok isterdim demesi. Hoş bir sahneydi.

book1

Filmin işlenişinde bazı o kadar düz sahnelerde vardı ki; kadının çocuğa gazlı ısıtıcıyı nasıl doldurmaması gerektiğini söylediği anda, bir yangın çıkacağını tahmin edebiliyorsunuz. Veya bir kötülerin yanında olup, bir de kadınla laflamaya gelen Milo’nun kadına kazık atacağı o kadar belli olur ki, kadının aptallığına dayanamazsınız.

-spoiler sonu –

Yine de kitap sevgisi için, o tatlı kitapçı açma hayali için izlenebilecek bir film.


© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.

 

 


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s