Çelik Mağaralar – Caves of Steel

20171102_215521

Çelik Mağaralar,  hayatımda ilk okuduğum ve birazda bu sebeple Isaac Asimov’un en sevdiğim, bilim kurgu romanıdır. Günümüzde  gelişen robot teknolojisi, otomasyon robotlarından insan benzeri robotlara evrildikçe, bu romanın başında da yer alan, dünyadaki robotlara karşı insanların isyanlarını aklıma getirdiğinden, 1953 tarihli bu romanı yad etmek istedim.

Çelik Mağaralar, Asimov’un robot romanlarından ilkidir. Bendeki baskısı Baskan Yayınlarının 1983 tarihli eski bir baskısı. Çeviren Aslı Kayabal’mış, o dönemki kitapların çevirmenlerine pek dikkat etmemiştim ama, iyi çevrilmiş rahat okunuyor. Sonradan bir de Altın kitapevi Ölü Gezegen ismi ile basmış. Eski basılan kitaplarda hep içimde “ acaba çevirirken ne kadarını kırptılar “ korkusu olduğu için bir ara orjinalini de alıp okumak istiyorum.  Yazım sırasına baktığımızda öncesinde 1950 ‘de yazdığı Ben Robot da kısa hikayeler ile bize, en sevdiğim karakterlerden Susan Calvin ‘i tanıştırmış olsa da, Asimov’un robotları denince bence ilk akla gelecek Daneel Olivaw ve insan dostu Elijah Baley ile ilk tanışmamız bu kitapla olmuştur.

Robotlar ile ilgili kısa hikayeleri hiç okumamış birisi için robotların dünyadaki yeri, insanların onlara bakış açısı için iyi bir giriş yapar. İnsanlar yerüstündeki şehirlerinden ayrılıp, yeraltında karınca yuvasına benzeyen, yürüyen merdivenler ve tren hatları (kafamda canlanan bir nevi kapıları olmayan asansörlerin tren versiyonları) ile ulaşımın sağlandığı, komin hayatı şeklinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Dünya yıllar önce diğer gezegenlere koloniler kurmuş, yıllar geçtikçede kültür olarak her bir koloni farklı evrilmiş; ama hepsinde dünyanın aksina robotlar aktif olarak kullanılmaktadırlar. Dış dünyalılar, her nekadar dünyada bir şehirleri olsa da, kendilerini dünyalılardan izole olarak tutmakta, kendi şehirlerine dünyalıları sokmamaktadırlar. Onlara dokunmaktan dahi çekinmektedirler. Bu da hem teknoloji, hem de refah seviyesi açısından kendilerinden üstün gördükleri koloniciler karşısında dünyalıların kendilerini aşağı hissetmesine sebep olmakta, onlara karşı nefreti körüklemektedir. Bir de zaten az olan iş imkanları, robotlar tarafından ele geçirilince hem robotlara hem de robot kullanımında bu kadar rahat olan dış dünyalılara karşı yoğun bir öfke birikmektedir.

Bu ortamda, dedektifimiz Elijah Baley Dış Dünyalıların dünya üzerindeki şehrinde işlenmiş bir cinayeti çözmekle görevlendirilir. Ortağı da dış dünyadan birisi olacaktır. Ortağı ile tanışmak için şehre vardığında, Baley’i hiç beklemediği bir sürpriz karşılar.Sonrasında dış dünyalı bu ortağı ile beraber cinayeti çözme macerasıdır.

<spoiler>

Bir insan olarak tanıştığı ortağı aslında bir robottur. İlk baktığında kesinlikle anlaşılmasa da, hafif bir incelemeden aslında ne olduğunu anlayabilmeketdirler. Robotlara karşı önyargıları olan Elijah ile bizde aslında robotları, onların pozitronik beyin deniler, ana devrelerine işlenmiş robot yasalarını, olaylara hisleri olmadığı için mantık çerçevesinden bakış ve analizlerini öğreniriz. Aynı şekilde, insanları daha iyi anlamak isteyen R. Daneel Olivaw sayesinde de , insanların iç korkularını, bu korkularını nasıl yenebileceklerini Elijah ‘ın bakış açısı ile gözlemleriz.

<spoiler sonu>

Asimov’un bir edebiyat dahisi olduğunu söyleyemeyiz. Tumturaklı cümleler kullanmaz.  İhtiyacı da yoktur zaten. Olaylar, mantık çıkarımları, yaratıcı zekası, buluşları önemlidir.  İnsanların teknoloji ile olan ilişkisinin son derece farkındadır ve bunu da romanlarında ve hikayelerinde iyi bir şekilde kullanmaktadır. İnsan-ruh-teknoloji-korkular gibi temalar ağırlıktadır.

Benim Asimov romanlarında en çok sevdiğim; mantık örgüleridir. Okurken 1 ve 0 = 0  gibi keskin mantık çerçevelerini görürüz. Öte yandan, insanın daha doğrusu doğanın aslında bununla kısıtlanamayacağını da görürüz. En ufak bir değişiklik, olayların sonuçlarını değiştirebilmektedir. Gri alanlar, ne 1 ne 0 olarak sonuç veren gelişmeler vardır.

Asimov romanları sinemaya neden pek uyarlanmamış, bilemiyorum. Özellikle Elijah Baley romanlarının tam sinemalık olduğunu düşünürdüm. Tabi Ben, Robot gibi bir filme benzer yapacaklarına, hiç yapmamaları daha iyi olacaktır.

Son olarak; Bilim kurgu romanları ve filmleri, disütopyalar insanları ne kadar uyarmış olsa da, aşağıdaki gibi robotların gerçekten yapılmış olması, televizyonda robot savaşları gibi acayip programların yapılıyor olması oldukça korkunç değil mi?

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Çelik Mağaralar – Caves of Steel” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s