Gladyatör kararını arenada verir – Seneca

Bir ara bir instagramdan takip ettiğim stoacı felsefeye adanmış bir sayfa vardı. Stoacılık kelimesini duymuşluğum vardı ama manasını hiç merak edip araştırmamıştım. Bu instagram sayfasında Epiktetos’un da adını görünce merakım iyice depreşmişti. Çünkü Epiktetos’a uzun zaman önce bir ara bunalımlardayken rast gelmiştim. Böyle yazınca da bir kafede karşılaştık gibi oldu ama çoğunlukla çok zevk aldığımız konulara tesadüf eseri denk gelmez miyiz zaten? En azından bana sıklıkla böyle olur. İnsanlar ile bile.

Epiktetos Roma’da yaşamış bir köleymiş. Köle olmasına karşın kendisinin mutlu bir hayatı varmış. Başına gelen olayları Pollyanna gibi güzel yanlarını görmek değil de, ona özel yapılmış bir hareket olarak algılamamak, varlığından, elindekilerden tatmin olan, mutluluğunu dış koşullara bağlamayan bir hayat sürdürmek üzerine bir yaşam felsefesi varmış. Bunun stoacılık olduğunu o zaman bilmiyordum. Birkaç alıntı sözü hoşuma gittiği için özlü sözlerini içeren bir kitap almıştım.

Bu instagram sayfasında Epiktetos dışında ünlü stoacılardan bahsediliyordu. Bunlar Seneca ve Marcus Aurelius olarak geçiyordu. Stoacılığa giriş için bu insanların eserlerinin okunması tavsiye edilmişti.

Ben de en sonunda internetten biraz araştırıp bu ikisine ait iki kitap sipariş ettim.

Seneca için tercihim “Gladyatör kararını arenada verir” isimli kitap olmuştu.  O kadar araştırmama rağmen bu konuda iyi bir tercih yapmamışım. Özellikle bu kitabı öneren web sitesine güvendim, ama ne beklemem gerektiğini bilememişim. Belki böyle bir referans arayan olursa diye bir iki kelam yazmak, yol göstermek istedim. Yoksa ayaküstü stoacılık üzerine yazacak değilim.

İnce bir kitap, rahat okunuyor okunmasına. Almadan önce de kafamı azıcık rahatsız eden husus yazar kısmında Seneca dışında bir isim olmasıydı. Yazıma hazırlayan, derleyen kişinin ismi diye yorumlamıştım.

Kitap Seneca’nın hayatının çeşitli zamanlarında paylaştığı bazı sözlerini içeriyor. Bunlar italikli kısa pasajlar şeklinde alıntılanmış. Ama geri kalan kısımlarda kitabı hazırlayan Özlem Hanım’ın Seneca’nın sözlerini yorumlamasını okuyormuşuz gibi. Belki belli bir yaş altındakilere, felsefeye yeni başlayanlara ya da bir ders ödevi hazırlayacaklara iyi bir kaynak olabilir ama, okuduğumdan ne anlamam gerektiğini anlatan bir kitap, özellikle böyle bir referans aramıyorsanız pek hoş gelmiyor. Belki daha incelikli bir anlatımı olsa sevebilirdim ama yazarın derleyişi ve yorumlama tarzını da sevemedim. Aslında ders oldu. Biraz Seneca için başlangıç seviyesinde bir şeyler aramıştım ama bu kadar basitini beklemiyordum. Yine de az buçuk fikir verdi. O kadar da gömmiyeyim.

Sırada Marcus Aurelius var. Bakalım ondaki tercihim doğru muymuş?

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s