Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım (Elena Ferrante)

Çekime, enerjiye inanır mısınız? Ben inanırım. Bazı şeylerin, karşılaşma zamanımız geldiği anda karşımıza çıktığına, işaretlere inanırım.

Elena Ferrante işte bu özel anlardan birinde, özel tanışıklıklarımdan biridir.

20180311_112545.jpg

 

Bir yurtdışı seyahatim sırasında, sokaklarda öylesine gezerken gördüğüm bir kitapçıya dalmamla başladı herşey. Bunda bir sürpriz yok aslında… Genelde yurtdışında kitapçılara girerim, neler var neler yok, içi dışı nasıl bir göreyim, değişik kırtasiye malzemeleri var mı bir bakayım derim.

 

 

 

 

 

20180311_112244

 

 

 

 

Bu kitapçıda dışarıdan ufak tefek gözükmüştü ama kapıdan girdiğimde yerde “dünyanın en eski kitapçısı” diye iddialı bir cümle görünce, ayrıca hoşuma gitmiş, kitaplara baka baka içeri ilerlemiştim.

 

 

 

 

 

 

İşte raflara öylesine bakarken, kapaklarında siyah beyaz kadın fotoğrafları olan, özenle yerleştirilmiş bazı kitaplar dikkatimi çekmişti. Ne, ne hakkında olduklarını, ne  de yazarın kim olduğunu biliyordum.

20180311_112734

Sanki görünmez bir dalga bu kitaplardan içime aktı. Hemen fotoğraflarını çektim ve kendi kendime bunlara dönünce bir bakacağım dedim. Büyük ihtimal yeni kitaplardır, bizde de çevrilmemiştir henüz diye düşünmüştüm doğrusu.

İstanbul’a dönüp araştırdığımda, çoktan çevrilmiş olduklarını hatta tüm serinin, ki Napoli Romanları deniliyormuş, Türkçe basımının tamamlandığını öğrenmem büyük süpriz oldu.

Her zaman ki gibi öncelikle ilk kitabı sipariş ettim. Merakla gelmesini bekledim.

Roman iki kız arkadaşın Napolinin küçük bir mahallesinde çocukluklarından başlayan arkadaşlıklarının yıllar geçerken ve onlar büyürken geçirdiği evrimi anlatıyor bir nevi.

Basitçe böyle ifade edilebilir sanıyorum. Ama yazarın öyle bir anlatımı, öyle bir dili var ki, okuyan hiçbir kadının bu hislerin yakınlarından geçmemiş olabileceğini sanmıyorum.

Dürüst olmak gerekirse, romanın en etkileyici yanı hikayesi değil. Daha çok yazarın, olayların akışı esnasında karakterlerin hislerini okuyucuya geçirmesindeki becerisi. İki kız arkadaş  arasında olabilecek tüm hisleri, dostluk, beraberlik, kıskançlık vb. o kadar doğal anlatıyor ki. Sadece bir kız hikayesi olarak bile, çocukluktan ergenliğe geçişi, beğenme, beğenilme, arzuların ortaya çıkışını, kendinin farkına varılmasını çok akıcı, çok içten anlatıyor yazar.

Hikayeye gelirsek; Olayları kızlardan birinin, Elana’nın dilinden, onun bakış açısından dinliyoruz hep. O nasıl duyduysa, gördüyse, diğerlerinin nasıl hissettiğini düşündüyse, hep bu açıdan görüyoruz.  Bu sebeple arada bizi şaşırtan olaylar, cümleler karşımıza çıkıyor. Beni özellikle şaşırtan cümleyi kitabı henüz okumayıp, acaba okusam mı diye ön araştırma yapanlar için spoiler kısmında belirteceğim. Ama kitap okunmalı. Mutlaka… 🙂

Olayların geçtiği mekanlar kültürel tiplemeler açısından önemli tabi; ama yazarın öyle özellikle Napoli tasviri, tanıtımı yapayım gibi bir derdi de yok. Acaba Napoli’nin şurası nasılmış diye en azından benim merakımı çok cezbetmedi. Zaten İtalya’da, nispeten farklı bir kültürde geçen bir hikayede kendi çocukluk hislerini bulmak, aslında bazı konularda kültürel farkların pek de önemli olmadığını da gösteriyor.

Yazara gelecek olursak, internetten öğrendiğim kadarı ile Elena Ferrante yazarın takma ismi. Kim olduğu bilinmiyor (du) aslında. Sanırım bir-iki sene önce kim olduğu anlaşılmış ama bu 4 kitaplık seriyi bitirmeden yazar hakkında fazla bilgi öğrenmek istemediğim için fazla araştırmadım.  Bu yüzden yaşını bilmiyorum. Ama insan okurken, kesinlikle kadın olduğundan emin oluyor. Feminen hisleri bu kadar güzel aktarabilmek bir erkek için çok olası değildir gibi geliyor.

Güncelde the guardian’a haftalık yazı da yazıyormuş. Örnek bir tanesinin linkini de buraya ekliyiveriyim:

https://www.theguardian.com/lifeandstyle/2018/may/26/elena-ferrante-sleeping-pills-slept-only-four-hours

Bu serinin bir de HBO tarafından dizisinin yapılacağı hatta birinci sezonun oyuncularının seçilmiş olduğunu da internetten okumuştum.

<<Spoiler>>

İşin spoiler kısmına gelirsek. Kitabın başından beri hep Elena’nın bakış akışından olayları takip ettiğimiz için, bir kızın yanındaki kendisinden daha iyi olduğunu düşündüğü (daha güzel, daha zengin, daha şık, daha akıllı vb.)  arkadaşı hakkında hissettiği gıptayı anlatırken, kitabın sonunda o herkesin hayran olduğunu düşündüğü arkadaşının onun için sen benim olağanüstü akıllı arkadaşımsın, demesi beni ve sanki Lenu’yu ters köşe yapmıştı.

<<Spoiler sonu>>

Sonuç:

Çok teşekkürler Elena…Sıcacık romanın için…Diğerlerini de okumak için sabırsızlanıyorum.

O kitapçıda karşıma çıktığın için..

With love from Istanbul

20180716_222636.jpg

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım (Elena Ferrante)” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s