Ocean Waves – Büyülü Dalgalar – 1993 Anime Film

Yeni bir Ghibli filmi ile devam ediyorum. Ocean Waves veya I Can Hear The Sea / Umi ga Kikoeru

Tüm Ghibli filmleri yazılarımın bir listesi için–>

Aslında bunu süresinin kısalığından cesaret alarak (sadece 72 dk.) Only Yesterday’i izledikten hemen sonra izlemiştim. Ama önceki yazıyı toparlamak vakit alınca bu da ikinci sırada kaldı tabi.

Belki hemen arkasından izlememin de etkisi olmuştur ama anlatım tarzından dolayı Only Yesterday‘e çok benzettiğim bir film olmuştu.


Tren istasyonunda karşı peronda gördüğü kızı bir tanıdığa benzeten Taku Morisaki, benzettiği kızın hayatına girdiği dönemi anlatmaya başlar.

Tokyo’dan trenle yaklaşık 7 saatlik mesafesi olan Kochi’de yaşadıkları lise 2 yılları. Yakın arkadaşı onu okula çağırınca koşa koşa giden Taku, arkadaşı Yutaka’nın okula yeni transfer gelen çok güzel bir kızı gösterdiğini görür. Tokyo’dan yeni gelen Rikako yetenekli ve okulda başarılı bir kızdır. İlk bakışta da Yutaka’nın ondan hoşlandığı ve onunla ilgilendiği belli olur. Gerçi Rikako’nun öyle bir ilgisi yok gibidir.

Hawaii’ye yapılan okul gezisinde (evet Asya film ve dizilerinde sıkça gördüğümüz üzere, bu insanlar okul gezisine Hawaii’ye gidebiliyorlar, mesafe onlar için daha kısa diyerek kendimizi avutalım. Onlara da Avrupa uzak yani)

Bu noktada gidişattan hemen “Arkadaşımın Aşkısın” filmi/şarkısı akla gelir tabi. Aman bir dram mı olacak, kalpler mi kırılacak falan derken kültürler arası fark ortaya çıkar.

Bu arada Kan Kardeşim/ Arkadaşımın Aşkısın (1968) filmini de pek sevmem yani. İzzet Günay’ı çok beğendiğim için izlemiştim zamanında. Şarkının sözleri bile çok rahatsız edici değil midir? Hakkım yok seni sevmeye / Çıktın karşıma ne diye / Sen başkasının malısın (MAL mı?) / Kalbim bunu nerden anlasın / Unutmam lazım çünkü sen / Arkadaşımın aşkısın

Ne kadar tek taraflı ve hüküm verici değil mi? Erkek gözüyle yazılmış diyeceğim ama kadın da söylese rahatsızlık verici cümleler. Kim kimin için, neye karar veriyor?

Neyse.

Nitekim film bu tuzağa düşer gibi yapıp, güzel bir çalım atıyor. Çeşitli olaylar vesilesi ile arkadaş olarak yakınlaşan Rikako ve Taku ilişkisi, Yutaka’nın çıkma teklifini reddeden Rikako’ya Taku’nun tavır yapması ile tuhaf bir dönemece giriyor. Sonra bir de Yutaka’dan yediği yumruk ile iyice afallayan Taku, lisenin sonuna varana kadar bir daha konuşmamak üzere arkadaşlıklarının bittiğini hatırlar.

Günümüze geldiğinde ise, Kochi’ye evine tatile gelen Taku, kendisini karşılayan Yutaka’yı görünce şaşırır. İkili dertleşirler ve aslında Yutaka’nın Taku’yu neden yumrukladığını anlarız. Burası çok hoşuma gitti. Kültür farkı dediğim şey buydu aslında.

Yutaku Taku’yu, kendisi yüzünden Rikako’ya olan hislerini bastırdığını anladığı için sinirlenmiş meğer. Arkadaşlıklarının böyle hislerle baş edemeyeceğini düşünmesine, arkadaşının buna dayanamayacağını düşünmesine bozulmuş. Rikako’da aslında Taku’nun onu arkadaşına pas edebilecek bir nesne olarak değerlendirmesine bozulmuş olmalı. Bizdeki kurban psikolojisi (‘aşkımı çaldın, ihanete uğradım, aşkımı arkadaşlık için feda etmem lazım‘) nerede, ‘sen beni o kadar zayıf mı sandın‘ gururu nerede!

Bir okul buluşması yemeğinde toplanan tüm sınıf arkadaşları birbirleri ile ilgili güncel bilgileri paylaşırken, Taku orada olmayan Rikako ile ilgili Tokyo ‘da olduğu bilgisini öğrenince, tren istasyonunda gördüğü kızın o olduğuna emin olur.

Bir sonraki karşılaşmalarında peşinden koşacaktır.


Aslında bu tv için yapılmış, sonradan DVD olarak yayınlanmış bir filmmiş. Saeko Himuro isimli kadın yazarın aynı adlı bir romanından uyarlanmış. Hatta romanın I Can Hear the Sea II: Because There Is Love isimli devamı da yayınlanmış.

Bu da konusu, çizimleri itibariyle bir gerçek film havasında. Rahatlıkla canlı insanlarla çekilebilecek bir film, ki sanırım kitaplardan bir de tv dizisi yapmışlar zamanında. Çizgiler çok değişik, yalın demek istiyorum ama bir o kadar da detay içeriyor. Tuhaf bir gerçekçiliği var. O açıdan etkileyici.

Tomomi Mochizuki Ghibli filmleri içerisinde bundan başkasında isminin geçtiği bir yönetmen değil. Ama isminin bağlantılı olduğu Ranma ½ ve Kimagure Orange Road gibi bir – iki anime filmi 90’larda epey meşhurdu. Gerçi bu anime ile genç ekiple ekonomik bir film çıkartmayı hedefleyen Ghible’ye biraz pahalı çıkan bir film olduğu için daha sonra başka Ghibli filmi yönettirmemiş olabilirler.

Filmin geçtiği dönem ile ilgili gerek kıyafetler, gerek elektronik aletler vs. ile o nostaljik atmosferi yakalamada başarılı olan, bir Only Yesterday kadar beni içine çekmese de, benzer hisleri yaşamış insanlarda belki daha çok tel titretebilecek sıcak bir film olmuş.

Ghibli’ye bir artı daha.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Ocean Waves – Büyülü Dalgalar – 1993 Anime Film” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s