Enola Holmes 2020

Bu filmin reklamlarında merak ettiren ve cazip gelen çok yanı vardı. Bir kere Sherlock Holmes’un adı geçiyor. Henry Cavill ve nispeten sevdiğim Mily Bobby Brown var. Helena Bonham Carter’da kayıp anne derken, netflix’in merakla beklediğim ürünlerinden biri haline gelmişti.

İlk başta hikayeye gelirsek, Sherlock ve Mycroft ‘un kızkardeşleri Elona, annesi ile beraber yaşamaktadır. İkisinin yaşamlarının hiç de o dönemin kadınlarınki gibi (gergef yapıp, sakince çay içmek gibi) olmadığı, dövüşlerinden, çalıştıkları derslerden falan filan anlaşılır. Aslında falan filandan şunu kastediyorum.  Filmde Anne Holmes’un viktorya dönemi kadınlarının nasıl yaşaması gerektiği veya toplum kurallarını hiç sallamadığı gözümüze baştan sokuluyor. Anladık. Kızını da gayet kendi gibi yetiştirmiş. Anladık. Jui jitsu öğretmiş, satranç oynuyorlar, okçuluğu var. Kız da tabi ki, muhakkak öyle olmalıydı, müthiş yetenekli, akıllı, becerikli vs.

Anneleri bir anda ortadan kaybolunca kardeşler ana evinde birleşirler. Neden o kadar agresif ve kadın düşmanı olduğunu anlayamadığım Mycroft (burada durup acaba annesi sütten erken kesti de annesi ve diğer kadınlara düşman oldu demek istiyorum) kızı leydilik okuluna kapatmak isterken, Sherlock pek karışmasa da bu fikirde değil gibi gözükür.  Zaten film boyunca 1 sahne dışında yardımı olmayan, hep hiç ilgilenmiyormuş gibi gözüken Sherlock’un isim babası olması dışında dizide bir anlamı yoktu.

Sherlock, Elona, Mycroft (soldan sağa)

Dizi bundan sonrasında Elona’nın Mycroft’un elinden kaçıp, annesini aramaya çalışması üzerine ilerler. Yolda tanıştığı bir gence yardım edince (ki o bir vikont) onunla ilgili konuya da bulaşmış olur. Bir yandan annesini ararken bir yandan da bu gence yardım ederken olaylar ilerler.

Kısaca konu bu yani.

Bu diziye özel değil ama özellikle son dönemlerdeki İngiliz dizilerinde, ırkçılık yapmamak için o dönemde olmayacak karakterlere dizilerde yer veriyorlar. (Merlin’de Guinevere ‘in zenci oluşu gibi) Bunda da çay salonu sahibi, üst katında da kadınlara dövüş okulu olan zenci bir kadın var. Ya da Scotland Yard dedektifi Lestrada bir Hintli. Yani…

Bunlar çok da önemli değil aslında. Dizinin en büyük problemi, çok mükemmel bir karakter yaratmış olması. Hem akıllı, hem becerikli, hem güzel, hem herkesle iletişim kurabilen, hem kendini savunabilen… liste devam edip gidiyor. Milly Bobby Brown iyi hoş canlandırmış, sevimli de olmuş bence, ama işte bu kadar “mükemmel” bir karakter karikatür olmaktan öteye geçemiyor. Tüm hikayenin cazibesi, yapmacık bir karakter üzerinde çöküyor. Karakterin tek hatası, annesinin kimselere yardım etme, kendi işine bak öğüdünü dinlememesi ki burada öğütte bir problem olduğu zaten gözümüze sokuluyor.

Elona dizi boyunca yalnız takılıyor, ama arada sırada kameraya dönüp, seyirci ile göz göze gelerek temas kuruyor (Fleabag gibi). Bu anlar kötü olmamış açıkçası. Bu da Milly’nin başarısı bence.

Filmi izledikten sonra bir roman dizisinden uyarlandığını okudum. Nancy Springer’ın 2006-2010 arası yazdığı 6 kitap varmış. Daha çok gençler için yazılan romanlarmış. Romanlarda da Elona karakteri böyle mi yaratılmış, açıkçası pek merak etmedim. Sanırım film de aynı gruba hitaben yapılmış.

Filmi de öyle can sıkıntısında boşa harcayacak 2 saatiniz varsa izlenebilecek bir film işte.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Enola Holmes 2020” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s